Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Ekim 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Erdoğan'ın rahatsızlığı ve işlemeyen 'mavi çağrı' sistemi


Söze Başbakan Erdoğan ve ailesine geçmiş olsun dileklerimizi ileterek başlayalım. Ankara, dün olağanüstü bir gün yaşadı.
Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısına katılmak üzere TBMM'ye giderken makam otomobilinde rahatsızlandı ve en yakın hastane olan Güven Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi edildi.
Cumhurbaşkanı, Başbakan, TBMM Başkanı gibi devlet büyüklerinin güvenlikleri ve sağlıkları, sadece kendilerini ve ailelerini değil bütün ülkeyi ilgilendirir.
Başbakan Erdoğan'ın Güven Hastanesi'ne getirilmesinden sonra, hastane önünde yaşananlar hem üzücü hem düşündürücüydü.
Başbakan'ın hastaneye ulaştırılması ve taşınması birçok ihmali de gözler önüne serdi.

Balyoz olmasaydı
Başbakan, makam otomobilinin camı balyozla kırılarak çıkarıldı!
Nedeni, şoförü ve koruma görevlisinin arabayı terk ederken, otomatik kilit sistemini unutmalarıydı. Arabanın kapıları kilitlenmişti, Başbakan arabadan çıkarılamıyordu.
Bu kabul edilebilecek bir ihmal değil, bir...
İkincisi, Güven Hastanesi'nin bitişiğinde bir inşaat olmasaydı, balyoz, keski nasıl ve ne kadar sürede bulunacaktı? Kilitlenmiş kapılar nasıl açılacaktı?
Ve üçüncüsü, Başbakan arabanın içinde daha ağır bir rahatsızlık geçiriyor olsaydı, bunun sonuçları nasıl izah edilecekti, hesabını kim verecekti?
Türkiye bin yıllık devlet geleneği olan, tıp ve güvenlik alanlarında en son teknolojiyi kullanan, bu alanlarda dünyayla boy ölçüşecek düzeyde eğitimli personele sahip bir ülke. Böyle bir ülkenin Başbakan'ı, camı balyozla kırılan makam otomobilinden karga tulumba çıkarılarak hastaneye sokuluyor...
Bu gerçekten izahı ve kabulü mümkün olmayan bir ağır ihmaldir. Ciddi sorumluluk gerektirir.

'Mavi çağrı' nerede?
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in doktoru Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'nun, devlet büyüklerine yapılacak acil müdahaleler konusunda başarılı bir sistem kurduğu bilinir.
Prof. Dr. Müftüoğlu'na dün devlet büyükleri için nasıl bir sistem kurulduğunu ve sistemin bugün çalışıp çalışmadığını sordum. Verdiği bilgiler, bugünkü ihmalin boyutlarını gösteriyordu:
"Sayın Demirel'in talimatıyla Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı ve Başbakanlık'ta sağlık sistemini incelemiş ve rapor haline getirmiştim. 1993'te Cumhurbaşkanlığı'nda özel bir sistem yoktu. Sadece Muhafız Alayı'nın doktorları vardı. TBMM'de bir revir mevcuttu. Başbakanlık'ta da bir kadın doğumcu kurum doktoru vardı.
Olacak iş değildi. Biz hemen devlet büyüklerine acil müdahale merkezi oluşturduk ve 'mavi çağrı' adıyla bir sistem geliştirdik. Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı ve Başbakanlık'ta 24 saat hizmet veren bir mekanizma kuruldu. Numune ve Yüksek İhtisas hastanelerinde doktorlar özel eğitimden geçirildi.
Makamlarında, konutlarında ve konvoylarında 24 saat doktor nöbeti uygulandı. Doktorun, konvoyda, devlet büyüğünü en fazla 30 saniyelik bir mesafede izlemesi kuralı getirildi ve uygulandı.

Uygulama gevşedi
Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan'ın konvoyunda tam teşekküllü bir ambulans bulunması ve koruması nereye oturursa hemen yanının doktoruna bırakılması ilkesi benimsendi ve uygulandı. Korumalar ile doktorlar arasında özel iletişim sistemi kuruldu. Bunun çok yararını gördük. Ancak, uygulama zamanla gevşedi, TBMM ve Başbakanlık'ta bu uygulama terk edildi."
Prof. Dr. Müftüoğlu'nun verdiği bilgiler aslında çağdaş bir sağlık sistemi kurulduğunu gösteriyor. Ancak, dün yaşananlar, bu sistemin uygulanmadığını, rafa kaldırıldığını da maalesef gözler önüne serdi.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Erdoğan nereye?
LÜKSEMBURG dönüşü Dışişleri Bakanı Abdullah G...
Çetin ALTAN
Politikada ılımanlık gösterileri ve Nâzım Hikmet'le Ahmet Kutsi
Uğur Dündar'ın son "Arena" programında, Başba...
Melih AŞIK
Saygın Meclis...
"Bu ülkede hiçbir kurum Meclis kadar, milletv...
Fikret BİLA
Erdoğan'ın rahatsızlığı ve işlemeyen 'mavi çağrı' sistemi
Söze Başbakan Erdoğan ve ailesine geçmiş olsu...
Hasan CEMAL
Başarıya açlık!
JPMorgan, dünyanın en önde gelen yatırım bank...
Güneri CIVAOĞLU
Balyozla çözüm
Başbakan Erdoğan'a "geçmiş olsun" diyerek baş...
Can Dündar
CHP'nin milliyetçiliği olumlu
Abbas GÜÇLÜ
Türkiye'nin bilime katkısı
Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Ör...
Hurşit GÜNEŞ
Orhan Pamuk aşağılayarak mı Nobel aldı?
Orhan Pamuk Nobel ödülü alan ilk Türk oldu. Ş...
Nail GÜRELİ
Kuşaklar arası diyalog
Dinler arası diyalog, uygarlıklar arası diyal...
Sami KOHEN
Fin formülü fırsat mı?
"SON fırsat penceresi önümüzde duruyor"... ...
Metin MÜNİR
2007 yılının sonunda 'uydu sorunu'muz olabilir
Geçtiğimiz pazartesi günü (9 Ekim) Digitürk d...
Hasan PULUR
Meğer Nobel garantiymiş!
NE haftaydı, tam bir tozkoparan fırtınası, sa...
Meral TAMER
İstanbul Modern'in bayram armağanı: Venedik Bienali
Venedik Bienali'ne katılmış birbirinden yarat...
Ece TEMELKURAN
"Biz" krizi: Orhan Pamuk "sorunumuz"
Bendeniz malum haberi aldığımda bir kafede in...
Osman ULAGAY
Küresel yatırımlar ve Türkiye'nin geleceği
Orhan Pamuk'un Nobel Ödülü'nü almasıyla ilgil...
Güngör URAS
Cahit Talas polisten dayak yiyen ilk ve tek dekandı
Cahit Talas öldü. Prof. Dr. Cahit Talas, sosy...
M. Ali BİRAND
Bu tutum Köşk'e hiç yakışmadı...
Günlerdir herkes bekliyor.

© 2006 Milliyet