|
 |
|
|
Ağar'ın çıkışı
Kim derdi ki, "derin devlet" kavramıyla simgeleşen DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, günün birinde "devlet"in askeriyle PKK nedeniyle ters düşecek?! Ağar, "dağdaki silah seslerine son verecek olanları, ovada siyaset yapmaya" çağırıyor.
PKK'ya "af" niteliğinde görülen bu çağrı Kürt sorununa demokratik çözüm arayan çevrelerde hayli olumlu yankı uyandırdı. Ağar'ın 1990'lı yıllarda "sorunun çözümünde" başvurduğu yöntemleri bilenler açısından bu çıkış "şoke" ediciydi. DYP lideri, "Dağda tek bir terörist kalıncaya kadar silahlı mücadele devam edecek" retoriğini bir yana bırakıp askercil çözümlerin dışında bir arayışa taraftar olduğunu açıklıyordu. Ağar'ın Genelkurmay'ın tepkisine yol açan bir başka değerlendirmesi de "Benim dönemimde asker konuşamaz" sözleriydi.
Büyükanıt Paşa, "O zat iktidar da olsa da biz bu konuları konuşuruz" diye yanıt verdi DYP liderine. Bu tutum bile, AB sürecinde eleştirilen "ordunun siyasetteki rolü" konusunda kuşkuya yer bırakmayacak bir göstergeydi. Ağar sonuçta "siyaset yapıyor", PKK konusundaki sözleri kamuoyunda ve parti tabanında olumlu karşılanmıyorsa bunun bedelini seçimde öder! Demokrasilerde asker, iktidarla, muhalefetteki partilerle polemiğe girmez.
DYP lideri, Güneydoğu'daki olayların içinden geliyor. En az asker kadar deneyimli. "Vatan için kurşun atan da yiyen de birdir' ekolünden! Eğer 2006 Türkiye'sinde Ağar, "Bir şehit anasının 'vatan sağ olsun diyemiyorum' sözüne siyasetçiler kulak kapatamaz' diyorsa bunun bir anlamı yok mudur? Ağar bir siyasetçi olarak kendince bazı çözümler üretiyor ve bu düşüncesini seslendiriyor. Büyükanıt ise, "Herhalde cumartesi annelerinin feryadını kastediyor" diye karşılık veriyor. Söz yarışı, "Evlat acısı olan anaların ayrımı nasıl yapılacak?" diye sürüp gidiyor.
PKK terörü bitmedikçe bu tartışma da uzayacak!
Amaç tek bir gencimizin bile ölmemesi olduğuna göre, PKK'yı silah bırakmaya zorlamak açısından herkesin bir şeyler yapması gerekmiyor mu? DYP lideri de bunu söylüyor.
"Dağdaki son terörist ölünceye kadar silahlı mücadele devam edecek" yaklaşımı da bir kararlılığın ifadesidir. PKK'ya karşı elbette tek bir askerin burnunun kanamaması için gereken önlemler alınacaktır. Ancak bu tür demeçlerin "operasyon beklentisi"ne giren PKK'nın mayınlı tuzaklarına fırsat vermesinden de kaçınmak gerekiyor.
Çatışma ortamı son bulmadıkça, bu kayıplar devam edebilir.
Ağar, Güneydoğu insanını PKK'yı dağa çıkmaktan vazgeçirmeye çağırıyor. Bakalım, sözlerinin arkasında durabilecek mi?
dsazak@milliyet.com.tr
|
|
|

|