Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Ekim 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yağma yönetmeliği yapılsın

Neredeyse iki yıl oluyor... Milliyet Spor Servisi, Galatasaray Başkanı Özhan Canaydın'ı Çırağan Sarayı'nda bir kahvaltıya davet etmişti.
Masada ben de vardım. Bir yandan hayatımın en pahalı beyaz peynirini didikliyor bir yandan sorularımı gözden geçiriyordum.
Hoş beş derken, birden balıklama daldım.
"Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın bu projenizi sessizce içlerine sindireceklerine inanıyor musunuz?"
Yine tadını kaçırmıştım masanın!
Lakin sormak zorundaydım. Çünkü o sıralar, olay Seyrantepe ile sınırlı değildi. Etrafındaki geniş arazilere de toplu konut yapıp satmayı hesaplıyordu Galatasaray. Ali Sami Yen'in yerini ise bırakmayacak; orada yapılacak iş merkezine ortak olacaktı.
Nereden baksanız milyar dolarlık bir hayaldi bu.
Ama sayın Canaydın "candan" inanıyordu.
Peki ya Fenerbahçe ve Beşiktaş?.. Onlar, strateji belirlemeye çalışarak sessiz bekliyordu. Bu sessizlikten "kabul" anlamı çıkarmıştı başkan.
ONA SEYRANTEPE, BANA 85 MİLYON DOLAR
Bana bakışından anladım.
"Kovana çomak sokup maraza çıkarıyorsun" nazarlarını, nerede olsa tanırım.
Sonra yazdım.
"Diğer büyüklerin sessizce katlanacaklarını düşünüyorsanız aldanırsınız" dedim.
"Bu yağma katlanarak büyür, kulüpler kooperatifçi olur, vergisini veren, hiçbir tarlaya çit çevirmeyen, gecekondu dikmeyen namuslu vatandaşın bir kere daha 'sıtkı sıyrılır' memleketten" dedim.
Bir sürü ağır eleştiriyi göğüsledim.
Ta ki, önceki güne kadar...
Pazar gazetelerindeki habere göre, benim tezim resmiyet kazanmış ve Fenerbahçe Başkan Vekili Nihat Özdemir faturayı çıkarmıştı:
"Galatasaray'ın Seyrantepe Projesi'de devlet katkı yaparsa, biz de 85 milyon dolar isteyeceğiz".
Çünkü Fenerbahçe kendi stadını kendi yapmıştı ve eşitlik ilkesi gereği stad parasını devletten almalıydı. Veya... Devlet Galatasaray'a "kıyak" yapmamalıydı.
Beşiktaş'ın da eli kulağındadır. Trabzonspor durur mu? Şampiyonluğa oynayan Vestel ne olacak? Ya Anadolu?..
Önümüzde iki şık var. Birincisi devlet vatandaşın parasını, malını "vatandaşa rağmen" koruyacak... "Avanta bitti" diyecek -ki, Galatasaray'ı çok hüzünlü günler bekleyecek o zaman.
İkincisi ise "yağma paylaşım yönetmeliği" çıkarılacak.
Şu arsa senin, bu arazi onun, vergilerini sildim, stopajlarını unuttum...
"Al koçum, sana 5 milyon. Sana otopark, sana çay bahçesi"...
Üç beş yıl sonra da "yabancı sermayesi" uğruna "bazı" kulüpleri bir Arap veya Rus trilyonerine satarlarsa... İşte sana sporun özelleştirilmesi.
Ben yoruldum bu ülkede yaşamaktan.

Yanal şampiyon olursa...

