Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Ekim 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Arda, sakın piyon olma!

Arda Turan, Galatasaray'ın o unutulmaz 2000 kadrosundan sonra Özgürcan, Aydın, Mülayim (sahi şimdi nerede ?), Ferhat ve Uğur'la birlikte adı bir çırpıda söyleniveren yeni kuşak umut çocuklarından biriydi...
Galatasaray'ı izleyenler, hemen her tıkanıklıkta Hagi'yi eleştiriyor, gençlere şans tanımadığı, eski tüfeklere fazlaca yaslandığı için yanlış yaptığını öne sürüyordu...
Doğru ya da yanlış... O günler geride kaldı.
Sezon başında kiralık oynadığı Vestel Manisaspor'dan döndüğünde yeniden bir başka adrese postalanmaktayken, son anda kadroda kaldı Arda...
Sezon sonunda Fatih Terim'in ilan ettiği 44 kişilik geniş aday kadronun içinde yoktu.

Endişelerim var
Bugün hem Milli Takım'da, hem de Galatasaray'da ilk onbir oyuncusu...
Yeteneklerinin yanı sıra şansı da söz konusu...
Nice değerler toz duman içinde savrulup kaybolurken, Arda futbolumuzun yeni kuşak yıldız(aday)ları içinde başı çekip yükseliyor...
Elbette onu hayranlıkla izliyorum... Çalımlarına, şakalarına, taklitlerine, golleri ve reklamda "Evet anne, 4-4-2 oynuyoruz" demesine bayılıyorum.
Yine de Arda ile ilgili endişelerim var.
Bu çocuğun harcanmasından, çabucak tüketilivermesinden, endüstriyel futbolun cendereleri altında ezilip kalıplanarak robotik bir piyon haline getirilmesinden korkuyorum.

Emre yoldan saptı
Hatırlayalım...
Emre Belözoğlu, 12 yaşında Zeytinburnuspor'da keşfedilip Galatasaray'a transfer edildiğinde Türk Futbolu'nun yeni bir yıldız kazandığını daha o günden ilan ettik.
Öyle de oldu. Hayal kırıklığına kapılmadık.
Emre Belözoğlu, olağanüstü bir top tekniğine, harika bir sol ayağa, müthiş bir oyun sezgisine sahipti... Şanslıydı da... Fatih Terim gibi bir hocanın tatlı sert rahle-i tedrisinden geçip UEFA kadrosunu kazanan takımda harika orta alanın (Okan-Suat-Emre ) ortağı oldu. Hagi gibi bir dünya yıldızının usta çırak eğitiminden de yararlanarak büyüdü. Kaçınılmaz biçimde Türkiye sınırlarının dışına taştı.... İtalya'da Inter'in oyuncusu oldu... Şimdi Premiership'te -Newcastle United'da- oynuyor.
Emre kariyerinde hayal ettiği yerlere ulaşmış sayılır... Dahası da olabilir. Ama benim zihnimde büyüttüğüm yol haritasından sapmış durumda.

İki yüzlü canavar!
O topaç çocuk, endüstriyel futbolun kalıplamasıyla savaşan, vuruşan, tutan, durduran bir fedai haline getirildi. Yaratıcı özellikleri, hücuma dönük kişiliği törpülendi, adeta yok edildi... Hayır, artık benim kafamdaki Emre bu değildi!
Endüstriyel futbol iki yüzlü bir canavara benziyor... Bir yandan robotik piyonları kalıplıyor, saha içindeki savaşçı sayısını artırıyor, öte yandan sayısını hızla azalttığı yaratıcı oyunculardan hâlâ ayakta kalabilenlerine teslim olup çift rakamlı milyon euroları ödüyor, onları birer futbol ikonu haline getiriyor.
Türkiye de bu ikiyüzlülükten nasibini alan bir ülke...
Hagi'ye alkış tutabilir, onu taparcasına sevebiliriz. Alex'i bağrımıza basabiliriz... Ama kendi çocuklarımıza bu hakkı tanıdığımız söylenebilir mi ?
Sergen ve Tümer'in futbol macerasını şöyle bir gözden geçirmek yeter.
Yusuf ile Ceyhun'un Fenerbahçe'de barınamamaları, sonraki yolculuklarında yaratıcı lider kimliği ile kendilerini kabul ettirmeleri de ayrı bir dram.

