
|
|
|
 |
|
|
Kurumların kavga etmeye hakkı yok
Satır Arası / Deniz Sipahi
İzmir'in bu fotoğrafı bazılarını sevindiriyor olabilir. Hatta ellerini okşayıp, seçimleri bekleyenler de vardır.
Çok normal...
Net söylüyorum; bu ortam bir çok insanın ekmeğine yağ sürüyor.
Ben puslu havaları sevmem.
Pırıl pırıl bir gökyüzü olmalı. Güneşi de, ayı da çok net görmeliyim.
Devam edip gelen polemikleri haber sayfalarına taşımaktansa kurumlar arasındaki birlik, beraberlik, diyalog çağrılarını birinci sayfanın manşeti yapmayı tercih ederim.
Ne yazık ki; birçok kişi gibi beni de üzen bir tartışma İzmir kamuoyunda devam ediyor.
Bir kent için olmazsa olmaz iki kurumun başındaki liderler, "kavgalı" bir görüntü çiziyorlar.
Büyükşehir Belediye Başkanlığı İzmir'in en önemli koltuğu...
Sokaktaki her vatandaş; çocuğundan yaşlısına kadar herkes başkandan bir şeyler bekliyor.
Bu koltukta oturmak zor ve sabır isteyen bir şey.
Bu kadar göç alan, silueti son otuz yılda neredeyse tamamen değişen bir kenti adam etmek hiç de kolay değil.
* * *
Birçok Avrupa ülkesinden daha büyük bir mega kent...
İzmir Ticaret Odası ise ekonomik hayatımızın en önemli aktörlerinden biri.
Bu ticaret odasını diğerlerinden ayıran bazı özellikler de var.
Kentteki bir boşluğu görmüş ve bir üniversite kazandırarak bunda da başarılı olmuş.
Bu adımdan sonra yine çekirdek kadrosunu odadan alarak Efe Rakı, İzmir Hava Yolları'nın kuruluşuna ön ayak olmuş bir kurum.
Bazıları "Ticaret Odası Başkanı'nın görevi şirket kurmak mıdır?" diyebilir.
Ben de "İyi ki kurmuşlar..." diye yanıt veriyorum.
İzmir Ekonomi Üniversitesi, Efe Rakı, İzair kurulmuş da kötü mü olmuş...
Yüzlerce gencimiz, profesyonel kadrolarımızın iş bulması kötü bir şey mi?
Bence hiçbir yanlış yok.
Liberal bir ekonomide her şey serbesttir. Yeter ki; yasalar işlesin, kurallar uygulansın.
Bu çerçeveye uyan herkesin başımızın üstünde yeri var.
Birincisi...
Ne olursa olsun; İzmir için çok önemli olan bu iki kurumunun başında olan kişilerin küsmeleri, konuşmamaları, bir araya gelmemeleri kabul edilemez.
Herkesin rolü çok net çizilmiştir.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, bu kentin reisidir, lideridir. Kendisinden objektif, çağdaş, geleceği planlayacak bir yönetim anlayışı bekliyoruz.
İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş, kurduğu üniversite ve şirketlerde bugüne kadar başarılı olmuştur. Kente katkı koyan herkes gibi kendisine de bir teşekkür borcumuz var.
Önemli olan kim olursa olsun, ne olursa olsun; birlikte adım atabilmektir.
Hele İzmir'in çıkarları söz konusuysa...
* * *
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin yeni nazım imar planı geçen günlerde hazırlanarak kabul edildi.
Bir kenti planlamak ve disiplin altına almak çok önemli.
Elbette eleştiriler olacaktır, elbette katkılar istenecektir.
Gerekli görüldüğünde değişikler yapılacaktır.
Ben İzmir'in kimliğine eğitim, sağlık, turizm ve hizmet sektörünü çok yakıştırıyorum.
Bu sektörlerde atılacak adımların da teşvik edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Ve tartışmaların üniversite üzerinde odaklaşmaması gerektiğine inanıyorum.
"Kuvayı milliye ruhu"nu yeniden oluşturmak
Öncelikle "Kuvayı milliye ruhu" ile neyi kastettiğimi söyleyeyim. Benim anladığım anlamda "Kuvayı milliye ruhu" tehdit altındaki bir ulusun halkının farklılıkları bir yana bırakarak ortak paydada birleşmeleri, iç ve dış tehdit unsurlarına karşı tek vücut haline gelerek her şekilde mücadele etme ilkesidir.
1920'lerin Türkiye'siyle büyük benzerlikler taşıyan bugünkü sorunlarımızın temel nedeni Atatürk ilke ve devrimlerinden uzaklaşmamız, çözüm yolu ise Atatürk ilke ve devrimlerine yeniden dört elle sarılmamız. Yalnızca öğretimin birliği ve kılık kıyafet kanunlarının yeniden yorumlanması bile birçok sorunu çözecektir. Daha sonra da eğitimin gerçek sorunlarına eğilmek ve İzmir'de gerçekleştirilecek yeni bir İktisat Kongresi ile borçlarımızı ödemenin ve bir daha böylesine sorumsuzca borçlanmamanın yollarını yurt dışında değil yurt içinde aramak...
Kuvayı milliye ruhunu yeniden canlandırabilmek için herkesin yapabileceği bazı girişimler var. Celal Bayar Üniversitesi'nde geçtiğimiz öğretim yılının sonunda başlattığımız proje kapsamında öncelikle her fakülte ve yüksekokulumuzda birer Atatürkçü Düşünce Kulübü kurmayı amaçladık. Üniversitemizi bu yıl kazanan öğrencilerimize, üniversitemizce hazırlanan "Atatürk 125 yaşında" filmi ve Nutuk'un interaktif bilgisayar programının yanında Dil Derneği'nin "Türkçe Sözlük" eseri ilk kez CD şekline getirilerek verilirken, basılı bir kağıtla tüm öğrencilerimizi Atatürkçü Düşünce Kulüpleri'ne üye olmaya davet ettik. Kulüplerin kurulmasının ardından sorumlu öğretim elemanları ve kulüp başkanı öğrencilerle ilk toplantımızı yaptık. Toplantıda alınan ilk kararlar kısa zamanda çok sayıda üye kaydetmek, Kuvayı milliye ruhuna uygun ses getiren etkinliklerde bulunmak ve ürünler oluşturmak.
Atatürkçü Düşünce Kulüplerimizin ilk büyük etkinliği ADD Manisa Şube Başkanı Nalan Güler ve Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürümüz Yrd.Doç. Dr. İhsan Tayhani ile birlikte davet ettiğimiz ADD Genel Başkanı E. Orgeneral M. Şener Eruygur'un 7.11.2006 tarihinde Manisa'da yapacağı konuşma olacak.
Tüm Celal Bayar Üniversitesi öğrencilerini bir kez daha Atatürkçü Düşünce Kulüplerimize üye olmaya davet ediyor, Kuvayı milliye ruhuna sahip her yaştaki gencin bu uğurda yapabileceği çok şey olduğuna inanıyorum. Yapılmaması gereken tek şey bölünmek. Örneğin Atatürk'ün mirası olan bir partinin çapsız bir yerel yöneticisine kızıp o partiden uzaklaşmak yerine, zamanı geldiğinde daha yetkin bir yönetici arayışına gitmek çok daha mantıklı olacaktır.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok'un kaleminden, okulgen@superonline.com)
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|