Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Ekim 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Akıl tutulması (5)
2007'yi yüzüne gözüne bulaştırmak!


Akıl tutulması dizisinin son yazısı bugün. İlk dört yazıda, Türkiye açısından akıl tutulması olarak nitelediğim dört konu şöyleydi:
Darbe yapmak!
AB yolundan sapmak!
Kuzey Irak'a girmek!
Koalisyon istemek!
Son kez aynı soru:
Akıl tutulması ne demek?
2007 yılının seçimlerini yüzüne gözüne bulaştırmaktır akıl tutulması... Önümüzdeki yıl Türkiye'yi iki seçim bekliyor:
Cumhurbaşkanı seçimi.
Genel seçimler.
İlki 2007'nin nisan ayında.
İkincisi bir yıl sonra.
İkisi de o kadar yakın.
Tabii cumhurbaşkanlığı konusu daha şimdiden Türkiye'nin gündemine oturmuş durumda. Siyasette Çankaya savaşları diye nitelenebilecek gerginlikleri yaşamaya başladık. Politik çekişmenin düğüm noktasında şu soru var:
Erdoğan Çankaya'ya çıkacak mı?
Kendisi imam hatip çıkışlı, eşi türbanlı biri cumhurbaşkanı olacak mı?
Bir taraf diyor ki:
"Erdoğan'ın ya da onunla aynı zihniyeti taşıyan bir kişinin Çankaya'ya çıkışı, devletin irtica tarafından ele geçirilmesinde en önemli aşama olur. Buna izin verilmesin."
Kimileri aynı kanıda değil.
Bir kısmı diyor ki:
"Konunun irticayla falan ilgisi yok. Ama Türkiye'nin istikrarı ile bire bir ilişkisi var. Onun için Tayyip Erdoğan ya da eşi türbanlı biri cumhurbaşkanı olmasın."
AKP'de de var böyle düşünenler. Kapalı kapılar arkasında şöyle diyen AKP'li kurmaylara rastlanıyor:
"Erdoğan, Çankaya konusunda kavgaya dövüşe yol açmayacak biri için uzlaşma arasın. Veyahut Çankaya'yı hiç olmazsa nötralize edecek birinin cumhurbaşkanı seçilmesini sağlasın. Erdoğan daha çok genç. Türkiye için yapacakları var. Bir beş yıl daha başbakanlık yaptıktan sonra Çankaya'yı düşünsün. Ayrıca Erdoğan'sız bir AKP karışabilir, seçim şansı zarar görebilir. Bu arada bir anayasa değişikliğiyle cumhurbaşkanını halkın seçmesi sağlanır. Gerekirse referanduma gidilerek halkın onayı alınır. Tayyip Erdoğan ikinci beş yılın sonunda halkoyuyla Çankaya'ya çıkar."
Bu görüşe katılmayan, Erdoğan'ın 2007 baharında cumhurbaşkanı olmasını savunan AKP'li kurmaylara gelince...
Şöyle diyorlar:
"Erdoğan mutlaka cumhurbaşkanı olmalı. Böyle bir fırsatın kaçırılması muhalefetin eline büyük bir koz verir. 'Korkaklık'la suçlanır Tayyip Erdoğan ve AKP liderliği... Bu da seçim bile kaybettirebilir partiye..."
Ben ne düşünüyorum?
Bu köşede birkaç kez yazdım. Kendisi imam hatipli, eşi türbanlı diye Erdoğan'a Çankaya yolunun kapalı tutulmak istenmesi demokrasiyle de, anayasayla da bağdaşmaz. Erdoğan nasıl başbakan olarak ülkeyi yönetiyorsa, cumhurbaşkanı da olabilir.
Olsun mu? Olmasın.
Çünkü böyle bir seçimi, bilerek ya da bilmeyerek Türkiye'de dünyanın sonuymuş gibi algılayanlar var.
Oysa değil.
Ama yine de çok hassas bir konu. Türkiye'yi böldüğü için öyle. Bu bölünmüşlük Türkiye'yi yeniden istikrarsızlık batağına çekebilir.
Türkiye'nin temel sorunlarına el süremeyen, Kürt sorunu, ekonomik reformlar, Kıbrıs, Ermeni meselesi, demokratikleşme gibi alanlarda iş yapmaktan aciz, yani zayıf koalisyonlar dönemi tekrar kapımızı çalabilir.
O zaman da yazık olur.
Yine kayıpları oynamaya başlarız. Yeterince kayıp yıllar yaşamadık mı?
Hem de nasıl.
1960'larda kalkınma yarışına birlikte çıktığımız Yunanistan, Portekiz, İspanya gibi ülkeler şimdi nerede, biz neredeyiz? Biz hâlâ fert başına milli gelirde 4-5 bin dolarlarda sürünürken, onlar çoktan 15-20 bin dolarları yakalamış durumdalar.
Tek kelimeyle ayıp!
Onun içindir ki 2007'de topa yanlış vurulmasın. Gelecek yıl ya da en çok altı ay içinde topa yanlış vuran bir Türkiye çok karışabilir. Bunun tüm sinyalleri yanıp sönüyor.
Peki top kimde?
Tayyip Erdoğan'da.
Evet öyle.
AKP lideri Erdoğan topa yanlış vurursa, Türkiye'ye iyilik yapmış olmaz.
Türkiye kaybeder!
Ama Erdoğan eğer sağduyuyla davranır, cumhurbaşkanı seçiminin Türkiye'yi bölmesine, karıştırmasına fırsat vermeyecek, istikrarsızlığa davetiye çıkarmayacak bir uzlaşma örneği verirse Türkiye rahatlar, kazanır.
Tersi, akıl tutulmasıdır.
İyi pazarlar!

