Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Ekim 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Bu kararda bizim de sorumluluğumuz var...


Kendimi bildim bileli her yıl aynı filmi izleriz.

Mart aylarında Amerikan Kongresi ayaklanır.

Amerika'daki Ermeniler, soykırım iddialarının Amerikan Kongresi tarafından kabul edilmesi için kampanya açarlar. Bu kampanyalar seçim dönemlerinde çok daha şiddetlenir. Tabii Ankara ayaklanır ve Dışişleri Bakanlığı ile Beyaz Saray üzerinde baskı yapılır. Türkiye'nin stratejik açıdan ne kadar önemli bir ülke olduğu anlatılır. Eğer böyle bir tasarı çıkarsa ilişkilerin nasıl bozulacağı üzerinde durulur. Heyetler gönderilir, basın açıklamaları yapılır ve son dakikada bir gol yemekten kurtulunur.

Bütün bu kavga sırasında da, Türkiye Ermeni diasporasına ateş püskürür. Asıl katliamın Ermeniler tarafından gerçekleştirildiği söylenir. Bazı siyah beyaz filmler de "delil" olarak gösterilir. Özel sektör ve devlet bürokrasisi, bundan böyle nasıl bir kampanya açacağını anlatır. Cek'ler ve cak'lar dolu konuşmalar yapılır.

Sonra…Her şey unutulur. Bir yıl sonraki yeni bir Ermeni saldırısına kadar, kimse bu konuyu gündemine almaz…

Hemen hemen aynı senaryo, ancak zamanlaması farklı şekilde Fransa'da da tekrarlanır.

Fransa'daki Ermeni diasporası hem daha güçlü, hem de Fransız politikacılarının zayıf noktalarını iyi bildiklerinden dolayı, daha farklı davranırlar. Orada damardan girerler. Nitekim, Fransız Parlamentosu'na soykırımın Fransa tarafından kabul edildiği kararını (2001) çıkarttırdılar. Şimdi de, soykırımın reddedilmesine ceza getiriyorlar.

Ermeni diasporası bu başarısından dolayı herhalde çok memnundur. Ancak unuttukları bir nokta var, o da Ermenistan'ın kaybettiğidir. Zira bundan böyle, Ermenistan'ın Türkiye ile bir diyalog kurabilmesi söz konusu edilemeyecek. Sınırların açılması tartışılamayacak.

Peki bizler ne yapacağız ?

Hiiç, bir süre sonra bizler de unutacağız.

Göreceksiniz, bu sıralarda edilen cek'li cak'lı sözlerden hiçbirinin arkası getirilmeyecek. Ne doğru dürüst bir çalışma, ne yeni bir yaklaşım, ne de yeni bir politika yapılacak.

Ermeniler ise, unutmayacaklar.

Türkiye'nin tepesindeki Demokles'in kılıcını sallamayı sürdürecekler.

Bugün parlamentodan geçen tasarı, yarın veya birkaç yıl sonra senatodan geçecek. Ardından da Fransız Devlet Başkanı tarafından onaylanacak. İşte bütün bu süreç boyunca, yine aynı filmi izleyeceğiz.

Ben bunu Ermeniler'in başarısından çok, bizlerin başarısızlığı olarak görüyorum. Eğer siz doğru bildiğinize sahip çıkmazsanız, birileri ortaya çıkar ve size istemeseniz dahi bazı şeyleri zorla kabul ettirir.

Suçu ve sorumluluğu başkalarında aramayalım.

Asıl sorumlu bizleriz…

* * *

AVRUPA, FRANSA'YA KARŞI İYİ SINAV VERİYOR…

Fransız Parlamentosu'ndaki tartışmalar sırasında birçok göz Avrupa Birliği'ne dönmüştü. Avrupa Birliği'nin bu olaya nasıl bir tepki vereceği merak ediliyordu.

Acaba AB sessiz mi kalacak ?

Avrupa Komisyonu ne diyecek ?

İlk ses Olli Rehn'den geldi.

Hemen ardından, Avrupa Komisyonu Başkanı Barosso konuştu.

Her ikisi de, Fransa'daki gelişmelere doğru teşhisler kurdular.

Her ikisi de Fransa'da yaşananların, Türkiye-Avrupa ilişkilerine ne oranda ters yansıyacağını anlattılar.

AB-Türkiye Parlamenter Komitesi Eşbaşkanı Lagendijk ve Türkiye raportörü Camile Eurlings de karşı çıktılar..

