|
Akıl tutulması (3)
Kuzey Irak'a girmek!
Ne demektir akıl tutulması? Türk ordusunun Kuzey Irak'a girmesidir!
Niye akıl tutulmasıdır?
(1) Macera olduğu için öyledir.
(2) Kuzey Irak Türkiye için bir bataklık haline geleceği için öyledir.
(3) Kuzey Irak macerası nedeniyle bizim Kürt sorunu -ya da resmi deyişle bölücülük- daha beter azacağı, PKK'nın elini güçlendireceği için öyledir.
(4) Bizim Güneydoğu coğrafyası Kuzey Irak'ı da içine alacak biçimde genişleyeceği için öyledir.
(5) Irak Kürtleri ile çatışmak, kendi Kürt vatandaşlarımızı da derinden rahatsız edeceği öyledir.
(6) Kuzey Irak'a girmek, Türkiye'yi ABD ile karşı karşıya getireceği için öyledir.
(7) AB ile karşı karşıya getireceği, hatta AB ile ilişkilerin askıya alınmasına yol açacağı için öyledir.
(8) Böyle bir Kuzey Irak macerasının Türkiye'de demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları alanında gerilemelere neden olacağı için öyledir.
Başka?
(9) Bütün bunlar Türkiye'de yalnız siyasal istikrarı değil, ekonomik istikrarı da, hiç kuşkunuz olmasın, son derece olumsuz etkileyeceği için öyledir.
(10) Türkiye'nin ekonomik büyümesi, kalkınması için gerekli olan fonların, tıpkı 1990'ların 'kayıp yılları'nda olduğu gibi, silahlanma ve silahlı mücadeleye kanalize edileceği için öyledir.
Alın size on neden!
Kuzey Irak'a girmenin Türkiye'ye bu on tane nedenle çok pahalıya patlayacağını öngörmek için falcı olmak gerekmiyor.
Şimdi kimileri sorabilir:
Irak bölünsün mü? Kuzeyinde bağımsız bir Kürt devleti kurulsun mu? Irak Kürtleri hem Kerkük'ün, hem de Kerkük petrollerinin üstüne mi otursunlar?
Bu konuların Türkiye'yi rahatsız ettiği malum. Böylesi gelişmeler, Türkiye'yi istikrarsızlaştırabilir.
Ama aynı zamanda gerçekçi olmak lazım. Çünkü Türkiye'nin bu konularda yapabilecekleri var, yapamayacakları var. Bu sınırların da ayırtında olmak şart.
Bıçak sırtı dengelerin göz önünde tutulması gereken bir coğrafyada yaşıyoruz.
Türkiye'nin gücü -özellikle askeri bakımdan- bilinmiyor değil. Irak Kürtleri de, Amerika da Türkiye'yi gözardı ederek bu coğrafyada yürünemeyeceğinin öteden beri farkındalar.
Bu yüzden, ister Irak'ın toprak bütünlüğü olsun, ister Irak Kürtlerinin devletleşme yolundaki adımları olsun, isterse Kerkük'ün nihai statüsü ve petrolü olsun, bütün bu konularda Türkiye'nin sesine kulak veriliyor. Türkiye kendi ağırlığını hissettiriyor.
Kısacası:
Türkiye, Kuzey Irak'a tankla topla girmeden de sesini diplomatik yollardan dinletebiliyor.
Doğru olan da bu.
Türkiye'nin Irak Kürtleriyle düşmanlaşması -ya da Irak Kürtlerinin Türkiye'yi kendine düşmanlaştırması- büyük hata olur. Irak Kürtleriyle dostluk ve barıştan Türkiye Kürtleri de yararlanır.
PKK'ya silah bıraktırmanın ve PKK'yı dağdan indirmenin yolu, Irak Kürtleri ve Türkiye arasındaki iyi ilişkilerle daha kolay açılır.
Tersi de geçerlidir.
Bir Kuzey Irak macerası, PKK'nın hem Irak Kürtleri, hem de Amerika tarafından Türkiye'ye karşı kışkırtılmasını, desteklenmesini getirir.
Türkiye'de herşeyin başı olan siyasal istikrarı torpillemek istemiyorsanız, bir Kuzey Irak macerasından uzak durmanız lazım.
Yoksa yazık olur bu ülkeye.
Şimdi bütün bu nedenlerle...
Altını çizin lütfen:
Ateşkes önemli bir gelişmedir! Türkiye'de barış ve istikrar açısından da, PKK'yı dağdan indirmek ve PKK'ya silah bıraktırmak açısından da önemli bir gelişmedir.
DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar'ın hem ateşkesi ciddiye alması, hem PKK'yı dağdan indirmek için bir af sözcüğünü telaffuz etmiş olması da altı çizilmesi gereken önemli bir gelişmedir.
Silahların susması... Şehit cenazelerinin azalması... 1999-2004 arasındaki beş yıl kötü mü olmuştu?
Ama kaygılıyım.
Çünkü bu ortam kırılgan olabilir. Yani ateşkesi bozmak için türlü çeşitli provokasyonlar sahneye konabilir. Buna karşı da dikkatli ve hazırlıklı olmakta yarar var.
Evet, zor bir ülkeyiz.
Belalı bir coğrafyamız var.
Ama en başta ekonomiye dikiş tutturup aş ve iş sorunumuzu çözmek için 'siyasal istikrar'a olan ihtiyacımız çok büyük. Bu noktayı hiç gözardı edemeyiz.
İşte bu nedenledir ki, Kuzey Irak'a girmek birçok olumsuzluğu bir anda tetikleyeceği için Türkiye açısından tam bir akıl tutulması olur.
Akıl tutulması dizisinde dördüncü yazı yarın.
Orhan Pamuk'la gurur duyuyorum!
Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülü'nü almış olmasına çok sevindim. Orhan Pamuk'la gurur duyuyorum. Türkiye de gurur duymalı, duyabilmeli! Çünkü bir Türk romancısı ilk kez Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmış oldu.
Yüz karası!
Fransız Parlamentosu'nun dün almış olduğu Ermeni soykırımı kararı tek kelimeyle yüz karasıdır. Bu büyük demokrasi ayıbıyla baş başa bırakıyoruz Fransa'yı...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|