|
Kuşaklar arası diyalog
Dinler arası diyalog, uygarlıklar arası diyalog, aydınlar arası diyalog, halklar arası diyalog derken, var mısınız bir de kuşaklar arası diyaloğa?
Nereden mi çıkardık bu lafı? "Hasan Pulur Kitabı" nedeniyle Filiz Aygündüz'ün Pazar Milliyet'te Pulur ile yaptığı usta işi kapsamlı söyleşisinden.
Önce, meslekte 50 yılı deviren Pulur'un kitabından söz etmeliyiz. Gerçi ayrıntıları ve kitaptan alıntıları izlemişsinizdir, ama biz de karınca kararınca bir not düşelim. Önemli yerlerde görev yapanların, özelikle mesleklerine ilişkin anılarını yazmasından/anlatmasından yanayız. Hasan Pulur gibi, muhabirlikten başlayarak köşe yazarlığının doruklarına çıkan bir gazetecinin anlattıkları ve görüşleri önemlidir ve basın tarihi için başvurulacak kaynaklardan biridir.
Kitap, bu türün erbabı olan gazeteci Sefa Kaplan'ın Pulur ile yaptığı "Nehir Söyleşi"den oluşuyor. ("olaylar ve insanlar"ın peşinde bir ömür -Hasan Pulur Kitabı, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2006). Pulur'un anlattıklarında yalnız basın dünyasının perde arkasını değil, "Liderler Resmi Geçidi"nde siyaset dünyasının yansımalarını da bulursunuz.
Gelelim kuşaklar arası diyalog konusuna. Filiz Aygündüz, Pulur'un kitabında Milliyet'te "insan ilişkilerinin eksik" olduğu yönündeki söylemleri üzerinde duruyor; tam 6 kez satırbaşı açarak, Pulur'u bir ölçüde gençlerden uzak durmakla eleştiriyor. Ve Pulur, bir yerde ağzından baklayı çıkarıyor:
"Evet, yapmadım bunu. Çünkü o cesareti vermediniz bana. Ben öyle hop diye gidip oturamam. Öyle bir yakınlık da görmedim doğrusu."
İki tarafın da izniyle biz, gözlemlerimize dayanarak, araya girelim. Pulur'un sözünü ettiği "insan ilişkilerinde eksiklik" Babıâli dönemine değil, medya devrine aittir ve Milliyet'e "münhasır" değildir. Hatta sadece, plazalara/sentırlara kapanan "medya" ile de sınırlı kalmaz. Dünyayı bilmeyiz, ama bizce Türkiye'nin sıkıntılarından biri ve tartışmaların kısır döngüyü aşamamasının başlıca nedeni, kuşaklar arası diyalog eksikliğidir.
Çözüme, bireysel ilişkiler kadar, belki onlardan çok, kurumsal yaklaşımların katkı yapacağını düşünüyoruz.
Bir şiir
Dizelerimiz, halk bilim araştırmacısı yazar Ahmet Özdemir'in "Dört Yüzüncü Yılında Karacaoğlan" (Bordo Siyah Yayınları, 2006) kitabından, büyük halk ozanının bir semaisinden:
"Ala gözlü benli dilber/ Koyma beni el yerine/ Altın kemerin olayım/ Dola beni bel yerine// Karacaoğlan der nolayım/ Kolun boynuma dolayım/ Nazlı yar kölen olayım/ Ah kabul eyle kul yerine"
nailgureli@milliyet.com.tr
|
|