Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Ekim 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Politikada ılımanlık gösterileri ve Nâzım Hikmet'le Ahmet Kutsi


Uğur Dündar'ın son "Arena" programında, Başbakan Tayyip Bey'le "soru-yanıt" üstüne yaptığı söyleşide, Tayyip Bey; TV ekranlarında sık sık karşılaştığımız, önüne geleni kızdıkça azarlayan bir Başbakan portresi çizmekten çok uzaktı.
Politikanın kıyı uçlarındaki marjinal katılıklarla ufunetleri, merkeze çekme taktiklerinin bilgeliğinde; dedelik ve -büyük oranda- cumhurbaşkanlığı arifesinde, ılıman, sevimli, uzaktan Turgut Özal'ı çağrıştıran bir lider vardı karşımızda.
***
Melih Meriç'in "Basın Kulübü"nde de, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener; oldum bittim kabuklu bir atkestanesi yerine, benimsemeyi yeğlediği şirinlik muskasıyla, enikonu mıknatıslı bir ılımanlıktaydı yine.
***
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül de, dünkü Milliyet'in sürmanşetine şu başlıklarla çıkmıştı:
"Avrupa'ya 301 sinyali - Dışişleri Bakanı Gül, Lüksemburg'da bir araya geldiği AB'li yetkililere TCK'nın 301'inci maddesi ile ilgili değişiklik sinyali verdi, 'Gerekeni yaparız' dedi"
***
Beylerbeyi İskelesi'ndeki 5-6 masalık kafeteryanın pencerelerinden Boğaz'ın üstüne eğilmiş gümüşi tonların raksı içindeki sonbahar bulutları, yüz yıl önceki İstanbul'dan, yüz yıl sonraki İstanbul'a öpücükler gönderiyor gibiydi...
Ve İstanbul, şimdiye dek bir türlü evrensel kalitesine kavuşamamıştı.
Acaba Türkiye'nin evrensel kalitedeki kadroları çok cılız olduğu için mi kavuşamamıştı; yoksa Ankara egemenleri, Enver Paşa megalomanisinin her türlü şeffaflığı iptal eden bulaşıcı fasaryasından, kurutulamadığı için mi kavuşamamıştı?
***
Beylerbeyi İskelesi'ndeki kafeteryanın pencerelerinden görünen sonbahar bulutları ve insanın sevmeye doyamadığı, güneşli pırıltılardan yoksun, azıcık hırçınlaşmış Boğaz...
Sonra da, yemyeşil doğal bir tepsinin ortasındaki Polonezköy masaları...
***
Doğrusu isterdim o gizemli yeşillikler ortamında, 25. İstanbul Kitap Fuarı'nın da, bu yılki Onur Yazarı olarak taçlandırdığı Doğan Hızlan'la baş başa Türk edebiyatının doruklarından ve çektiklerinden konuşmayı...
***
İçimde Ahmet Kutsi'nin "Orda bir köyle var uzakta" şiirini okumak geçiyordu:
Orda bir köy var uzakta,
O köy bizim köyümüzdür.
Gezmesek de, tozmasak da
O köy bizi köyümüzdür.
***
Cumhuriyet döneminin eğitimi, oligarşik bir yapıya "resmi tarih"le de korselenmiş, "militan" yetiştirme üzerine düzenlenmişti.
Şeffaflıktan ve özeleştiriden sakınmayan, her türlü dogmatik tabuları sorgulayabilen, evrensel kalitede kuşakların yetişmesi, daha küçük yaşlarda engelleniyordu.
***
"Orda bir köy vardı uzakta, o köy bizim köyümüzdü". Tamam da "biz" kimdik, o köyün içinde yaşayanlar kimdi?
Ve o köyün içinde yaşayanların tek sığınağı neresiydi?
***
O köyün içindekileri merak eden kalemler, zalimce kahrediliyordu. Yerelin önemlisi; sanki gizli bir iç sömürgenin perişanlık içindeki karanlığı hiç ışıklanmasın istiyor ve evrensel değer fışkırmasının böyle bir ışığı yaymasından kaygılanıyordu.
***
O uzaktaki köylerin içini merak eden kalemler; Yves Montand'nın evrenselleşmiş şarkılarındaki güfteleri yazmış şairler bile olsalar; alınlarındaki "hain"lik damgasıyla, demir parmaklıklar arkasından Türk edebiyatının acı gerçeğini anıtlaştırıyorlardı:
Dışarıda bir bayrak gibi dalgalanırken adı,
O içeride ihtiyarladı.
***
Ankara egemenleri bu mısraları mı yazdırmalıydı Nâzım Hikmet'e?
Ya "Kağnı-Ses" yazarı Sabahattin Ali'nin, Sinop Cezaevi'nde yazdığı o ünlü koşma:
Başın öne eğilmesin;
Aldırma gönül aldırma.
Ağladığın duyulmasın,
Aldırma gönül, aldırma...
Kendi topraklarının ozan, yazar ve sanatçılarıyla bir gönül özdeşliği kurabilecek bir düzeyde bir egemenlik "kalitesi" yoktuysa bile; "ayıp" diye bir şey de mi yoktu?
***
Ilıman politikalar, anketlere göre yüzde 56'sı kararsızlığa düşmüş seçmeni yakalayabilir mi?
Yakalasa da yakalamasa da; Türkiye'nin gözlerden gizlenen sorunu, Türk vatandaşlarının "yaşam kalitesi" açısından, evrensel sıralamada 95'inci basamağa düşmüş olması...
Kutlamak gerekir 20'nci yüzyılın irikıyım nutukçu siyasetçilerini, onca hamaset babalanmasıyla 105'inci sıraya da düşülebilirdi.

