|
Nobel gururu
Artık Türkiye'nin de Nobel ödüllü bir yazarı var. 2006 Nobel Edebiyat Ödülü Orhan Pamuk'a verildi. Bir romancı için büyük başarı. 30 yıllık emeğin ürünü, 30'dan fazla dilde yayımlanan yapıtları uluslararası saygınlığı tartışılmaz bir kurum olan İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi tarafından ödüle değer bulundu. "Cevdet Bey ve Oğulları", "Kara Kitap", "Yeni Hayat", "Sessiz Ev", "Benim Adım Kırmızı", "Kar" ve "İstanbul".
Türkiye'de ve dünyada beğeni toplayan yapıtlarıyla Pamuk, Nobel ödülünü fazlasıyla hak etmişti. Ödülün Fransa'da "Ermeni soykırımını inkâr suçu"nun Meclis'ten geçtiği güne rastlaması tarihin bir ironisi olsa gerek. Pamuk bir edebiyatçı olmanın ötesinde "Ermeni ve Kürt sorunu" gibi tartışmalı alanlarda çatışmacı değil, barışçı duruşlar sergileyebilen, mazlumiyetçi duygulardan ödün vermeyen bir aydındır. Bu yüzden TCK 301. maddenin hedefi haline getirilmiştir. Kimi siyasilerin "301 işini Türkiye'nin başına bela eden Orhan Pamuk'tur" sözlerinin mürekkebi kurumadan, Pamuk Türkiye'ye Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandırmıştır.
1980'lerde Yaşar Kemal ile Nobel'in eşiğinden dönmüştük. "İnce Memed" efsanesi ile Gabriel Garcia Marquez'in "Yüzyıllık Yalnızlık"ta anlattıkları Latin Amerika ile Anadolu'nun mistik kesişmelerini, usta iki yazarın farklı coğrafyalarda kaleme almasının örneğiydi. Ödül, Marquez'e gitti.
Orhan Pamuk, Nobel'i alarak Yaşar Kemal ustadan esirgenen ödülün sahibi oldu. İsveç Akademisi, Pamuk'un tarzını "İstanbul kentinin melankolik ruhunu yeniden yakalamak için, kültürlerarası çatışmaları uzlaştıran yeni semboller yarattı" diye yorumlamış. Geçmiş-bugün, Doğu-Batı, laiklik-İslam gibi karmaşık ikilemleri, renkli insan portreleri üzerinden çözümlediği için beğeniliyor Pamuk'un yapıtları. İstanbul'u tarih ile bugünü barıştıran bir sahneye dönüştürdüğü için övülüyor.
Geçen yıl Alman Yayıncılar Birliği'nin "Barış Ödülü"ne layık görüldüğünde, romanlarında insanı anlatırken, bir yazarın işlevinin aynı zamanda kafalardaki "öteki"yi, "yabancı"yı, "düşman"ı değiştirmek olduğunu söylemişti. Almanya'daki Türklerin yaşadıklarını, huzursuzluklarını hayal etmeyen bir Alman romancı düşünülemeyeceğinden hareketle şöyle konuşmuştu:
"Kürtleri, azınlıkları, konuşulmayan tarihin karanlık noktalarını hayal etmeyen bir Türk romancısının da eserinin eksik kalacağını hissediyorum."
Teşekkürler Orhan Pamuk. Türkiye seninle gurur duyuyor.
Edebiyattan sonra tıpta, iktisatta da Nobel bekliyoruz.
dsazak@milliyet.com.tr
|
|