Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Ekim 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Muhalefet tuzağı


AKP iktidarı, AB'nin isteklerini verirse, iç politika kaygılarıyla baş başa kalır. Önümüzde cumhurbaşkanı seçimi ve genel seçim var.
AKP, muhalefet tarafından hallaç pamuğu gibi atılacağından çekiniyor. Öte yandan... AB ile bir "tren kazası" olursa, bu kez de ekonomide öyle sarsıntılara çarpabilir ki, bu kez iç politika fırtınaları daha da sert vurabilir seçim sandıklarını...
Yani bir açmaz görünüyor.
Oysa... AKP, geçen yıl önemli bir başarı sağlamıştı.
Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin başlaması kararına Güney Kıbrıs'ın imzasını attırmış ama "Güney Kıbrıs'ı tanımadan..."
AB'ye tam üye bir ülkeyi tanımadan, onun imzasını attırmak az şey mi?..
301 ise, zaten büyük sorun değil.
Fakat... Böylesine tur bindirerek önde başladığı bir yarışta AKP, nasıl oldu da geriye düştü?
Bunun cevabı şöyle...
......................
AKP, muhalefetin tuzağına düştü. "TCK 301 ve Güney Kıbrıs bayraklı gemilere, uçaklara limanların açılması" konularında, kendi politikalarını üretemedi, uygulamaya koyamadı. Muhalefetin dümen suyunda oluşan girdaplarda dönüp duruyor.
TCK 301 için kendi oy çoğunluğu olduğu halde CHP'den destek istedi. Baykal'dan "Başka kapıya" cevabını aldı.
Geçen yıl tam üyelik müzakerelerinin başlama kararıyla birlikte uygulamayı kabul ettiği "ek protokolü" bir türlü hayata geçiremiyor.
Oysa... Ek protokol, genişlemeyle birlikte AB'nin yeni 10 üyesine, eski üyelere uygulanan tüm kolaylıkları genişletmektedir. Güney Kıbrıs da, o 10 üyeden biridir.
Ek protokolü uygulama taahhüdü diğer üyeler gibi Güney Kıbrıs gemi ve uçaklarına da Türkiye limanlarının açılmasını gerektirir. Bunun da son süresi 2006'nın 31 Aralık günüdür.
Kısacası... TCK 301 zaten Türkiye ve dünya kamuoyu tarafından "değiştirilmesi" gereken madde...
Güney Kıbrıs uçakları ve gemileri konusuna gelince...
Şu kadarını belirteyim ki, 1998'e kadar zaten böyle bir yasak da yoktu.
.........................
Fakat... "Sorun" çözecek cesur ve proaktif politikalar uygulanacak yerde, seçim kaygılarıyla, muhalefet endişeleriyle patinaj yapıldı.
Bu açmaza girildi.
Ve... Türkiye'nin AB raylarında ilerlemesi için "yol haritası" konuşulacak yerde, "tren kazası" konuşuluyor.
Evet... Türkiye ile AB arasında "tren kazasının önlenmesi" gündemin "zorlu" maddesi... AB'den gelen "Müzakerelerin başlamasının birinci yıldönümü, son yıldönümü olmasın" söylemi, "tren kazasının" en fazla "telefat" verecek halidir.
Yani... "AB-Türkiye müzakerelerinin askıya alınması..."
Bu kararı almak da, kaldırmak da çok zor. Çünkü... "Nitelikli oy çoğunluğu" gerekiyor.
Fakat... Bir diğer olasılık, hemen hemen aynı "telefat" sonucunu verebilir.
O kadar çok maddenin görüşülmesi askıya alınır ki, "tüm görüşmelerin askıya alındığı" fiili durum yaşanır.
Bu da çok kötüdür.
Nispeten daha az ama gene de ciddi "telefat", "301 ve Güney Kıbrıs bayraklı gemilere havaalanı ve deniz limanlarının açılması" kapsamına giren maddelerle sınırlı askıya almadır.
Ancak... Bu ikisi için de, çok sayıda madde başlığının kapsamda olduğunu bilmeliyiz.
.....................
Lüksemburg'da troyka toplantısı sonrası yapılan açıklamalarda "şifa" niyetine bir söylem yoktu.
Büyük olasılıkla 301'de değişiklik yapılacak. Sorun, o değişikliğin ne denli tatmin edici olacağı...
Güney Kıbrıs uçak ve gemileri konusu ise, daha zora sokulmuş bir konu.
Finlandiya formülü daha henüz kâğıt üzerine bile dökülmüş değil.
Ne var ki, bu çabalar hiç değilse karşıt istikametlerden birbiri üstüne gelmekte olan trenlerde hız kestiriyor. Belki de çarpışma önlenebilir.
Çarpışma olsa bile "telefat" azaltılabilir.
İç politikaya endeksli dış siyaset ne yazık ki her ülkede seçim sandığı gerçeği...

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Avrupa'da durum fena değil
TÜRKİYE limanlarını Rumlara açmıyor, AB de KK...
Melih AŞIK
Temiz sorular!
"3 bin 200 belediyenin yaklaşık 1700 tanesi b...
Fikret BİLA
Düz ovada siyaset
PKK ve askerin PKK'yla mücadelesi Türkiye'nin...
Hasan CEMAL
Büyükanıt Paşa parti lideri mi?
Büyükanıt Paşa parti lideri mi? Bu sorum yeni...
Güneri CIVAOĞLU
Muhalefet tuzağı
AKP iktidarı, AB'nin isteklerini verirse, iç ...
Can Dündar
Batı, 500 yılın rövanşını alıyor
Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler, sonucu olm...
Abbas GÜÇLÜ
Cumhuriyetin sembol isimleri?..
Ege Üniversitesi ilginç bir çalışma başlattı....
Hurşit GÜNEŞ
Talep hâlâ düşmüş değil
Bir süre önce talepteki gelişmeleri tüketici ...
Sami KOHEN
Meclis'ten beklenen...
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Fransız P...
Metin MÜNİR
Türksat 1B nerede?
Eğer Türksat uydu haberleşme şirketinin inter...
Derya SAZAK
Ağar'ın çıkışı
Kim derdi ki, "derin devlet" kavramıyla simge...
Meral TAMER
Yeşil sermaye mağdurlarından mektup var
İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler O...
Güngör URAS
Merkez Bankası bağımsız ama Başkan'ının eli bağlı
Merkez Bankası'nın (MB) Banka Meclisi'nde bir...
Serpil YILMAZ
'Bırakın herkes kendisi gibi olsun'
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllat...
M. Ali BİRAND
Nobel'in tadına varamadık (!)
Öyle olaylarla karşı karşıya kalıyorum ki, şa...

© 2006 Milliyet