|
 |
|
|
Şekerleme ve turşu
Maçın ilk devresinde iki gol vardı. Birincisini Song son anda kaleden çıkardı; tabelaya yazılmadı.
İkincisini ise çok zamansız ve talihsiz şekilde sakatlanan Hasan Şaş'ın yerine giren buluğ çağındaki Aydın attırdı!..
Gerçi Ümit Karan kafayla ağlara yolladı ama gol, o temiz ve düzgün kesmeyi yapan Aydın'ın sayılırdı. Aynı zamanda futbolun ne kadar basit bir oyun olduğunu hatırlattı Aydın herkese.
Sonra tabela bir daha değişti. Tita'nın şaibeli golüyle durum berabere hale geldi. Sabıka kaydı gibi işlendi yan hakemin siciline.
Aynı hakem maçın son saniyelerinde üç Galatasaraylı'nın birden düştüğü ofsaytı da çalmayarak ve Song'a bir gol şansı sağlayarak adalet mi sağladı, yoksa gözlerindeki arızayı mı ispatladı bilinmez.
Turşu gibiydi
Evet... Goller, futbol şekerlemesinin tam ortasındaki lezzet zerreleriydi... Ama şekerlemenin de bir tadı olmalı değil mi?
Ne gezer; "turşu" gibiydi Galatasaray.
Kötü günündeki İliç, ayakları beynini dinlemeyen Arda ve sakatlanan Hasan'la orta sahası çöktü Galatasaray'ın. Ayhan ise İnamoto'ya rahmet okuttu.
Hakan'a gelince... Onun da milli maçta gol kontenjanı dolmuştu.
Milli maç mı yormuştu, Çarşamba'ya PSV maçı mı akılları kurcalıyordu bilinmez. Lakin Hikmet Karaman'ın kalabalık ve basan orta sahasına, zeki sızmalarla karşılık veremedi Galatasaray.
Ceyhun'un slalomları Galatasaray'ı bunalttı maç boyunca. Ceyhun'un o meşhur egoistliği olmasa...
Son çeyrekte Hasan Kabze ve Mehmet Topal'la takımı toparlamak istedi Gerets. Lakin forvet sayısı ile gol sayısı arasında doğru orantı yoktu futbolda.
Ankaragücü asla soğukkanlılığını kaybetmedi. Telaş, kendi sahasında üçüncü beraberliği alacak Galatasaray'daydı.
Haklılardı... Çünkü ayıp olmaktaydı. Avrupa önemliydi ama Galatasaray'ın lige havlu atma hakkı yoktu. Bu maç çok hatırlanacak.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|