Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 16 Ekim 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Mercimek


Latincesi "Lenticula"dır. Yeşili vardır, kırmızısı vardır.
Yeşilin çorbası da olur, yemeği de olur. Kırmızısının sadece çorbası olur.
Yeşilin çorbası genellikle terbiyesiz olur. Ve terbiyesiz yeşil mercimek çorbası; özellikle kış sabahlarının, pencereleri ıssızlığa bakan köy öğretmeni evlerinde enfes olur.
Dumanı üstünde afilenen bir kâse koyu yeşil mercimek çorbası... Üstüne kazara limon sıkmaya kalkarsan, limon damlaları göz göz izler bırakır. Ve terbiyesiz bir çorbada limon, lüfer ızgaranın üstüne sirke dökülmüş kadar ters durur.
***
Limonu lüfer ızgaranın üstüne sıkacak, sirkeyi -şöyle büyükçe bir kaşık- yeşil mercimek çorbasının kâsesine karıştıracaksın...
Dumanlı, koyu bir kaşık üzüm sirkeli yeşil mercimek çorbası... Hele yalnızsan... Hele akşam yemeğini tek başına yemeye üşenmişsen... Ve sabahleyin eve yardıma gelen, annemsi köylü kadını pişirmişse sana böyle bir çorbayı... Koyu ve duman duman bir kâse çorba... Sonra yak sigaranı ve II. Murat'ı düşün...
***
Yeşil mercimeğin yemeği, kıymalı ve karanlık yüzlü olur... Savaş günlerinin kıtlığında, peynir kırıntılı eriştenin perde çavuşu gibidir. Önce o görünür sofrada... Bilirsin ki erişte gelecektir arkasından, yahut bulgur pilavı...
İkinci Dünya Savaşı'nda yatılı okullarda büyümüş çocuklar, çok iyi bilirler yeşil mercimek yemeğinin haftada en az iki kez arz-ı endam eden, doyurucu ama bıktırıcı nimetini...
***
Kırmızı mercimek daha kent soyludur. Ve sadece çorbası yapılır. İçine azıcık pirinç, havuç ve patates dilimleri koyar da, düdüklüde pişirirsen; arkasından yiyeceğin yumurtalı piyazla ızgara köftenin; liman iskelesini, güneşle yoğurmuş, güneşle çiçeklemiş, güneşle şenlendirmiş olursun... Hele bir de yanında, ayaklı bombe bir kadehte, Tokat bağlarının yakut renkli şarabı varsa...
***
Mercimek aşk tarihine fırınlanarak girmiştir. Mercimeği fırına verdiğin zaman, kadınla erkeğin daha önce aklından geçenleri, vücutları uygulamaya başlar.
Mercimeğin edebiyat tarihine girişi ise, bundan 550 yıl önce yaşamış Ahmet Efendi sayesinde olmuştur.
O Ahmet Efendi ki, herhalde ufacık tefecik olduğu için, kendisine "Mercimek" lakabı takılmıştı...
***
Kış sabahlarının kırsal yalnızlığını, bir kâse yeşil mercimek çorbasıyla paylaşmaya uğraşan köy öğretmenlerinin, ilk sigarayı yakarken II. Murat'ı anımsamaları; içtikleri çorbadaki hammaddenin, onun döneminde bir yazara unvan olmasından ötürüdür.
Mercimek Ahmet'in Kâbusnamesi'ni alıp okuyun. 550 yıl öncesinin çocuksu kültürüyle, kültürel çocuksuluğunu görür ve her mercimek yiyişte Ahmet Efendi'nin ruhuna bir selamcık gönderirsiniz.
***
Demokrasilerde mercimeği sevmek ve sevmemek özgürlüğü vardır.
İsteyen sever, isteyen sevmez.
Ben örneğin demokratik özgürlüğümü, özellikle mercimek çorbasını sevmekten yana kullanmışımdır.
Kim bilir belki de, bilinçaltımda nasıl fırınlandığının ilk gençlik merakını, hâlâ unutamadığım için...

Not: 18 yıl önce yazılmış bir yazı. "1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10"dan...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Orhan Pamuk'u kutluyorum
YILLARDIR özlüyorduk bir Nobel ödülü almayı. ...
Çetin ALTAN
Mercimek
Latincesi "Lenticula"dır. Yeşili vardır, kırm...
Yasemin CONGAR
Türk-Amerikan ilişkileri çok zorlanacak (2)
Ankara-Washington ilişkisini önümüzdeki dönem...
Can Dündar
'Fransa'daki Türkler toplu suç işlemeli'
İsmail Cem ismini ilkin TRT Genel Müdürlüğü d...
Semih İDİZ
Fikir özgürlüğü Fransa'ya en iyi misilleme olur
Fransa'nın "ahmakça" olduğu dünya genelinde k...
Faik ÖZTRAK
İlk dokuz ayda bütçe performansı
Bu yılın ilk dokuz ayındaki bütçe rakamları b...
Hasan PULUR
Tarihten bir yaprak...
TARİHE şöyle bir bakarsanız, Osmanlı'nın başı...
Yaman TÖRÜNER
Sıra Merkez Bankası'nda
Son beş yılda, bankacılık sektörümüz ve siste...
Osman ULAGAY
AB'ci mi olalım? Çin'ci mi?
Bu yazının esin kaynağı değerli dostum Hasan ...
Güngör URAS
Bütçenin "hizmet bütçesi" olmasının imkânı yok
2007 bütçesiyle hükümet halktan daha fazla al...

© 2006 Milliyet