Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 12 Ekim 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ancak Ağar


DYP Genel Başkanı Ağar'ın "Dağa çıkıp kurşun sıkacaklarına, düze inip politika yapsınlar" söylemi, siyaset gündemine gülle gibi ağırlık koyarak oturdu.
Bu söylem, bir başka parti liderinden ya da siyasetçiden gelseydi, o kişi, "günah keçisi" olurdu.
Ancak... Türkiye'de PKK terörünün belini kıran Ağar'ın, o siyaset tavrını ortaya koyması farklıdır.
Türkiye'nin ulusu ve yurduyla bütünlüğü için ön safta kavga veren "eşitler arasında birincidir."
Mehmet Ağar'ı seven vardır, ona karşı olan vardır ama bu özel konumu tartışmasızdır.
........................
Türkiye politikasında bazı gerçeklerin altını çizelim...
Duyarlı konuların üstüne ancak ona "aykırı" isimler gidebilir.
Örneğin... 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, ilk başbakan olduğu yıllardan itibaren yıllarca Amerika'ya gitmedi.
Daha 39 yaşındayken Adalet Partisi Genel Başkanı seçildiği kongre öncesinde, gazetelerde ABD Başkanı Johnson'la yan yana çekilmiş fotoğrafları yayımlanmıştı. Kamuoyuna Demirel'in -sanki- Amerika'nın adamıymış gibi bir algılaması yansımıştı.
Oysa... Gerçek hiç de öyle değildi.
Hatta "12 Mart 1971 muhtırası ile başbakanlıktan indirilişinin arkasında Amerika'nın olduğu" kanısı yaygındır.
Amerika'nın "afyon ekimi alanlarının sıfırlanması, hiç değilse çok daraltılması" dayatmalarına, Türk tarımını korumak amacıyla direnişi, onu hedef haline getirmişti.
Bilinmelidir ki... 12 Mart muhtırasının göreve getirdiği hükümet marifetiyle ABD'nin istediği "afyon ekimi kısıtlaması" gerçekleşti.
Ama...
Gerçek bu olsa da kamuoyu, Demirel'i ABD ile örtüşen bir görüntüde algılamıştır.
Demirel büyük olasılıkla o nedenlerle -neredeyse- çeyrek yüzyıl boyunca ABD'ye gitmemiştir.
Buna karşılık...
Sovyetler Birliği'yle alabildiğine yakınlaşmıştır. Alüminyum, demir-çelik tesisleri, rafineri ve benzeri Sovyetler Birliği yatırımlarıyla onun döneminde Türkiye, Rusların en fazla yoğunlaştıkları coğrafyalardan biri olmuştur.
1970'te Kurtul Altuğ'un Hürriyet'te "Ruslar geliyor" manşetiyle yayımlanan haberi, bu oluşumu belgeleriyle yansıtıyordu. Ona "yılın gazetecisi" ödülünü kazandırmıştı.
.......................
Madalyonun başka yüzü...
Demokratik Sol (ortanın solu) CHP'nin(*) lideri Bülent Ecevit ise, yıllar boyu Sovyetler Birliği'ne giremedi.
Merkez ve merkez sağ halk yığınları, meydanlarda "Ortanın solu, Moskova yolu" diye sloganlar atıyordu.
Ecevit o nedenle dış gezilerini daha çok ABD'ye yaptı. Kıbrıs müdahalesi sonrası ABD tarafından konulmuş olan "ambargoyu" Washington'a ve New York'a giderek kaldırmaya odaklandı.
Orada, "Türkiye-ABD ilişkileri" üzerine buzulları eritecek konuşmalar yaptı.
Kabul etmek gerekir ki, kamuoyunda tepki görmeden, Amerika'ya böyle bir yaklaşımı sadece Ecevit gibi bir demokratik sol lider vitrine koyabilirdi.
Öylesine konuşmalar yapmıştı ki, merhum ustam Metin Toker'in -onu hiç sevmediği halde- "Gözlerim yaşardı" diye, bu geziden gözlemlerini yazdığını anımsarım.
Ecevit, ancak çok yıllar sonra Sovyetler Birliği'ne gidebildi.
O geziye katılanlar arasındaydım.
Hiç de ABD gezisinde olduğu kadar rahat değildi.
Zaten o gezi de sonuç vermeyen bir sembolik jest olarak kaldı.
.......................
Sonuç:
Ecevit ve Demirel birer "sosyo siyasal davranış" örneğidir.
Yazının başına dönersek... Mehmet Ağar da, PKK için "yeni" söylemleriyle böyle görülmeli.
Siyasi parti liderleri arasında sicili gereği bu "yeni" açılımları -doğrudur ya da yanlıştır ayrı konu- ancak o söyleyebilirdi.
Devam edeceğim...
.......................
(*)12 Eylül'den sonra Ecevit'in kurduğu parti, Demokratik Sol Parti adını almıştır.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Fransa ve resmi tarih
FRANSA'DA bir kanun var; "Tarih kitaplarında ...
Çetin ALTAN
'Doğru' hiç iktidara gelmez, sadece düşmanları yok olur
Şöyle tepelerden objektif olarak bakıldığında...
Melih AŞIK
Karar gününde...
Bugün gözler ve kulaklar Fransa'da... Fransız...
Fikret BİLA
Chirac ile Teziç arasındaki mektuplaşma
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, Fransa'n...
Hasan CEMAL
Avrupa Birliği yolundan çıkmak!
Akıl tutulması ne demek? Türkiye'nin Avrupa B...
Güneri CIVAOĞLU
Ancak Ağar
DYP Genel Başkanı Ağar'ın "Dağa çıkıp kurşun ...
Can Dündar
Hitit güneşi söndü
Öykümüz 1930'larda Mussolini'nin bir söylevi...
Hurşit GÜNEŞ
Kur değişiminin getirdiği
Bu hafta açıklanan sanayi üretimi verileri di...
Doğan HEPER
Türkiye Batı kıskacında
BUGÜN 12 Ekim 2006 Perşembe.
Semih İDİZ
Türkiye-AB ilişkisi için çok sakıncalı
Türkiye'yi bu hafta ziyaret eden Avrupa Sosya...
Sami KOHEN
Fransa'ya verilecek ders...
KRİTİK gün nihayet geldi. Fransız Ulusal Mecl...
Hasan PULUR
Bu şehirde nasıl yaşanır?
BU şehirde yaşanmaz!
Derya SAZAK
Kore'nin bombası
Kuzey Kore'nin gerçekleştirdiği öne sürülen n...
Meral TAMER
TNT Ekspres'ten Baba Beni Okula Gönder'e destek
Gazetemizin Baba Beni Okula Gönder kampanyası...
Yaman TÖRÜNER
Banknot polemiği
Geçen hafta, 20 Yeni Türk Liralık banknottaki...
Güngör URAS
Üretimin önünü açmaya mecburuz
Ekonomi politikalarının hedefi halkın mutlulu...
Serpil YILMAZ
Türkiye enerji köprüsü
Avusturya'nın başkenti Viyana'da OMV'nin yıll...
M. Ali BİRAND
Yeni bir 6-7 Eylül yaratmayalım...
Yine ipin ucunu kaçırmak üzereyiz....

© 2006 Milliyet