|
 |
|
|
Çağla ile Badem
Çağla ile Badem'i görünce sevginin ne olduğunu daha iyi anlıyorum
suha.umar@isbank.net.tr
Çağla ile Badem iki bebek köpekti. Dışişleri Bakanlığı'na yakın bir yerde doğdular. Daha o yumuk yumuk gözlerini dünyaya açar açmaz insanlara kuyruk sallamaya, önlerinde yatıp karınlarını okşatmaya hazırdılar. Bakanlık Çağla ile Badem'i sahiplendi. Üç genç kadın her gün gidiyor, onları seviyor ve küçük armağanlar götürüyorlardı.
Yavrular bir gün kayboldular. Üç kadın yollara düştüler. Ve sonunda buldular iki küçük yavruyu.
İkisi de perişandı. Birileri onları almış ve günlerce işkence etmişti. Badem'in artık bir gözü yoktu! Bir bacağı kırılmıştı. Yine de sağ bulunduklarına şükretti herkes.
Çağla ile Badem için bakanlıkta yeni bir yer yapıldı. Kulübeleri oraya taşındı. Yemekleri, suları ihmal edilmedi
Hâlâ insanları görünce, koşarak geliyorlar.
Ayak seslerimi tanıyor ve iki günde bir onlara vereceğim bisküvileri veya kemikleri bekliyorlar.
Ama özellikle Badem, başını okşayıp onu biraz sevmezsem uzattığım bisküviyi almıyor. Sevginin önce geldiğini, en çok sevgiye gerek duyduğunu göstermek istercesine.
Onları gördükçe sevgi nedir daha iyi anlıyorum.
Hayvanların sadece 4 Ekim Dünya Hayvan Hakları Günü ve göstermelik olarak anımsanmaması gerektiğini de!
Mülkün temeli
Adalet mülkün temelidir! Peki "mülk" nedir?
Görünen odur ki, "mülk" ev, sanayi sitesi, havaalanı, mahkeme binası vs. ise bu ilke geçerlidir ama "mülk", tüm değerleri ile "yurt" olduğunda durum biraz karışmaktadır.
Örnek: Ülkemizde yürürlükte olan yasalar yurdun, yani mülkün parçası olan karacanın, turnanın alımını, satımını yasaklamıştır. Peki o zaman Nallıhan savcısı, bir çiftlikte yakalanan karacanın, turnanın, "usulüne uygun olarak satın alındığına" hangi kanuna dayanarak karar verebilmiştir?
Ya Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Adalet Bakanlığı, "Bu savcı yanlış yapmıştır" başvurularını nasıl olup da "Bak senin için ne diyorlar!" der gibi, incelenmesi(!) için aynı savcıya göndermiştir?
Örnek: Kara Avcılığı Yasası'nın altı ayrı maddesini ihlal ederek usulsüz avlanan Çandır savcısı hakkındaki cezayı, İdare Mahkemesi "Suç oluşmamıştır!" gerekçesiyle nasıl iptal etmiştir? Bu savcı, Hakimler ve Savcılar Yasası'nın arkasına saklanıp "dokunulmazlık" ileri sürerek, cezayı kesen orman görevlileri hakkında hangi yüzle ve yetkiyle, suç duyurusunda bulunabilmiştir?
Dahası, "Çandır savcısı av suçu işlemiştir. Bana izin verin, hakkında soruşturma yapacağım" diye Adalet Bakanlığı'na başvuran Burdur başsavcısına neden izin verilmemiştir?
Danıştay'ın tavrı
Örnek: Danıştay'ın ilgili dairesi, Burdur Gölü kenarına kurulan Isparta organize sanayi bölgesi ile havaalanının yer seçimi kararını iptal etmişken, Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu zamanın Ispartalı cumhurbaşkanı ile yemek yedikten sonra kendi içtihadını bir yana koyarak, bu iptal kararının yürütülmesini nasıl durdurmuştur?
Örnek: Türkiye'nin taraf olduğu tüm uluslararası anlaşmalara ve sözleşmelere aykırı Merkez Av Komisyonu kararlarının yürütülmesinin durdurulması için açılan davalarda Danıştay, "Telafisi olanaksız zarar söz konusu değildir, o nedenle yürütmeyi durdurmaya gerek yoktur!" kararını nasıl alabilmiştir? Arada öldürülecek hayvanların nasıl olsa geri getirilebileceğini mi düşünmüştür?
Yasaları bilmeyen, uygulamayan, içtihat yaratma görevini anımsamayan adalet, tüm değerleri ile "yurdun" yani gerçek "mülkün" değil olsa olsa, yeşil alana inşa edilecek Anayasa Mahkemesi binasının temeli olur.
Bize "Adalet mülkün temelidir" dediler ama galiba "mülk"ün ne olduğunu söylemeyi unutmuşlar!.
|
|
|

|