Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 14 Ekim 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Fransa yüzünden rota değişir mi?


Fransız Meclisi'nin kabul ettiği Ermeni yasasına karşı çıkan yabancı "dostlar" şöyle bir uyarıda bulunuyorlar: Fransa'nın bu davranışı Türkiye'yi AB'den uzaklaştıracak, siyasal reformları (ve özellikle ifade özgürlüğüyle ilgili yasaları) hayata geçirmek konusunda isteksizliğe sevk edecek ve radikal akımları güçlendirecek...
AB yetkililerinden ciddi Avrupa gazetelerine kadar, Fransız Meclisi'nin kararını eleştirenlerin çoğu, bu görüşü -ve kaygıyı- ifade ediyorlar.
Bu doğru mu? Gerçekten Fransız parlamenterlerin davranışı, Türkiye'nin iç ve dış politikasını değiştirmesine yol açacak mı?
Fransız Meclisi'nin aldığı saçma karara karşı Türkiye'nin sert tepki göstermesi ve Fransa'ya gereken dersi vermesi muhakkak ki gerekli. Ancak, önceki günkü yazımızda da belirttiğimiz gibi, verilecek karşılığın amacı -Türkiye'yi fazla zarara uğratmadan- Fransa'nın canını acıtmak, onu pişman etmek ve caydırmak olmalıdır...

Karşıtlar aynı safta
Türkiye'nin, Fransa'ya karşı duyduğu öfke nedeniyle, dışta AB politikasından, içte de demokratikleşme programından vazgeçmesi, önemli bir rota değişikliği anlamına gelir.
Gördüğümüz kadarıyla, hükümet ve belli başlı devlet kurumları -ayrıca çoğu siyasi partiler- o yönde köklü bir strateji değişikliğinden yana değil.
AB'de Türkiye'nin üyeliğine karşı olanlar Türkiye'nin bu fikirden vazgeçmesini elbet istiyorlar. Fransız Meclisi'nde Ermeni yasasını destekleyenlerin çoğu da zaten böyle bir düşünceye sahip. Fransız politikacılarının bu girişiminin AB'deki Türkiye karşıtları kadar, Türkiye'deki AB muhaliflerini cesaretlendirdiği de açık...
Oysa Fransa'ya verilecek en iyi ders, Fransız Meclisi'nin ifade özgürlüğüne yasak koyduğu bir sırada Türk yasalarındaki kısıtlamaları kaldırmak, böylece Fransız politikacılarının (örneğin Patrick Deveciyan gibi) Türkiye aleyhinde kullandığı argümanların geçersizliğini kanıtlamaktır.
Bu konuda Türkiye'nin gerek bir kısım Fransız siyasetçilerinden ve aydınlarından gerekse AB Komisyonu'ndan ve hatta birçok Avrupa Parlamentosu üyesinden destek görmesi sevindirici bir olaydır. Fransızlar arasında bu kararın saçmalığını dile getirenler çoktur. AB yetkilileri ise, Fransa'nın davranışını açıkça yeriyorlar ve "Ermeni soykırımının tanınması" gibi bir şartın, AB kriterleri arasında yer almadığını vurguluyorlar...

Fransa "Fransız" kalsın!
Türkiye'nin şimdi bu ortamdan yararlanarak karşı atağa geçmesi gerekiyor. Bu bağlamda yapılacak çok şey var.
Kuşkusuz hükümetin gündeminde çeşitli siyasal ve ekonomik "yaptırımlar" var... Ancak önemli olan, sistematik ve sürekli bir kampanya yürütmektir.
Açıkçası, Fransa ve diğer ülkeler için şimdiye kadar "olay üzerine tepki göstermekle" yetinilmiş, "daha uzun vadeli etkileyici adımlar" atılmamıştır. Hatta geçen mayısta Fransız Meclisi'nde bu tasarı ertelendikten sonra, lobi faaliyetine ara verilmiş, mesele adeta unutulmuştur.
Artık bundan ders almak, yoğun, kapsamlı faaliyeti (diplomasi, tanıtma, lobi, vs.) devlet ve özel kurumların katkısıyla aksatmadan sürdürmek şart...
Bu arada Ankara'nın tarihçilerin, araştırmacıların katılımıyla uluslararası bir konferans düzenleme fikrini hızla gündeme getirmesinde ve bunu gerçekleştirmeye çalışmasında yarar vardır.
Fransa'nın böyle bir girişim karşısında "Fransız kalması" ona ayrıca iyi bir ders olur!

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
'Soykırım' ve ifade özgürlüğü
FRANSIZ Milli Arşivi'nde bir belge: Doğu Seri...
Çetin ALTAN
Kolaycı politikaların mancınığı, toplumsal bir öfke kabartmak...
Bendeniz de, Ankara'daki büyüklerimiz de bili...
Melih AŞIK
Ödül kimlere?
Gazetelerde Türk kazandı, Türkiye kazandı, Tü...
Fikret BİLA
Baykal'dan Ağar'a dokundurma
DYP lideri Mehmet Ağar'ın, "Dağda silahla gez...
Hasan CEMAL
'Özgürlükçü Fransa'ya yakışmadı'
New York'ta olan Orhan Pamuk'la dün öğleden s...
Güneri CIVAOĞLU
Artı üretmek...
Büyük ve yıllanmış sorunların çözümünde uygul...
Can Dündar
Pamuk'un bulduğu semboller
Dünkü gazeteleri saklayın:
Abbas GÜÇLÜ
Üniversitelere kadın damgası
Üniversitelerimizdeki kadın öğretim üyesi say...
Semih İDİZ
Nobel'in önemi bir gün anlaşılacak
Orhan Pamuk'un Nobel ödülünü kazanmış olması ...
Sami KOHEN
Fransa yüzünden rota değişir mi?
Fransız Meclisi'nin kabul ettiği Ermeni yasas...
Hasan PULUR
Attilâ İlhan sen rahat uyu!
ATTİLÂ İlhan nasıl anılır? Ölümünün birinci y...
Derya SAZAK
Sabahattin Ali'nin romanı
Başın öne eğilmesin / Aldırma gönül aldırma. ...
Meral TAMER
Hükümet, İslami holdingzedelere neden duyarsız?
Adalet Bakanı Cemil Çiçek'i, 2000 yılında Alm...
Yaman TÖRÜNER
Rastlantılar zinciri
Beş yıl önce, görülmemiş bir ekonomik kriz ya...
Güngör URAS
Avrupa, Türkiye'ye bizim verdiğimizden fazla önem veriyor
Avrupa önem vermese, Türkiye ile neden uğraşs...
M. Ali BİRAND
Türkiye, Pamuk ile gurur duyuyor...
Nobel ödülünün ne anlama geldiğini bilmeyenle...

© 2006 Milliyet