|
'Doğru' hiç iktidara gelmez, sadece düşmanları yok olur
Şöyle tepelerden objektif olarak bakıldığında görünen o ki, 21. yüzyılın başında da Türkiye yine çalkantılı bir döneme doğru kayıyor.
Neden çalkantılı bir döneme doğru kayıyor; yanıtı açık:
Çünkü Çankaya'ya kimin tırmanacağı sorunu; 2 saatlik bir sağanakta Beykoz'da Zerzevatçı Deresi'nin taşması sonucu Mahmut Şevket Paşa köyünü suların basmasından da önemli, Bafa Gölü'nde ölü balıkların karaya vurmasından da, Türk vatandaşlarının "yaşam kalitesi" açısından, Yunanistan'ın 60 basamak altına düşmüş olmasından da...
***
Son 200 yılda Türkiye'de olup bitenleri kabaca gözden geçirdiğimizde, karşımıza ekonomik şeffaflıktan yoksun bir babalanmalar tefrikası çıkmakta ve bu tefrika bugün de sürüp gitmekte...
İçe dönük babalanmalar, dışa dönük babalanmalar...
***
Bugün yıl 2006.
Acaba durum 1806'da nasıldı?
Şöyle bir göz atalım:
1- Osmanlı tahtında, 30 yaşında padişah olmuş III. Selim bulunuyordu. III. Selim tahta çıkar çıkmaz, ülkeyi çağdaşlaştırma gayretine düşmüş ve "Nizam-ı Cedid" başlığı altında "yeni bir düzen"i gerçekleştirmeye sıvanmıştı.
***
2- 1804'te Sırplar, "bağımsızlık" ayaklanmasını başlatmışlar ve İstanbul'a baş kaldırmışlardı. Romonof Rusyası da, Sırpları destekliyordu.
***
3- Aynı tarihlerde "Rumeli Âyanı - yerelin önde gelen kişileri", "din elden gidiyor" gerekçesiyle, III. Selim'in "Yeni Düzen"ine karşı Edirne'de de bir ayaklanmayı alevlendirdiler.
***
4- 1806'da Rusya'ya karşı savaş ilan edildi.
***
5- Yine aynı tarihte İngiliz donanması Çanakkale'yi zorla geçerek İstanbul önlerine gelmiş ve kısa bir süre sonra da çekilip gitmişti.
***
6- 1807'de, Sadaret Kaymakamı Köse Musa Paşa ile Şeyhülislam Şerifzade Ataullah Efendi'nin "kafirleşme"ye karşı sürekli kışkırttığı çevreler; Boğaz'daki askeri birliklerin neferlerini de eyleme geçirdiler ve Kabakçı Mustafa adında bir çavuşun önderliğinde, -III. Selim'in "yeni düzen"i uygulamaktan vazgeçmesine karşın- yine de padişahı tahttan indirdiler.
***
O yıllarda da köylerin ne yolları, ne okulları vardı. Yağmurlarda ırmaklar taşıyor, her yeri sular basıyor; yangınlarda mahalleler kül oluyordu.
***
Şimdi bir de, 1906'ya bir göz atalım:
1- Osmanlı tahtında, 1876'da 34 yaşında padişah olmuş II. Abdülhamit oturuyordu. Ali Suavi'nin girişimi de dahil, padişahı devirme eylemleriyle siyasal çalkantılar büyüdükçe büyüyordu.
***
2- 1905'de padişaha karşı, cuma selamlığında bombalı bir suikast düzenlenmiş, başarıya ulaşamamıştı. Bosna ve Hersek, Avusturya-Macaristan imparatorluğunun egemenliğine kaymıştı. Bulgaristan'da ayaklanmalar sürüyordu.
***
3- 1889'da gizlice kurulmuş olan İttihat ve Terakki Cemiyeti, Alman İmparatoru II. Wilhem'in desteğiyle de, iyice güçlenmiş ve II. Abdülhamit, 2'nci kez parlamenter bir düzeni yürürlüğe koymak zorunda kalmıştı.
***
4- 1908'de Bulgaristan bağımsızlığını ilan etmişti.
***
5- 1909'da, ünlü "31 Mart Vakası"... İttihatçılara karşı, İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti'nin sözcüsü -Derviş Vahdeti'nin gazetesi- "Volkan"ın, sert muhalefeti ile başlayan ve neferleri de etkileyen kanlı bir ayaklanma... İttihatçıların asıl merkezi olan Selanik'teki 3. Ordu'nun İstanbul'a gelerek ayaklanmaları bastırması; sıkıyönetimin ilanı; idam cezaları ve II. Abdülhamit'in tahttan indirilmesi.
***
Yüz yıl önce de kul yığınlarının "yaşam kalitesi" düşük mü düşüktü. Köyler, kasabalar, kadınlar, çocuklar pesperişan, çaresiz ve yoksuldular.
İktidar kavgaları; ne ekonomik bir şeffaflıkla ilgiliydi, ne de adam başına düşen ulusal gelir birimiyle...
***
Yıl 2006... İçeride "laiklik" ve "irtica" tartışmalarıyla kutuplaşmalar süre dursun; Ermeni sorunu, Kürt sorunu, Kıbrıs sorunu, Ege sorunu, hızla küreselleşen 21'inci yüzyıl dünyasının çeşitli bölgelerinden sık sık tırnaklarını uzatıp durmada...
Bir yanda babalanmalar tefrikası, bir yanda yazı ve düşünce adamlarının mahkemelerde sürünüp durması...
Vatandaşların "yaşam kalitesi" açısından, 175 ülke arasında 95'inci sıradayız.
Unutmayalım "önce vatan" arkadaşlar...
c.altan@prizma.net.tr
|
|