Bu seslerin yükselmesi çok önemliydi. Eğer böyle bir süreçte Türkiye yalnız başına bırakılmış olsaydı, bu ülkede Avrupa'ya inanmayanlar haklı çıkacaklardı. Oysa bu defa Türkiye, hem de AB üyesi olan Fransa gibi dev bir ülkeye karşı savunuldu.

Bu işlevi Avrupa Komisyonu'nun yüklenmesi de son derece dikkat çekicidir. Bu köşeyi izleyenler bilirler, Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'ye destek veren bir kurum olduğunu söyleyip dururuz.

Son günlerde kimin gerçek dost olduğu daha iyi anlaşıldı..

* * *

BU YASA KİME NE KAYBETTİRECEK?

Ermeniler'le ilgili yasa uygulamaya sokulursa, bundan kim ne kazanacak ve ne kaybedecek?

• Tek kazançlı, Ermeni diasporası olacak. Bu şekilde, Fransız örneğini gösterip, diğer Avrupa ülkelerini ve bir süre sonra da Amerika'yı, aynı yönde bir karar almaya zorlayacaklar. Fransız Parlamentosu'nun kararı bir sembol olacak. Bütün dünyaya, soykırımın gerçek olduğunu daha yüksek sesle söyleyecekler.
• En zarara uğrayacak ülke, Fransa olacak. Fransa'nın Türkiye üzerinde hiçbir ciddi etkinliği kalmayacak. Siyasi ilişkiler büyük olasılıkla dondurulacak. Aynı şekilde, Fransız ekonomik çıkarları da zedelenecek. Fransız firmalarına verilebilecek birçok ihale başka ülkelere gidecek.
• En fazla zarara ERMENİSTAN Cumhuriyeti uğrayacak.
a. Bundan böyle Türk kamuoyunun soykırım konusunda tutumu daha da katılaşacak ve eğer bir uzlaşı formülü aranıyor ise bu imkansızlaşacak.
b. Türk-Ermenistan sınırının açılması uzunca bir süre için daha da imkansızlaşacak.
c. Türkiye'ye ile Ermenistan arasında bir diyalog kurulması askıda kalacak.
• Türkiye de zarar görecek. Özellikle Avrupa Birliği'ne ilişkin konularda Fransa -Türkiye'den kaynaklanacak olan tepkilere göre- olumsuz tutum takınacak. Fransız turistleri, gelecek yıl bir olasılıkla, Türkiye yerine başka ülkeleri tercih edebilecekler.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Tarih giyotine gitti!
FRANSIZ Milli Meclisi'nde Patrick Deveciyan k...
Çetin ALTAN
Orhan Pamuk, Türkiye'yi kalemiyle evrenselleştiren yazar...
Orhan'ın Nobel Edebiyat Ödülü'nü almış olması...
Melih AŞIK
Ödüle giden yol
Yıllar önce bir Türk Nobel kazanacak ve sen h...
Fikret BİLA
Fransa'nın çifte ayıbı
Fransa Ulusal Meclisi, "Ermeni soykırımı yokt...
Hasan CEMAL
Kuzey Irak'a girmek!
Ne demektir akıl tutulması? Türk ordusunun Ku...
Güneri CIVAOĞLU
Pamuk faktörü
Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülü'nü alması...
Abbas GÜÇLÜ
Mumcu: İrtica tehlikesi yok
ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu önceki gece Ge...
Hurşit GÜNEŞ
İç borçlar ne oluyor?
Krizden bu yana dış borçların sürekli arttığı...
Faik ÖZTRAK
Piyasalar cari açığı görmedi, hükümet rahatlamalı mı?
ABD ekonomisinin beklenenden daha hızlı soğuy...
Hasan PULUR
'Canım, kabul etsek ne çıkar?'
HİÇ kuşku yoktur ki, bazı iyi niyetli insanla...
Derya SAZAK
Nobel gururu
Artık Türkiye'nin de Nobel ödüllü bir yazarı ...
Meral TAMER
Pamuk'un Türkiye'ye armağanı
Avrupa Parlamentosu üyesi Yeşiller ve Avrupa ...
Ece TEMELKURAN
Olmak ya da ölmek; İşte bütün mesele bu
Randevu... Kolayca yaptığımız bir şey değil m...
Güngör URAS
Soykırım bahane (...bizi istemiyorlar)
Soykırım bahane... Bizi istemiyorlar. Türkiye...
M. Ali BİRAND
Bu kararda bizim de sorumluluğumuz var...
Kendimi bildim bileli her yıl aynı filmi izle...

© 2006 Milliyet