|
Orhan Pamuk'u kutluyorum
YILLARDIR özlüyorduk bir Nobel ödülü almayı. Oldu işte. Orhan Pamuk'un aldığı ödül, onun da söylediği gibi, Türk edebiyatına verildi.
Çünkü Orhan Pamuk'un Nobel kazanmasında pazarlama yeteneğinin bir rolü olsa da, asıl faktör, romanlarında dünya insanına 'biz'den renkler, tatlar, hisler sunmasıdır.
İsveç Akademisi ödül gerekçesinde ne diyor?
"Ödül, kentinin (İstanbul'un) melankolik ruhunun izlerini sürerken, kültürlerin birbiriyle çatışması ve örülmesini gösteren yeni simgeler bulan Orhan Pamuk'a verildi."
İstanbul'un melankolik ruhu, kültürlerin çatışması ve örülmesi; bu 'biz'iz işte... Orhan Pamuk'un başarısı, bu muazzam davaya nüfuz etmesi ve bunu dünya insanlarına taşıyan 'yeni simgeler' yaratabilmesidir.
Bundan sonra...
Pamuk'u sansasyonel siyasi çıkışlarından dolayı zaman zaman eleştirdim; "İki Orhan Pamuk" olduğunu yazdım. Doğu-Batı sorunsalının yazarı büyük Orhan Pamuk'u hep övdüm.
Pazarlamacı, sansasyoncu Orhan Pamuk'u hep eleştirdim.
Nobel'i kazanan Orhan Pamuk, birincisidir. Hasan Cemal'e bu ödülü "Mevlana, Nâzım, Yahya Kemal, Yaşar Kemal, Şeyh Galip, Oğuz Atay"lar çıkaran Türk edebiyatının aldığını söyleyen Pamuk'un derinliğini de görüyoruz bu sözlerinde.
Şeyh Galip'in "Hüsn-ü Aşk"ını bilen, eline alsa okuyabilecek kaç kişimiz kaldı?!
Pamuk bu ödülle öyle bir yere yükseldi ki, artık "öteki Orhan Pamuk" ona yüktür. Umarım politik olgunluğu tercih edecektir. Fransız Milli Meclisi'nin yasakçı kararını eleştirmesi çok iyi bir işaret. Vereceği Ermeni konferansında da sansasyonel ve kışkırtıcı manşetlik laflarla yaraları kaşımak yerine, ağırbaşlı, barıştırıcı, 'filozofça' konuşmasını umuyorum.
Tam bir yıl önce "İki Orhan Pamuk" diye yazmışım, son bölümü şöyle:
Doğu-Batı sorunu
"Bugünkü Türkiye'de, hatta belki bugünkü dünyada 'Doğu-Batı sorununu' en iyi anlayan ve anlatan yazarlardan, düşünürlerden biri...
Kökleri çok derinlere giden bu Doğu-Batı sorunu, Pamuk'un da belirttiği gibi, 11 Eylül'den itibaren dünya gündeminin baş sırasına oturdu.
Doğu-Batı sorununu işlemesinin dünya çapında ilgi çektiğini söyleyen, işte bu Orhan Pamuk'tur.
11 Eylül'den çok önce, 'Beyaz Kale' romanında bu Doğu-Batı meselesini işledi. Peyami Safa'nın 'Fatih Harbiye' romanıyla bu bakımdan benzerlik kurması doğrudur.
Doğu-Batı sorunu üzerindeki büyük sancılı düşünceler bizde Sadık Rıfat Paşa'ya, Namık Kemal'e, Ali Suavi'ye kadar gider.
Orhan Pamuk, 'Türkler Doğu-Batı romanını icat etti ve dünyaya kazandırdı' derken hem haklıdır hem edebiyat ve düşünce adamı olarak 'büyük'tür: '11 Eylül'den sonra Doğu-Batı dünyanın sorunu oldu. Türkiye'nin bu sahadaki birikimi dünya için önemli hale geldi.'
Türkiye'nin insanlık kültürüne bu büyük katkısında, bugün önde gelen edebiyat sözcülerimizden biri 'bu Orhan Pamuk'tur.
'Beni biraz rahat bırakın. Üzerime gelmeyin. Bu ülkenin insanıyım. Bakın burada yaşıyorum' diyor. Bu sözlerinden çok duygulandım, sevdim. 'Bu Orhan Pamuk'u seviyorum, çok takdir ediyorum.
'Öteki Orhan Pamuk?' mu? Ölçüsüz, gazaplı sözlerinden kendimi hakarete uğramış hissediyorum, herkese tavsiye ettiğini kendisinin de tutmasını diliyorum: 'Öfkesini gırtlağında tutmak'..."
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|