Kafa karıştıran durum
Futbolumuzda en yoğun tartışmalar ön libero (piyonlar) üzerinde yoğunlaşırken, yaratıcı oyuncuları itip kakarak, ya da o boşluğu yabancılara ihale ederek işin kolayına kaçıyoruz.
Arda Turan'ın savunma yapmadığı için eleştirilmesi, daha büyüme çağında üst üste zorlu maçlar oynayarak yıpratılması ve bir anlamda tüketilmeye başlanması açık söyleyeyim, kafa karıştıran bir durum yaratıyor...
Evet, Pele'nin 17 yaşında Dünya Kupası finallerinde parladığını ve hep öyle kaldığını biliyorum... Ama o futbol çook gerilerde kaldı.
Şimdi sistem, Arda'yı törpülemeye, kalıplamaya çalışıyor yeniden... Evet, bunun için kaygılanıyorum.
Arda'ya "Aman çocuk, diyorum, n'olur piyon olma!"

'Anne'

Yıllar önce British Council'in yaptığı bir araştırma dikkatimi çekmişti...
İngilizce'nin konuşulmadığı dünya ülkelerinde İngilizce bilmeyenler arasında yapılan araştırmaya göre, en çok bilinen İngilizce sözlük "anne" idi...
Ne aşk, ne sevgili...
Ne de bir futbol terimi...
İlle de anne!
Hiç şaşırmadım... İnsan olarak en değerli varlığımızın annemiz olduğunu biliyordum.
Geçen hafta sonu annemi kaybettiğim zaman, o sözcüğün ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anladım...
Annem beni doğurmakla kalmadı... Ömür boyu öğretmenim oldu.
İlgisi, şefkati ve o tükenmeyen enerjisi, adanmışlığı ile...
Küçükken boyumdan büyük küfürlerle seslenirdim arkadaşlarıma...
Annem'in uyarılarını, yasaklamalarını kanı kaynayan her çocuk gibi fazla önemsemez, küfür sözlüğümü gün geçtikçe zenginleştirmeye çalışırdım...
Bir gün dut ağacının tepesinden ağız dolusu küfürlerle bağırdığımı duydu..
Ağacın dibinde saatlerce bekledi. Hava karardı, bendeniz "ağaca tüneyen baron" aşağı indi...
...Ve annem o küfürlerle kirlenen ağzımı acı biberlerle temizledi....
Hesaplamadığı bir şey oldu daha sonraları...
Küfürden yıllar boyu vazgeçemedim... Annemin acı biberlerini sevdim...
Kendimi bildim bileli, dostlarımdan arkadaşlarımdan gelen en acı biberleri kiraz yermişcesine zevkle yedim. Acısız sofralara oturmaz oldum. Dilim, dudağım kabardıkça annemi andım sevgiyle...
Cuma sabahından beri yüreğim yanıyor. 61 yaşında da olsa bir çocuğun annesini kaybetmekle dünya biber rekoltesinin bile yaratamayacağı acıyı yaşadığını artık biliyorum.
Anneciğim... Canım anneciğim...
Işıklar içinde uyu, mekânını biliyorum.
Seni çok özlüyorum.

agokce@milliyet.com.tr




SPOR
Zaferin yolu sabır
Zico rest çekti!
'Saracoğlu Stadı kaçak'
Tigana'nın rengi!
Taş yerinde ağır
Türkiye'nin sambacıları
Alışveriş Stadium'dan!
Efes Pilsen kaldığı yerden: 66-55
Sultanlar'a terapi
Iraklı pedallar, Türkiye'ye duacı
Göksu elendi
Cezayı şimdi kim Çek'ecek?
Okta hedef şaştı!
Haber turu...
Arda, sakın piyon olma!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Atilla GÖKÇE
Arda, sakın piyon olma!
Arda Turan, Galatasaray'ın o unutulmaz 2000 k...


© 2006 Milliyet