|
 |
|
|
Gecekondu vadisi
Çeşitleme / Selim Türsen
Havaalanından şehre gelirken arkamdaki sırada oturan iki bayanın konuşmalarına ister istemez kulak misafiri oldum. Uzunca bir süreden beri İzmir'e gelmedikleri anlaşılıyordu. Karabağlar civarından geçerken pencereden gördükleri mağazalarla ilgili sıradan yorumlarda bulundular.
Ama ne zaman otobüs bir zamanlar cennet ama şimdi cehennem gibi olan eğri, bürü sıvasız, boyasız gecekondudan bozma binalarla dolu vadiden geçmeye başladı şaşkınlık feryatları ortalığı kapladı. Buca ve Gültepe sırtlarından yola doğru akıp her an yıkılacakmış gibi duran o bina bozuntularının hangi şehircilik ve plancılık anlayışının eseri olduğunu bir türlü anlayamadı İzmir'e yolu düşenler. Sonra Eskişehir'i örnek vermeye başladılar. Kentin dört bir yanına yayılmış birbirinden güzel sanat eserleri, heykellerle süslemiş adım başında bir açılan meydanlarıyla gerçek bir üniversite kenti olan Eskişehir'deki genç heyecanı anlata anlata bitiremediler.
Söz kente damgasını vuran isim Yılmaz Büyükerşen'den açılıp politikaya kadar geldi. Büyükerşen'in adının solun liderliği için gündeme gelmesinden, ama Baykal'ın, CHP'nin başına çöreklendiğini kimsenin değiştiremeyeceğini ve partinin oy almasının da çok zor olacağından söz edildi.
Böylece artık seçim kulvarına giren Türkiye için bir nabız yoklaması da kendiliğinden gelivermiş oldu.
* * *
Politika bir yana, hanımların sesi biraz yüksek çıktığı için ister istemez duyduğum konuşmalar beni Ankara'da gecekonduların kaldırılması projesine götürdü. Malum, Ankara'da havaalanından kent merkezine gecekonduların arasından kıvrıla kıvrıla giden yol, yıllarca dünyanın dört bir yanından misafir ağırlayan Başkent'in utancıydı.
Ama artık bu görüntüler yok oluyor. Gecekondu sahiplerinin modern şehirciliğe uygun projelerle ikna edilmeleriyle artık utanç yolu övünç yolu oluyor.
İzmir de benzer projeleri üretmekten aciz değil. Köyden kente göç oldu diye elini kolunu bağlayıp gecekondularla donanmış vadiler arasında yaşamak zorunda değil İzmirliler. Ankara örneği gözler önünde. Çok güzel projeler geliştirmek mümkün. Yeter ki öncelikli işler arasına alınsın ve hukuki, mülki her türlü sorunuyla uğraşılsın. Yoksa "Gecekondu Vadisi" yıllarca İzmirlerin utancı olarak gözlerinin önünde asılır kalır.
Şimdi itibar yönetimi zamanı
Salim Kadıbeşegil İzmirli eski bir gazeteci şimdi danışman bir dostumuz. Geçen hafta "İtibar Yönetimi" adlı son kitabı yayımlandı. Kitabında "Eğer iyi yönetilemezse 30 yılda kazanılan itibar 30 saniyede kaybolup gider" diye yazıyor. Çocuk işçi çalıştıran, çevre felaketlerine neden olan dünya devi şirketlerin başlarına, tüketicilerin boykotları sonucu neler geldiğini hepimiz biliyoruz. Kadıbeşegil kitabının kapağına "İtibarınızı yönetmekten daha önemli işiniz var mı?" diye yazmış. Çok haklı. Bir zamanların yıldızlarının itibarlarını beş paralık ederek teker teker nasıl kaydığını gördük. İtibar kaybının nelere mal olduğunu kapıların teker, teker nasıl kapandığını pek çok kişi ya da kurum en acı bir şekilde özellikle 2001 krizi döneminde öğrendi.
Küreselleşme sürecinde "kurumsal itibar"ın önemini de anlatan Kadıbeşegil "Artık yabancı yatırımcılar gittikleri ülkelerde iş yapmayı planladıkları kuruluşları 'Ne kadar malı, mülkü, arazisi, arabası, makinesi var' diye incelemekten ziyade, insan kaynaklarının niteliğinin ne olduğu, çevrelerinde nasıl algılandıkları, yerel yönetimler ve kamu bürokrasisi ile ilişkilerinin düzeyi, sivil toplum kuruluşları ile ilişkileri gibi elle tutulamayan gözle görülemeyen değerlerine bakıyorlar" diyor.
İtibar yönetimi, günümüz iş dünyasında üzerinde fazla durulmayan ama çok önemli gerçekleri dile getiren özenle çalışılarak hazırlanmış, yeni ufuklar açan bir kitap. Yazarın eline sağlık.
stursen@milliyet.com.tr
|
|
|

|