Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Ekim 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Olmak ya da ölmek; İşte bütün mesele bu


Randevu... Kolayca yaptığımız bir şey değil mi? Cep telefonu çıktığından beri daha da kolay. Hatta cep telefonu çıkmadan önce nasıl yaptığımızı bile hatırlamıyoruz artık.
O kadar kolay konuşuyoruz ki birbirimizle, herkes birbirinin o kadar elinin altında ki, birine ulaşmamak, birini bulamamak mümkün değil gibi artık. Ama Şişli'de bir evde...
"Adalet Bakanı'ndan randevu istiyoruz sadece" diyor Avukat Behiç Aşçı. 190 gündür bir şey yemiyor. Onu ilk gördüğümün dörtte biri kadar kaldı. Ve Şişli'de bir evde, bir yatakta, yanında dantel örtülü bir sehpada radyosu, duvarda kendinden önce ölüm oruçlarında ölenlerin fotoğrafları, cezaevlerinden gelen boncuk işleri, yapma çiçekler, hediyelik eşyalarla ölüyor.
Ölürken, Adalet Bakanı'ndan bir randevu bekliyor. Randevu... Kolayca alıp verdiğimiz bir şey olarak o evin içinde, tavandan pamuk ipliğinin ucunda asılı bir kılıç gibi bekliyor.
Bir başka yerde de ölmek ile olmak arasında, sona ermek ile sürmek arasında bir keskin bıçak gibi duruyor "randevu" sözcüğü. Uşak Cezaevi'nde Sevgi Saymaz 1 Mayıs'tan beri ölüm orucunda. Ve işe bakın ki bir türlü, bir tanecik randevu alınamıyor, verilmiyor...

Kurbanlar nereye kadar?
Randevu alınsa konuşulacak şey, F tipi cezaevleri meselesinin yeniden tartışmaya açılması. Daha insani, daha az zalim bir yöntem bulunması. Binlerce insanın insanlıktan çıkarılmasının önüne geçmek için ne yapılabilir, bu konuşulacak.
Avrupa Birliği'nin desteğiyle yapılan F tipi cezaevlerinin Türkiye'deki uygulamasının artık Avrupa Birliği tarafından da kınandığı söylenecek. Yalnızlıktan intihar eden insanlar, insan haklarına aykırı uygulamalar sonucu yaşamını yitirenler, delirenler, konuştuklarıyla düşündüklerini karıştıracak kadar yalnızlaştırılmış ve çıldırtılmış insanlar anlatılacak ve denecek ki "Bir yöntem bulalım".
"Teröristlerle pazarlık" olarak görülüp reddedilen bu "randevu" aslında bir çok gencecik insanın hayatını kurtaracak. Bu randevu verilmezse hükümet genç kızların ve genç erkeklerin siyaseten katline karar vermiş olacak... Örgütün kurban vermek konusunda geri adım atmayacağı ortadayken bu randevuyu vermemek bu kurban edişe katılmak olacak.

Yasaklanan kitabım
Susmak, yok saymak Türkiye'de F tipi cezaevleri meselesini çözmüyor. Bizim sessizliğimiz de muktedirin sessizliğine benziyor giderek. Hatta konuşulmazsa kendi kendine bitecek, bir örgüt kendi kendini kurban ederek yok olacak diye bakılıyor belki.
Oysa biz bu sorunu ve onları yok saydıkça bizim de alanımız daralıyor. İşte, şimdi de, benim yazdığım "Ne Anlatayım Ben Sana" adlı kitap Ankara Sincan Cezaevi'nde yasaklanıyor. Elimde şu anda cezaevinin "Eğitim Kurulu Kararı"nı tutuyorum. Doğru dürüst bir gerekçe bile yazmayı becerememişler, sağ olsunlar.
Kararın gerekçesinde, "Hayata Dönüş Operasyonu'nu övmek" yazıyor. O kanlı operasyonun ancak ve sadece yerilmiş olduğu kitabı okumadıkları, içine bile bakmadıkları çok belli. Ama soramıyoruz, engelleyemiyoruz. Çünkü artık Türkiye, F tipi cezaevleri meselesini bile yok sayıyor. Oralarda yıllarını, hatta ömürlerini geçirmek zorunda olan insanlarla birlikte topyekûn bu meseleyi yok sayıyor.
Çözülmesi güç bir mesele, doğrudur. Ama insanlar ölürken bir randevu vermek de mi bu kadar zor? İnsan bunu merak ediyor...

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Tarih giyotine gitti!
FRANSIZ Milli Meclisi'nde Patrick Deveciyan k...
Çetin ALTAN
Orhan Pamuk, Türkiye'yi kalemiyle evrenselleştiren yazar...
Orhan'ın Nobel Edebiyat Ödülü'nü almış olması...
Melih AŞIK
Ödüle giden yol
Yıllar önce bir Türk Nobel kazanacak ve sen h...
Fikret BİLA
Fransa'nın çifte ayıbı
Fransa Ulusal Meclisi, "Ermeni soykırımı yokt...
Hasan CEMAL
Kuzey Irak'a girmek!
Ne demektir akıl tutulması? Türk ordusunun Ku...
Güneri CIVAOĞLU
Pamuk faktörü
Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülü'nü alması...
Abbas GÜÇLÜ
Mumcu: İrtica tehlikesi yok
ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu önceki gece Ge...
Hurşit GÜNEŞ
İç borçlar ne oluyor?
Krizden bu yana dış borçların sürekli arttığı...
Faik ÖZTRAK
Piyasalar cari açığı görmedi, hükümet rahatlamalı mı?
ABD ekonomisinin beklenenden daha hızlı soğuy...
Hasan PULUR
'Canım, kabul etsek ne çıkar?'
HİÇ kuşku yoktur ki, bazı iyi niyetli insanla...
Derya SAZAK
Nobel gururu
Artık Türkiye'nin de Nobel ödüllü bir yazarı ...
Meral TAMER
Pamuk'un Türkiye'ye armağanı
Avrupa Parlamentosu üyesi Yeşiller ve Avrupa ...
Ece TEMELKURAN
Olmak ya da ölmek; İşte bütün mesele bu
Randevu... Kolayca yaptığımız bir şey değil m...
Güngör URAS
Soykırım bahane (...bizi istemiyorlar)
Soykırım bahane... Bizi istemiyorlar. Türkiye...
M. Ali BİRAND
Bu kararda bizim de sorumluluğumuz var...
Kendimi bildim bileli her yıl aynı filmi izle...

© 2006 Milliyet