|
 |
|
|
Başarılı bir hafta
Trabzon-K.Erciyes (Halis ÖZKAHYA)
İlk zamanlardaki objektif yönetim tarzından uzaklaşıyor. Maçın kilit oyuncusu olan Lazarov'u kontrolüne alamadı. İlk yarıdaki faul beklentisi içinde yerde elleri havada itiraz ederken dönen topla atağa kalkıp gol pozisyonuna girmesine mani olmalıydı. Derslik bir sarı kart olurdu. Lazarov-Fatih mücadelesine devam kararı doğru olmakla beraber aldatmadan kart olabilirdi. Aynı oyuncunun ceza alanı içindeki mücadelesine devam kararı ne kadar doğruysa sarı kartı gereksizdi. Erken gelen K.Erciyesspor golünden sonra takdir haklarını Trabzonspor lehine kullandı. 2. gol öncesi vermiş olduğu faul kararı yanlıştı. Ersen Martin'in yardımcı hakeme itirazlarına duyarsız kalmamalıydı.
G.Saray-A.Gücü (Aytekin DURMAZ)
Uzun yıllardır Süper Lig kadrosunda olmasına rağmen ilk defa böyle bir müsabakaya çıktı. Heyecanı ve acemiliği hissedildi. Ceza sahası içindeki itişmelerde daha aktif olmalı. İkinci devrenin başında Arda'nın rakibine yaptığı hareketin karşılığı karttı. Müsabakanın sonlarına doğru Ümit-Da Silva mücadelesinde inanmadan verdiği kritik faul kararı yanlıştı. Gol olsaydı çok tartışılırdı. Faul verdiyse 2.sarı karttan Da Silva'ya kırmızı kart göstermeliydi. Yardımcı hakem Baki Tuncay Akkın tecrübesine yakışmayan iki kritik hata yaptı. Ankaragücü'nün attığı beraberlik golünde Mustafa Özkan'ın kafa vuruşunda Tita'nın pozisyonu ofsayttı. Uzatma dakikalarında Song'un pozisyonu da ofsayttı. Gol olmaması şansıydı.
Ankaraspor-F.Bahçe (Vedat YÜKSEL)
Fiziki görüntüsü, kondisyonu ve topu oyunda tutma gayreti ile başarılıydı. Müsabakada kritik pozisyon olmaması, oyuncuların iyi niyetli mücadele etmeleri işini kolaylaştırdı. Oyunu kesmeme düşüncesi ile avantaj oynatması doğru olmakla beraber aynı oyuncunun avantajını kaybettiği anda faulü vermesi gerektiğini unutmamalı. İlk yarıda Kürşat'ın kafasından kanlar akarken oyuncuyu oyunda tutması, kurallara aykırı bir durum. Disiplin uygulamalarında genellikle başarılıydı. Yardımcılarının kritik ofsaytlarda doğru kararlar vermesi başarısını artırdı.
G.Antep-Sakarya (Tolga ÖZKALFA)
Süper Lig'de yeterince görev alamadığından tedirgin çıktığı maçlarda şanssız pozisyonlar yaşıyor. Kaleci Oğuz'un hareketinde düdük çalmada acele etmese çok güzel bir avantajdan gol kararı verebilirdi. Faul için oyunu durdurduğunda ise kaleciye göstereceği kartın rengi bariz gol şansını engellemeden kırmızı olmalıydı.
Konya-Bursa (Bünyamin GEZER)
Yağmur altında ağır sahaya rağmen pozisyonları yakından izlemesi olumlu tarafı. Penaltı kararı doğru. Yalnız gol olan penaltı vuruşunu tekrar ettirmesi sırasındaki aynı ihlaller direkten dönen penaltıda da var. İlkini tekrar ettiriyorsa ikincisini de tekrarlatmalıydı.
Kayseri-Sivas (Bülent DEMİRLEK)
Ağır sahada kritik pozisyonu bol bir müsabaka. Top sekmiyor. Oyun oynamaya müsait olmayan bir zemin var. Bariz gol şansını engellemeden gösterdiği kırmızı kart da, Kayserispor lehine verdiği penaltı kararı da tartışmalı.
Denizli-Ç.Rize (Selçuk DERELİ)
İki takım içinde önemli bir müsabakaydı. Tecrübesi ve oyunculara verdiği güvenle maçı rahat yönetti.
V.Manisa-Antalya (Yılnur ÖNEN)
Bu sezon Süper Ligde ilk maçına çıktı. V.Manisaspor'un attığı 3. gol öncesi faul var. Holosko rakibini arkadan koluyla iterek dağıttı. Uzatma dakikalarındaki bu hata maçın sonucuna tesir etti.
Beşiktaş-G.Birliği (Fırat AYDINUS)
İkili mücadelelere izin veren, sertliğe prim tanımayan yönetim tarzıyla oyunun akıcı geçmesine katkı sağladı. Maçın hemen başında gösterdiği sarı kartla otoritesini gösterdi. Kale alanı içinde Nobre'nin kaleci Gökhan'a yaptığı faulü tespit edememesi tek ve en önemli hatasıydı. Pozisyonlara yakınlığı, oyuncularla olan sıcak diyalogu sayesinde başarılı yönetim sergiledi.
Heyecanımızı kaybediyoruz
İster statlarda yaşanan olumsuzluklar deyin, ister biletlerin pahalı olmasını söyleyin, isterseniz de kötü futboldan bahsedin. Futbol müsabakalarını seyrederken heyecan duymamaya, keyif almamaya başladık. TV kanallarının naklen verdiği maçların fazlalığı tembellik yapabilir. Tribünlerdeki seyircilerin azalması bu sebeplerden biridir.
Fakat en tehlikelisi milli maçlardaki duygumuzu kaybediyoruz. Milli maç günleri sokaklar boşalır ailece herkes televizyon başında heyecanla takımımızın başarılı olması için dualar ederdi.
Geçtiğimiz milli maç haftası çevremde bunları göremedim. Ertesi gün iş yerlerinde milli maçın yorumundan çok televizyondaki yerli diziler konuşuluyordu.
Milli başarılar görevde olanların başarıları değil ülkenin başarısıdır. Sorumlu olanlar başarıya toplumun bütünüyle paylaşmalıdır. Kendilerini toplumdan soyutlamaya devam ettikleri sürece korkarım bu uçurum büyüyecektir.
mtokat@milliyet.com.tr
|
|
|

|