Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Ekim 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İllüzyon

Karşındakine öyle bir tekme atacaksın ki, cevap vermek zorunda kalsın. Haftada bir kendisine ayrılan yerde yazacak milyon konu varken kendisini savunsun. Hıncal Uluç'un yöntemi bu.
Herkesten özür dileyerek, tamam öyle olsun.
Ben ustamdan bir meslek düsturu edindim: Gazetecilik doğru mesafede durma sanatıdır. Sanırım Yiğiter Uluğ bunu Attila Gökçe'den öğrenmiş.
Bu yüzden Ersun Yanal'la enseye tokat olma olasılığım yok. Turkcell orada. Son 5 yıldaki tüm kayıtları çıkarsınlar. Yanal'la yaptığım görüşme sayısı 10'dan fazla mı? Ya da Fatih Terim'le, Şenes Erzik'le yaptığımdan çok mu?
Veya gören varsa çıksın: Yanal'la başka gazetecilerin olmadığı ortamda kaç defa görüşmüşüm. 2 kez tesadüfen. Bir kez Trabzon'da, bir kez Acarkent'te bir restoranda karşılaşmışım, hepsi bu!
Yanal Denizli'de, Ankaragücü'nde, Manisa'da ya da Federasyon'dayken tesislerde ya da şehirde hocayla beni birlikte gören var mı? Bir kez Gençler'de bir gazeteci arkadaşımla gitmişim. Varsa aksini iddia eden, çıksın.
2004 Avrupa Şampiyonası. Yanal göreve yeni gelmiş. Basın toplantısı düzenliyor Portekiz'de. Basın protesto ediyor. Örgütleyenlerden biri kim? Ben. Deniz Gökçe'yle Gökmen Özdemir de şahit. Enseye tokat öyle mi?

Cevabı alamadım
Ve aslında asıl soru şu: Bir futbol insanını övmek için enseye tokat mı olmak lazım! Herkesi kendin gibi bilmek diye bir lakırdı vardır ya! İşte tam da öyle durum. Bundan 10 yıl önce Terim - kusura bakmasın ama hatırlatmak lazım 'şehir kırosu'yken ülkeye başka bir yöntem önerdiği için sayfalarca destek yazısı yazan ben, bu kez Yanal aynı ışığı saçtığı için aynı tavrı sergiledim diye 'enseye tokat' oluyorum öyle mi? Pes.
Gelelim asıl konuya. Hakan'la Yanal arasında o otelde bir şey olduğu açık. Yoksa Hakan, Atina'da neden kadro dışı kalsın? Maçtan önce çıkıp sahada 45 dakika koşarak anlatmak istediği ne?
İkisinden biri deli değilse bir durum var. Tevatür de bol. Açıklayın deyince ve bunu ilk kez değil en az 5. kez söyleyince ayıp oluyor. Yanal'dan bunun cevabını ben alamadım. Alıp da yazmayan varsa ayıp etmiş. Ve bu soruyu ilk soran da ben değilim. Misal Serhat Ulueren, Star'da Hakan'a bu soruyu soralı 2 yıl olmuş, önemli değil...
Peki gerçekten asansörde 2 kişi mi var? Hayır. En azından tartışmanın olduğu söylenen yerde, yani Hakan'ın odasında Rüştü var. Peki bu insanlar başkalarına, eşlerine dostlarına anlatmazlar mı ve bu yayılmaz mı? Hayır. Kimse konuşmuyor herkes mason yemini etmiş, ama Ersun Yanal gelip bana söylüyor. Ben de manyağım bunu yazmıyorum. Öff!
Şimdi diyeceksin ki ustacığım; "Yine yarım sayfa yazmış! Halbuki ben her şeyi biliyorum". Tamam ustacığım, tamam... Bir tek sen biliyorsun her şeyi ve de başka kimse hiçbir şey bilmiyor.
Ve gerçekten, laf olsun diye değil, ben de senin yazılarına bayılıyorum. Tabii gerçeklerden bahsedersek daha hoş olacak.

Halil oynadı da atamadı mı?

