Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 16 Ekim 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Fikir özgürlüğü Fransa'ya en iyi misilleme olur


Fransa'nın "ahmakça" olduğu dünya genelinde kabul edilen "Ermeni soykırımı" adımı, projektörleri bu ülkeye çevirdi. Aklı başında olan herkese göre, Fransa sadece "fikir özgürlüğü"ne darbe indirmekle kalmadı. Yer yer leş kokan kendi tarihini de görmezlikten gelerek bu adımla Fransız riyakârlığını yeniden gözler önüne serdi.
Hatırlamakta yarar var. Türklerden nefret ettiklerini her fırsatta belli eden Fransızlar, aslında kendi sosyologlarınca yapılan araştırmalarda bile "en az sevilen milletler" arasında görünüyorlar. Nedenleri de çoğu kez "kibir" ve "riyakârlık" gibi faktörlere bağlanıyor.

Nazilere verilen destek
Hal böyle olunca, "Fransa başkalarına öğütlediği 'bellek çalışmasını' kendisi yapıyor mu?" yorumları da peş peşe gelmeye başladı. Dikkatler sadece Cezayir konusuna dönmüş de değil. Fransızların Nazilere verdikleri destekten, bu ülkenin Güneydoğu Asya'da işlediği suçlara kadar her şey sorgulanıyor.
Ancak, Fransız riyakârlığını açığa vuran en önemli örnek, sömürgecilik döneminde -ve özellikle Kuzey Afrika'da- yaptığı "iylikler"in öğretilmesini yasayla zorunlu hale getirmeye çalışmasıydı.
Bu zorunluluk geçen yıl uygulanamadan kaldırıldı. Ama Fransızların "hidayete erip doğruyu görmelerinden" dolayı değil. Konunun bir "iç sorun" haline gelme eğilimi göstermesinden dolayı.

Soykırımla suçlandılar
Zira bu yasa hem Arap asıllı Fransızların infialine neden olmuş, hem de saygın Fransız tarihçilerinin itirazlarıyla karşılaşmıştı. Bu arada, Cezayir Devlet Başkanı Buteflika'nın Fransa'yı "soykırım" ile suçlaması da etkili olmuştu.
Paris'in Buteflika'ya resmi yanıtı ise "Tarihi tarihçilere bırakalım" olmuştu ki, bunu da burada hatırlatmadan edemiyorum. Riyakârlığı gösteren bundan iyi bir örnek olamaz.
Bunları göz önünde bulundurursak, Cumhurbaşkanı Chirac'ın Başbakan Erdoğan'ı arayarak, "Bu tasarı kabul edildiği için çok üzgünüm. Yasallaşmaması için elimden geleni yapacağım" demesini niçin kuşkuyla karşılamamız gerektiğini de anlarız.

Karşımıza yine çıkacak
Bu çerçevede şuna işaret etmekte de yarar var: Financial Times'a göre, söz konusu tasarının yasallaşmasının bu yıl zor olacağını kabul eden muhalefetteki Sosyalistlerin lideri François Hollande, gelecek yıl yapılacak genel seçimleri kazanması halinde bunu kesin olarak gerçekleştireceğini söylemiş.
Le Monde gazetesi de, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri adaylarından Nicholas Sarkozy ile Segolene Royal'in bu yasayı desteklediklerini yazdı. Demek ki, bu iş burada bitmiş değil. Er veya geç karşımıza tekrar çıkacak.

İkna edici adımlar atılmalı
Peki bu durumda Türkiye ne yapmalı? Aslında "akılcı" olarak yapabileceği tek bir şey var. Cümle âlem Fransa'nın "yanlış yolda" olduğunu söylerken, Türkiye "doğru yolda" olduğunu göstermeli.
Bunun için, "Kerinçsiz faktörü"nün "dayanılmaz cazibesi"nden sıyrılarak, fikir özgürlüğü yolunda ikna edici adımlar atmalı. Bu açıdan Fransa'dan iyi olduğunu ortaya koyabilmeli. Fransa'ya da zaten bundan iyi misilleme olamaz. Yoksa bu işin boykotlarla bir yere gideceği yok.


sidiz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Orhan Pamuk'u kutluyorum
YILLARDIR özlüyorduk bir Nobel ödülü almayı. ...
Çetin ALTAN
Mercimek
Latincesi "Lenticula"dır. Yeşili vardır, kırm...
Yasemin CONGAR
Türk-Amerikan ilişkileri çok zorlanacak (2)
Ankara-Washington ilişkisini önümüzdeki dönem...
Can Dündar
'Fransa'daki Türkler toplu suç işlemeli'
İsmail Cem ismini ilkin TRT Genel Müdürlüğü d...
Semih İDİZ
Fikir özgürlüğü Fransa'ya en iyi misilleme olur
Fransa'nın "ahmakça" olduğu dünya genelinde k...
Faik ÖZTRAK
İlk dokuz ayda bütçe performansı
Bu yılın ilk dokuz ayındaki bütçe rakamları b...
Hasan PULUR
Tarihten bir yaprak...
TARİHE şöyle bir bakarsanız, Osmanlı'nın başı...
Yaman TÖRÜNER
Sıra Merkez Bankası'nda
Son beş yılda, bankacılık sektörümüz ve siste...
Osman ULAGAY
AB'ci mi olalım? Çin'ci mi?
Bu yazının esin kaynağı değerli dostum Hasan ...
Güngör URAS
Bütçenin "hizmet bütçesi" olmasının imkânı yok
2007 bütçesiyle hükümet halktan daha fazla al...

© 2006 Milliyet