Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Ekim 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kim istemedi Hakan'ı

Dünkü gazeteleri gördünüz mü?.. Hemen her yazar, "Hakan Şükür milli takımı bıraksın" diyenlere sallıyor.
Kimse bunlar!..
Görünen o ki, kimse istememiş Kazım Kanat dışında. O da ustası Hıncal Uluç'un çaresiz durumlarda başvurduğu yolu seçerek "Hakan'ı motive ettim" deyip "dört gol benim"e kadar getiriyor işi ama hüzünlü bir bıyık altında gülümsemeden başka bir şey elde edemiyor.
Beni pek ilgilendirmiyor aslında kimin ne söylediği.
Geçen hafta yazdığım "Hakan, İmam ve Ben" yazısından bir bölümü tekrarlıyorum ve herkesin "malını" ortaya koymasına ön ayak olmayı diliyorum:
'Tükürdüğünü yalamak'
Şimdiiiii....
Bayram değil, seyran değil; neden gündemin dışındayım. Neden ben de "Hakan Şükür milli takımda oynamalı mı oynamamalı mı" tartışmalarına dalmadım.
Ben ki, Hakan Şükür için en ağır yazıları yazmış adamım.
Ama dikkat edin yazılarım sadece ülkeye empoze etmek istediği hayat görüşüyle ilgili eleştirilerdi.
Ve sadece o konuştuğu zaman. Futbol dışına çıkıp New Jersey ağzıyla konuşunca...
Futbolundaki iniş çıkışlarda radikal söylemlere girecek kadar aptal değilim çok şükür. Hatta birçok kereler kalem arkadaşlarımı da uyardım yazılarımda; Hakan'a "futbolu bırak" derseniz haklı çıkmak için uzun yıllar beklersiniz diye... Eğer sahadaysa, bir oynar tükürdüklerinizi yalayamazsınız.
Eleştirmek istiyorsanız, ondan daha iyi "replik veren" birini mi bulacaksınız.
Hocayla itişir, F Tipi örgütlenmelere girişir, çok konuşur...
İktidar mücadelesine bayılır.
Tüm bunlar arasında en son eleştirilecek yanı futboludur.
Bunları yazdım.
Yine de adım çıktı Hakan Şükür düşmanına.
Düşman olsam, şu an tam zamanı. Hakan form düşüklüğünde. Milli takıma seçilmesi bile tartışmalı.
Ama ben Hakan Şükür'ün en büyük sevaplarından birine baktım.
Çünkü iyilik başımızın tacı.
Çünkü bu vatanın bir köşesindeki kardeşine yardım eden, yaptığından çıkar beklemeyen herkes bizim de kardeşimiz.
İster Bingöl'ün imamı, ister İstanbul'un Hakan'ı...
Ben insanların eylemine bakarım. İyi ise överim, kötü ise yererim.
Ön yargısızım.

Trabzon yöneticileri

Trabzonspor Asbaşkanı Haşim Seyitoğlu, eski yönetimler için "Kulübü batırdılar, söylemleri de yersiz" demiş. Ve eklemiş...
"Lazaroni'ye ödenen tazminatın eleştirilmesini anlıyamıyorum" Burada mantık yürütmüş sayın Seyitoğlu: "Eğer alırken tazminat maddesi koymasaydı, 3 yılda 5 milyon dolar ödeyecektik. 680 bin dolara hallettik". Yahu Trabzon yönetimi 4 milyon 320 bin dolar kâra geçirmiş kulübü de haberimiz olmamış.
Sahi kim almıştı Lazaroni'yi. Kendileri... Olabilir. Yöneticiler de yanılabilir. Lakin eski yönetimi suçlarken kendi hatanı ikrar etmek, değil Trabzonspor gibi dev bir camia Asbaşkanı'nın; bir apartıman yöneticisinin bile düşmemesi gereken yanlıştır. Komiktir, hoştur ama güvenilirliği azaltır.

Gökçek'ten "ters sarma"

Ankaraspor Kulübü Onursal Başkanı Melih Gökçek, "Ankaraspor, Fenerbahçe'yi yenerse, Fenerbahçeliler Zico'yu yollar, Aykut Kocaman'ı da bizden isterler" dedi.
Sayın Gökçek siyasetçi...
Siyasette bu tip "ters sarmalar", "kurt kapanları", "Polemik uğraşları" zeka olarak algılanıp yapana puan sağlar.
İyi midir, kötü müdür; siyasetimizin ve siyasetçilerimizin durumuna bakıp siz karar verin.
Lakin futbol kaldırmaz böyle oyunları.
Siyasetten bile daha ciddi düşünüp konuşulacak bir yer oldu artık futbol. Çünkü takımların arkasındaki kitleler, dört-beş sene beklemiyor hesap sormak için. Bir hafta içinde organize olup tribünde fırtına çıkarıyor, rüzgârı sokakları üfürüyor. Siyasetteki gibi oy verdiği adamdan imar affı, vergi affı, devlet kapısında iş, üst geçit falan beklediği yok futbol taraftarının. Oy değil gönül veriyor.
Gönül kırıklığını anında tahsil ediyor.
Polemiklerde ise "kıs kıs" gülmek yerine sinirleniyor.
Sayın Gökçek siyasetçi... Belki Aykut Kocaman'ın yolunu kesmek için yapıyor.
Ama hiç iyi etmiyor.
Futbol kaldırmaz siyasetçi polemiklerini.

Taraftar ve iftar!

Galatasaray'ın Avrupa maçları, Cem Uzan'ın parti mitinglerine döndü sonunda...
"Maça gelene bedava kumanya "...
PSV sınavında 30 bin yemek paketi hazırmış.
Erken gelip trafiği rahatlatanlar, oruçlarını böyle açacakmış.
Santra'da imama ezan okutun, iftardan sonra gelenlere de gülsuyu dağıtın bari.
Olimpiyat stadı değil, Eminönü'deki çadır sanki.
"Ne var bunda; gayet düşünceli bir davranış" diyebilirsiniz.
Bu sizin fikriniz.
Bana dini görevleri tribüne indirmenin nahifliğini izah edemezsiniz.
Oruç ayrı maç ayrı... Taraftar ve iftar, çok farklı düzlemlerin çok uzak parselleri.
Tıpkı siyaset ve din gibi.
Coğrafya farklı, kimya farklı, söylem farklı...
Bir Allah için, öteki kişisel zevk ve ihtirasın allahı...
İkisini birbirine sokarsanız, ikisine de yazık edersiniz.
Kutsal günlerin dini atmosferinde orucunu açıp dualarını edenler, maç başlayınca Galatasaray akınlarında "Allahuekber" mi çeksinler?
İran mı burası?

eguven@milliyet.com.tr




SPOR
'Huzur istiyorum'
Her şey güzel olacak!
Petre indirimi
Sergen taş attı!
Gökdeniz öfkesi
Küfürde son tango bugün
Terbiyeli derbi!
Robinson alay konusu
Sarıyer lideri devirdi: 3-1
En mutlu aile
Türkiye Rallisi'ne yağmur darbesi
Haber turu...
Benimkisi de bir milli takım hikayesi
Kim istemedi Hakan'ı
Bitsin artık bu çile!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Bilgin GÖKBERK
Benimkisi de bir milli takım hikayesi
Galatasaray-Bordeaux maçını, bizim Ömer'in(Te...
Ercan GÜVEN
Kim istemedi Hakan'ı
Dünkü gazeteleri gördünüz mü?.. Hemen her yaz...
Nilay YILMAZ
Bitsin artık bu çile!
Maçtan önce herkes gibi arkadaşımla biz de Ha...


© 2006 Milliyet