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Erdoğan nereye?
LÜKSEMBURG dönüşü Dışişleri Bakanı Abdullah G...
Çetin ALTAN
Politikada ılımanlık gösterileri ve Nâzım Hikmet'le Ahmet Kutsi
Uğur Dündar'ın son "Arena" programında, Başba...
Melih AŞIK
Saygın Meclis...
"Bu ülkede hiçbir kurum Meclis kadar, milletv...
Fikret BİLA
Erdoğan'ın rahatsızlığı ve işlemeyen 'mavi çağrı' sistemi
Söze Başbakan Erdoğan ve ailesine geçmiş olsu...
Hasan CEMAL
Başarıya açlık!
JPMorgan, dünyanın en önde gelen yatırım bank...
Güneri CIVAOĞLU
Balyozla çözüm
Başbakan Erdoğan'a "geçmiş olsun" diyerek baş...
Can Dündar
CHP'nin milliyetçiliği olumlu
Abbas GÜÇLÜ
Türkiye'nin bilime katkısı
Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Ör...
Hurşit GÜNEŞ
Orhan Pamuk aşağılayarak mı Nobel aldı?
Orhan Pamuk Nobel ödülü alan ilk Türk oldu. Ş...
Nail GÜRELİ
Kuşaklar arası diyalog
Dinler arası diyalog, uygarlıklar arası diyal...
Sami KOHEN
Fin formülü fırsat mı?
"SON fırsat penceresi önümüzde duruyor"... ...
Metin MÜNİR
2007 yılının sonunda 'uydu sorunu'muz olabilir
Geçtiğimiz pazartesi günü (9 Ekim) Digitürk d...
Hasan PULUR
Meğer Nobel garantiymiş!
NE haftaydı, tam bir tozkoparan fırtınası, sa...
Meral TAMER
İstanbul Modern'in bayram armağanı: Venedik Bienali
Venedik Bienali'ne katılmış birbirinden yarat...
Ece TEMELKURAN
"Biz" krizi: Orhan Pamuk "sorunumuz"
Bendeniz malum haberi aldığımda bir kafede in...
Osman ULAGAY
Küresel yatırımlar ve Türkiye'nin geleceği
Orhan Pamuk'un Nobel Ödülü'nü almasıyla ilgil...
Güngör URAS
Cahit Talas polisten dayak yiyen ilk ve tek dekandı
Cahit Talas öldü. Prof. Dr. Cahit Talas, sosy...
M. Ali BİRAND
Bu tutum Köşk'e hiç yakışmadı...
Günlerdir herkes bekliyor.

© 2006 Milliyet