Geçen hafta yaptığım Ersun Yanal röportajı fena olmadı.
Ama sığmadı sayfalara.
Çünkü çok konuştuk. Genel kanının tersine, karşımda medya mensubuna yardımcı olmak için elinden geleni yapan bir hoca vardı.
Nazikti, netti...
Manisa'nın antrenmanını da izleyince anladım ki, bu sezon çok ilginç geçecek.
Ama daha ilginci, şayet Ersun Yanal'ın takımı şampiyon olursa, yerli teknik direktörlerimizin uzun tarihinde yaşanacak muhtemel "kırılma"ydı.
Nasıl mı?.. Konuları dağıtarak röportajın temposunu düşürmemek için ayırdığım şu bölüme bakın:
"Artık eski yönetme üslubu tarih oldu. Derlerdi ki eskiden 'ben çok deneyimliyim'. Ben çok adam gördüm. Gözüne bakınca anlarım... Kavun değil bu; baktın mı anlayacaksın. Tekniği, teknolojisi ve doğru yaklaşımı söz konusu. Dünya ile yarışmak istiyorsanız mecbursunuz. Reçete hazır Dünya'da... Bu reçeteyi alıp, hangi endüstrideyseniz onu çağdaş medeniyet seviyesine çekeceksiniz. Aksi halde mutsuzluk gelir. Mutsuzluk da hangi endüstri olursa olsun, onun sonudur.
Bir de başarıyı tüketmeyeceksiniz. Başarıyı neyle tüketiyorsunuz?.. "Kazan, kazan, kazanla"... "Kaybederken kazan" kalkıyor ortadan. NBA'de insanlar kaybederken mutlaka kazançlar da sağlar. Formula'da kaybederken kazanır insanlar. Ama bizde daha kazanırken kaybediyorsun. Mutsuzsun. Mutsuzluk tablosu çiziyorsun. Biz Kazakistan'ı 6-0 yenerken de herkes mutsuzdu. 1-0 yendiğimizde de mutsuzdu. Mutsuzluk kültürümüzde var. O zaman başarı tükenmeye başlıyor. Mutluluk ancak çok büyük beklentilerin gerçekleşmesine endeksleniyor. Sonuçta yaratıcı insanları yaratıcılıkları baskılanıyor. Bana bir futbolcu, ayağımın dışıyla topa vuramadım hiç demişti. Neden? Ölüm var sonunda demişti. Doğru gitmezse beni asıverirler".
Bu fikirlerin sahibi şampiyonluğu kazanır ve sahip olduğu fikirler tedavüle çıkıp prim yaparsa 'kırılma' olur mu olmaz mı?

"İnsanlık hali" mi?

Fenerbahçe'nin puanları düşük tempo ve konsantrasyon eksikliğine kurban giderken, takımı 100. yılda bekleyen olası felaketin en büyük belirtisi nedir biliyor musunuz?..
Taraftar isyanı değil; "Alex ile Aurelio'nun sahada tartışması". Takım, Ankaraspor kalesine doğru ivmelenirken, Aurelio topu kaptırınca Alex'ten azar işitti ve anında el kol hareketleriyle karşılığını verdi.
Özeti; "Pas versene" - "git işine" şeklindeydi.
Brezilyalılar "ulan"lı mı konuşurlar, "sinkaf"mı ederler bilemem. Lakin "sevgili kardeşim"le örtüşecek bir jargon olmadığı belliydi. Kimse bana "onlar da insan" veya "aile içinde olur böyle şeyler" demesin.
Futbol sahası bir "aile ortamı" değil ve sahadakiler de "sıradan insanlar" hiç değil.
En azından biz öyle olduğunu düşünüyoruz. Onun için "oyun" oynamaları karşılığında milyonlarca Euro almalarını içimize zevkle sindiriyoruz. Taraftarın isyanı "insani" tepkilerle açıklanabilir. Ama iki yabancınınki asla. Peki sebepleri nelerdir?
Saymakla bitmez. Tut ucundan istediğin yere çekiştir. Bir kere hoca otoritesinin tükendiğinin resmidir bu.
Sonra takım içindeki çözülmenin, dağılmanın, guruplaşmanın yan etkisidir. İnançların, ortak hedeflerin bittiğini gösterir. Duvarların arkasında tatsızlıklar yaşandığının delilidir. Kimse bana "hiçbiri değil, insanlık hali" demesin. Bu yorum Alex'i de Aurelio'yu da "sıradanlaştırır" ve ilk önce onlara hakarettir.

eguven@milliyet.com.tr




SPOR
'Benim üzüntüm paralı askerler'
Gençler Birliği!
Aslan'a süper prim
Bu takım sizin eseriniz!
Ersen: Savunma benden başlıyor
Avrupa'da eşi yok
'Avrupa daha zor'
Eskişehirspor vurgun yedi: 0-2
Melek değil şeytan
Lig A 1 numara!
Güç potada artık
Tek sorun seyirci mi?
Dalışta çifte madalya
Göksu'nun gururu
Devler sahnede
Haber turu...
İllüzyon
Yağma yönetmeliği yapılsın
Fark nerede?
Başarılı bir hafta
Bukalemun!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Mehmet DEMİRKOL
İllüzyon
Karşındakine öyle bir tekme atacaksın ki, cev...
Ercan GÜVEN
Yağma yönetmeliği yapılsın
Neredeyse iki yıl oluyor... Milliyet Spor Ser...
Uğur MELEKE
Fark nerede?
Alex Ferguson'ın ve Arsene Wenger'in nerdeyse...
Metin TOKAT
Başarılı bir hafta
İlk zamanlardaki objektif yönetim tarzından u...
Nilay YILMAZ
Bukalemun!
Pazar akşamı futbol proframlarından geçilmese...


© 2006 Milliyet