Hakan Şükür'ü eleştirmek, "acaba oynamasa mı" demek, 2 yıldır gol yollarında kendi standardının da altında kaldığını söylemek küfür sayılıyor. Yerden yere vurulan Lugano'nun 3 gol attığı ligde 1 gol atmış ama yok, eleştirmeyeceksin. "2 yıldır parmağım kırık. Artık hissetmiyorum" diyor. Yani başvursa askere alınmaz. Ama FIFA sırlamasında 85'inci sıradaki Moldova'ya karşı, 70 milyonluk, Dünya Kupası 3'üncüsü ülkenin Liverpool'da maçı çeviren Ümit'i, Bundesliga'da gol krallığına oynamış Halil'i, Gökhanları, Ersen'i vs'si yokmuş gibi Hakan yine sahada.
144'üncü sıradaki Malta'ya, 59'uncu Macaristan'a atamamış, ne mutlu ki Moldova'ya 4 tane atıyor. Çünkü başka kim olsa atamayacaktı! Bir tek o, sadece o oynamalı. Hayır oynamasın, bıraksın filan da dediğimiz yok. Kötü oynadı, başarısızdı demek bile yasak.
Hakan Şükür futbolu bıraktığında, milli takımı lağvedip, Galatasaray'ı kapatalım. O noktaya gidiyoruz yavaştan.
Ve asıl en acayibi: Bütün gazetelerde "Hakan kendisini eleştirenlere cevabını" verdi. "Kral herkesi mahvetti" başlıkları. Yahu kim bu Hakan'ı eleştirenler peki? Bütün eleştirenler, söylediğini bırakmayanlar, "bak gördünüz mü?"cü oluveriyor. Ne acayip bir millet olduk!

Kazım Kanat doğru söylüyor

Kazım Kanat "Hakan'a o golleri ben attırdım" dedi ya, herkeste muzip bir gülümseme. Halbuki doğru. Bu ülkede maçlar rakibe karşı kazanılmıyor. Galip gelinen içerideki düşmanlar. Varsa sorun yok. Yoksa yaratılıyor.
Dünya Kupası 3'lüğünü Taksim Meydanı'nda "Kıskananlar çatlasın" diye bağırarak kutlamış olmamız bunu anlatmıyor mu? Bir düşman yaratılıyor, maç, kavga, savaş vs. ona karşı kazanılıyor bizde. Bizde bir oyun olarak futbola konsantre olup kazanmak yok. Düşmanlara yani eleştirenlere karşı kazanılıyor maçlar. "Hadi düşmanlarımıza, bize inanmayanlara gösterelim gününü" diye çıkılıyor maçlara.
Fatih Terim maçtan sonra "Şimdi biz de nasıl 4 tane attı Hakan mı diyelim! Bize yakışmaz" diyerek, söylüyor zaten, söylemem diyerek. Sorun değil. Kazanın da, bizi yenip kazanın. Kazım Kanat aslında haklı. Ve ağlanacak halimize gülünecek bir durum bu. Hakan o golleri aslında onu eleştirenlere atıyor.

Burak kenarda olmasın

Üç takımımız arasında Avrupa'da ilerlemeye en uygun takım Beşiktaş.
Ligde sürekli konsantrasyon gerektiği için bu genç kadronun başarılı olması daha zor olabilir. Ancak gruptan çıktıktan sonra elemeye maç maç odaklanarak bu işin altından kalkabilir, tahmin etmenin çok zor olduğu bir yere ulaşabilirler.
Grupta Tottenham'a yenilmemek lazım. Özellikle kanatlarda sağlam durmak da, bunun olmazsa olmazı. Bunu sağlamak için hücum yönü kuvvetli, ama temel savunma görevi üstlenince fizik özellikleri yetersiz kalan Burak'ın sağ kanatta olması sorun yaratabilir. Tek forvet ve arkasında Burak'la takım daha sağlam basacaktır. Bu dezavantajı kaldırıp avantaja dönüştürmek lazım.

mdemirkol@milliyet.com.tr






SPOR
'Benim üzüntüm paralı askerler'
Gençler Birliği!
Aslan'a süper prim
Bu takım sizin eseriniz!
Ersen: Savunma benden başlıyor
Avrupa'da eşi yok
'Avrupa daha zor'
Eskişehirspor vurgun yedi: 0-2
Melek değil şeytan
Lig A 1 numara!
Güç potada artık
Tek sorun seyirci mi?
Dalışta çifte madalya
Göksu'nun gururu
Devler sahnede
Haber turu...
İllüzyon
Yağma yönetmeliği yapılsın
Fark nerede?
Başarılı bir hafta
Bukalemun!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Mehmet DEMİRKOL
İllüzyon
Karşındakine öyle bir tekme atacaksın ki, cev...
Ercan GÜVEN
Yağma yönetmeliği yapılsın
Neredeyse iki yıl oluyor... Milliyet Spor Ser...
Uğur MELEKE
Fark nerede?
Alex Ferguson'ın ve Arsene Wenger'in nerdeyse...
Metin TOKAT
Başarılı bir hafta
İlk zamanlardaki objektif yönetim tarzından u...
Nilay YILMAZ
Bukalemun!
Pazar akşamı futbol proframlarından geçilmese...


© 2006 Milliyet