|
 |
|
|
MİLLİYET, TÜRKİYE'DE KAÇAK OLARAK ÇALIŞAN ERMENİLERLE GÖRÜŞTÜ:
Bize dokunmasınlar
İstanbul Kumkapı'da görüştüğümüz Ermeniler, 'Ne olur bize dokunmasınlar' diyor ve Fransa'yı eleştiriyor: Bizimle bu kadar ilgileniyorlarsa kapılarını açsınlar. Bize sadece Türkiye kucak açtı
Gürkan Akgüneş
Onlar, Fransa Parlamentosu'nda Ermeni soykırımı inkârını suç sayan yasa teklifi üzerine, AKP'li milletvekili Yaşar Yakış'ın "Gönderelim, gitsinler" dediği, Kumkapı Muhsin Hatun Mahallesi'ndeki bini aşkın kaçak Ermeni. Kimi Erivan'da ev alabilmek, kimi çocuklarını okutmak, hasta ailesine para bulmak için gelmiş doğup büyüdükleri topraklardan.
Kendileriyle aynı kaderi paylaşan soydaşlarıyla aynı evleri paylaşan kaçak Ermeniler bugünlerde, Fransa'nın neden olduğu soykırım tartışmalarının kaçak yaşamlarını sona erdireceği endişesini taşıyorlar.
'Gönderecekler mi?'
Yasa teklifinin parlamentoda kabul edilmesinin ardından görüştüğümüz Ermenilerin ilk sorusu "Bizi gönderecekler mi?' oluyor.
Mollataşı Sokağı'nda duvarlarında Ermenice yazılar bulunan bir kuaföre giriyoruz. Armine Sukiyasyan, işsiz kaldığı Erivan'da iki çocuğunu bırakıp memleketinde ev alabilmek için 2.5 yıl önce İstanbul'a gelmiş. "Soykırım ve Fransa" der demez başlıyor anlatmaya:
'Burada çok rahatız'
"Dedem Erzurumlu. Burada çok rahatız, Türkler bize çok iyi davranıyor. Başımız sıkıştığında önce Türklerden yardım isteriz biz. Türk patronum ilk geldiğimde Ermenistan'a göndermem için, daha çalışmadan bana güvenerek 1000 dolar vermişti. Fransa madem bizimle ilgileniyor, o zaman bize yardımcı olsun.
Vize için 4 bin dolar istiyorlar ama Türkiye'de vize 500 dolar. Bize Fransa değil Türkiye kucak açtı. Fransa'da nefes bile aldırmıyorlar. Polis dükkânın önünden geçerken selam veriyor, vize ve pasaport sormuyor."
'Dedelerimizin hatası'
Sukiyasyan, soykırımın varlığına inanıp inanmadığını sormamız üzerine, "Allah'ı gözümüzle görmeyiz ama varlığına inanırız. Soykırım da bizim için öyle bir şey. Ben, dedem ve büyükannemin yaşadıklarını duydum. Şimdi Türklerle iç içe yaşıyoruz. 'Bu kadar iyi insanlar nasıl geçmişte bunları yapmış' diye düşünüyorum. Türklerin bu kadar değişebileceğine akıl erdiremiyorum ama dedeme de inanıyorum. Sonuçta geçmişte ne olmuşsa olmuş. Dedelerimizin hatasını bize ödetmesinler" diyor.
Kendi toprağımız gibi
Dzağik Sukiyasyan 50 yaşında. 3 çocuk ve 4 torun sahibi. Ailesine para göndermek için 6 ay önce gelmiş Kumkapı'ya. Ermeni bir ailenin evinde çalışıyor. Temizlik yapıp çocuklara bakıyor. Ayda 300 dolar kazanan Dzağik, "Bizi soykırım ve politika değil ekmek parası ilgilendiriyor. Fransa neden böyle bir yasa çıkardı, niye bizimle ilgileniyor anlayamadım" diyor.
Kuafördeki bir diğer kaçak işçi de Garine Mitinyan. 1988'deki Ermenistan depreminde eşini kaybeden Mitinyan, 3 ay önce gelmiş Kumkapı'ya. Hasta bir Ermeni kadına bakıcılık yapan ancak ölümüyle işsiz kalan Mitinyan da, Türkiye'de kendi topraklarında gibi yaşadığını söylüyor.
Bir internet kafede Davit Sarkisyan ile Arda Daftyan'a rastlıyoruz. Kafede bir de Ağrı Doğubayazıt'tan 25 yıl önce Kumkapı'ya yerleşen Ömer Dörmiş var. Dörmiş, Ermeni arkadaşlarını kardeşi gibi sevdiğini anlatıyor, "Nasıl olsa ikimiz de gurbet çocuğuyuz" diye konuşuyor.
Türk patrona övgü
Daftyan'ın kaçak çalıştığı Kumkapı'da 5 ay önce bir oğlu dünyaya gelmiş. Annesi, eşi ve kardeşiyle yaşıyorlar. Türk olan patronunu öve öve bitiremeyen Arda, patronunun kendisine çocuğunu çekmesi için doğumdan sonra kamera hediye ettiğini ve oğluna altın taktığını söylüyor.
Daftyan, apandisti patladığında sınır dışı edilmemesi için Dörmiş'in arabasıyla kendisini Ermeni hastanesine yetiştirdiğini anlatıyor.
Ailesiyle 7 yıldır Kumkapı'da yaşayan Davit Sarkisyan, "Başbakan Erdoğan'dan bir isteğim var. Buradaki millete dokunmasın. Bu milletin hiçbir suçu yok" diyor.
|
|
|

|