|
Başarıya açlık!
JPMorgan, dünyanın en önde gelen yatırım bankalarından biri. Halen 1.3 trilyon dolarlık varlığı yönetiyor.
Bu Amerikan bankasının kurumsal yatırımcılar için düzenlediği bir gezi çerçevesinde, dünyanın değişik ülkelerinden 19 kişilik bir yatırımcı grubuyla pazartesi günü birlikte oldum.
Konu Türkiye'ydi.
Daha çok soruları yanıtladım. Merak ettikleri siyasal çerçeveyle ilgili beş konuyu noktalar halinde şöyle özetledim:
(1) Darbe olmaz!
Türkiye'nin gelişmişliği ve farklılaşmışlığı günümüzde darbe yolunu kapatıyor, gündem dışı bırakıyor. Ancak asker, baskı düğmesine daha çok basarak Başbakan Erdoğan'ı Çankaya konusunda bir uzlaşmaya itme çabasında...
(2) Çankaya için sürpriz!
Siyasal gündemin en önemli konusu, altı ay sonraki cumhurbaşkanı seçimidir. Başbakan Erdoğan, makul bir uzlaşmayla Siyasal bir yumuşama dönemi açabilir. Güneydoğu'daki ateşkes gibi bu da AKP'nin seçim şansını artırabilir.
(3) Seçimi kazanmak!
AKP'nin seçimi kazanması en yakın ihtimaldir. Bu açıdan Türkiye'de bir muhalefet, bir alternatif sorunu vardır. Peki ya AKP yine tek başına hükümet kurabilecek çoğunluğu elde edebilir mi? Bunu bir yıl öncesinden öngörmek zor. Bu konuda, cumhurbaşkanı seçiminden sonra daha sağlıklı öngörü yapılabilir. Koalisyon ihtimali de vardır.
(4) Tren kazası olmaz!
AB ile ilişkilerde bir tren kazası yine bir son dakika formülüyle önlenir. Çünkü iki tarafın da genel çıkarı, Türkiye'nin AB rayında kalmasıdır. Bir uzlaşma formülüyle bir yıl sonraki genel seçimlere kadar Türkiye'ye yeni bir nefes mesafesi tanınır. Böyle bir gelişme de AKP'nin seçim sandığında elini güçlendirebilir.
(5) Kuzey Irak'a girilmez!
Türkiye, Kuzey Irak'a girmez. İlle de girmesini gerektirecek bir durumun oluşması da yakın bir ihtimal değildir. Türkiye'nin,"Askeri müdahale de masasının üstündeki opsiyonlardan biridir" demeyi sürdürmesi, Amerika ve Irak Kürtlerine baskı politikasının bir parçası diye yorumlanabilir.
Benim sunuşumun özeti böyleydi. Ben de onlara, Türkiye'nin geleceğini nasıl gördüklerini sordum.
Biri şöyle dedi:
"Türkiye'de başarıya açlık var. Bu, Türkiye'de edindiğim ilk izlenim. Başarıya olan bu açlık da hem Türkiye'yi çok dinamik kılıyor, hem de geleceğe dönük umut yaratıyor."
Uluslararası yatırımcılarda belirgin iki eğilim daha dikkat çekiyordu:
Türkiye'nin Avrupa Birliği rayında kalacağı... Ve bunun da Türkiye'ye dış kaynak akışı ve doğrudan yabancı sermaye yatırımları açısından olumlu etki yapmaya devam edeceği...
Uzun lafın kısası:
Siyasal istikrarı koruyabilirsek, ekonomiye dikiş tutturup aş ve iş meselesini daha kolay çözebileceğiz bu ülkede.
Rahmi Koç'un geçen gün Moskova'da gazetecilere söylediği gibi:
"AB yolunda tren kazası olmaz, ancak lastik patlar. AB ile müzakerelerin başlaması, Türkiye'ye yabancı sermaye akışına çok olumlu etki yaptı. Türkiye, müzakereleri rayında götürme çabasından hiç vazgeçmemeli. On, on iki yıl sonrasını, tam üyelik dönemini kestirmek zor. Ancak, AB yolunda yürümenin Türkiye'de yatırım iklimini düzelten bir etkisi oldu. Bunu sürdürmeliyiz."
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|