h.cemal@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Vız gelir durum murum, kodum mu oturturum
Nedendir bilinmez, insanın aklına bazen bir N...
Melih AŞIK
Soykırım kıyağı!
Ermeni, Süryani, Pontus... Tarihleri aynı zam...
Fikret BİLA
'Anneler arasında ayrım yapmayız'
Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın, ...
Hasan CEMAL
2007'yi yüzüne gözüne bulaştırmak!
Akıl tutulması dizisinin son yazısı bugün. İl...
Güneri CIVAOĞLU
Cenazede düşündüm ki...
Gazeteye gelmeden önce bir aile büyüğümüzün v...
Can Dündar
"İşin sırrı, yazdığını yırtıp atabilmektir"
Eskiden ben geceleri çalışırdım. Bütün şehir...
Abbas GÜÇLÜ
Gökova, Akyaka, Dalyan, Köyceğiz
Türkiye'nin dört bir yanı bir cennet. Gökova,...
Hasan PULUR
Kanuni, Fransa Kralı ve Cezayir...
FRANSA'ya o kadar kızdık ki, -haklı olarak- n...
Derya SAZAK
Ödül
Orhan Pamuk'un 2006 Nobel Edebiyat Ödülü'nü k...
Meral TAMER
Nobel Barış Ödülü'nün sahibi dostum olur!
Bangladeşli ekonomist Muhammed Yunus ve kuruc...
Ece TEMELKURAN
Tatil geldi. Haydi lobotomiye!
Klişe kovasına batırılıp çıkarılmış tatil fot...
Osman ULAGAY
Orhan Pamuk Nobel'i nasıl aldı?
Romancımız Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödül...
Güngör URAS
Nobel Ödülü'nü Pamuk'un alması Türkiye için önemli
Nobel Ödülü önemli. 1900 yılından bu yana tek...
Serpil YILMAZ
OMV'nin Başkanı Ruttenstorfer: Nabucco anahtar proje olacak
Orta ve Doğu Avrupa`nın önde gelen petrol ve ...

© 2006 Milliyet