|
 |
|
|
Topal karınca misali
Ya biz inanılmaz bir potansiyele sahibiz farkında değiliz, ya da Beşiktaş'taki futbolcular değerlendirilemiyor. Eğer milyonlarca dolar verip transfer ettiğin, dünya futbolunun da yakından tanıdığı bir isim, sahanda takımında yer bulamıyorsa, Beşiktaş oynamayı değil, oynatmamayı daha iyi beceren futbolcuları tercih ediyorsa, ya Beşiktaş'a "Büyük takım değilsin" denilmek isteniyor, ya da doğru teknik değerlendirmeler yapılmıyor.
Ricardinho'nun, Serdar veya Mehmet Sedef'e tercih edilmemesi çok önemli. Keşke Mehmet ve Serdar, Ricardinho'nun önünde bir futbolcu olsalar da, biz iftihar etsek. Belki olacaklar, ama bugün için değil. Daha önemlisi, takımda görev yapan futbolculara verilen açık mesaj: "Tercihlerimi böyle kullanıyorum, top oynamayı değil, oynatmamayı amaçlıyorum". Ve bunun üzerine de "Biz büyük takımız, şampiyonluğun büyük adayıyız" diyebiliyorsun. Bu mantığın, bu felsefenin hangisi doğru ?
Beşiktaş'ın büyük takım olduğunu birileri Tigana'ya artık anlatmalı. Ayrıca Delgado ve Ricardinho kullanılmayacaksa neden transfer edildi ?
Beşiktaş 3 puanı mutlak surette Gençlerbirliği'nin planı, programı olmayan futbolundan, ama daha önemlisi oyuncularının egoizminden kazandı. Gençlerbirliği'nin yabancılarına, "İstanbul'daki maçlarda kimseye top vermeyin, tek başınıza oynayın, 40 metreden kaleye amaçsız şutlar atın, aldığınız topların büyük bölümünü de rakip atağı olsun diye Beşiktaş'a atın" denilmiş olmalı.
Herşeye rağmen Gençlerbirliği son dakikalarda hem bir puanı kurtarabilir, hem de Beşiktaş'ı çok zor duruma sokabilirdi. Mehmet'in dört kişiyi-bu nasıl bireysel ve takım defansı anlayışı ise- ipe dizer gibi geçmesi, ardından topun boş kaleye Isaac tarafından yollanamaması, Beşiktaş'ın büyük şansıydı.
Nereye kadar ?
Ancak Beşiktaş futbol oynamıyor. Zaten Burak, Serdar, Delgado ve Mehmet ile kurulan orta sahadan nasıl bir futbol ortaya koyması beklenebilir ki ? Bir takımın oyun planı içinde takım futbolunu zenginleştiren ve güzelleştiren yıldızlarıdır. Beşiktaş'ta futbolcular güven kaybına uğramış durumda.
Bu mantıkla devam edilerse, UEFA'da gruptan çıkmak da hayal olur. Tribünler, içeriden verilmesi gereken tempoyu dışardan veriyorlar. Ama bir takım, tribün temposuyla yoluna devam edemez. Tempoyu takım yapacaktır ve tribüne o elektrik sahadan verilecektir.
Kısacası Beşiktaş iyi oynamadı. Kadrosunu iyi değerlendiremeden, hem içerde hem de tribünlerde büyük sıkıntı yaşayarak yoluna devam ediyor. Ama nereye kadar ? Oyunun şusuna, busuna çok fazla değinmek istemiyorum. Büyük takım felsefesinden uzaklaşan Beşiktaş'ın futbolunu değerlendirmek ne kadar doğru, ne kadar yanlış olur bilemem. Ama Beşiktaş'taki herkes hem büyük takım olduğunu yaşamalı, hem de onlara büyük futbolcu olduğu yaşatılmalı. Bu sorunun çözülmesi lazım.
mdenizli@milliyet.com.tr
|
|
|

|