Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Ekim 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Umutsuzluk denizi...


Aslında iyi şeyler yazmak istiyorsun, ama buna bazen takım, bazen da taraftar müsade etmiyor.
İlk yarıda Galatasaray'ın tartışılabilir bir kadrosu, ama kötü olmayan bir oyun planı var. Herkes Galatasaray'ın yıllar öncesini bekliyor. Ancak Galatasaray yıllar öncesinin Galatasaray'ı değil. Yeni ve acemi bir Galatasaray. Gol attığı, gol yediği zaman da oyunun kontrolünü yapamayan bir Galatasaray. Bunu başaramayan bir takımın kendine güveni yok demektir.
Aylardır söylediğimiz gibi, Galatasaray'ın kadrosunda kalite eksikliği var. Bunu sağlamak kolay değil. Galatasaray'ın ilk yarıda tribünleri tahminlerin ötesinde oyuna çekmesi lazımdı. Çünkü içeride Liverpool'dan, dışarıda Bordeaux'dan gol yemeyen PSV'ye gol atmıştı. Ama bu olmadı.
Gol sonrası görüldü ki, Galatasaray'ın sistemi ve kadrosu oyunu kontrol edecek, rakibe hamle fırsatı vermeyecek düzeyde değil.

Stratejik hata
Başlama düşencesi iyi olabilir, ama bu maçlarda tek strateji geçerli değildir. Üç aşamalı şablonda Galatasaray oyuna iyi başlamayı başardı diyebiliriz. Ama devam etme ve oyunu bitirme stratejisini iyi kullanamadı. Kullanmak istediyse dahi, buna taraftarı izin vermedi. Unutulmamalı ki, taraftar takımına güveniyorsa, oyunun son düdüğüne kadar onun yanında olmalı.
Ayrıca oyuna ikinci yarıda giren Cihan, Necati ve Hakan üçlüsünün -bundan kesin emin değilim ama, yanılma payım çok az diye düşünüyorum- hiçbirinin oyuna devam etme yönünde hazır olmadıkları ortaya çıktı.
Aslında Gerets, oyuna başlama düşüncesinden daha değişik bir planı gol yemeden devreye sokabilirdi. Çünkü Ümit ve Iliç, PSV'nin ikinci yarıda oyunu geriden kurma düşüncesini kesemedi. Bu da Galatasaray'ın en büyük zaafı oldu.
Galatasaray bu mağlubiyetle sadece Avrupa'daki iddiasını değil, büyük ihtimalle ligdeki yarışı da kaybetti. Görülen o ki, PSV maçından sonra Galatasaray, Ali Sami Yen'de de rahat olmayacak ve hiç tartışmasız bir şekilde lig yarışının da dışında kalacak. Bunu belki iddialı dile getiriyorum, ancak bekleyin görün.
Şunu kabul etmek gerekir ki, bir takımın transferleri, oyun şekli yanlış olabilir. Yönetim hataları da olabilir. Bu yanlışların içinde bir tek doğrunun bulunması gerekir, o da taraftarın taraf olması gerçeği. Ama Türkiye'de taraftar belirli zamanlarda karşı taraf oluyor. Bu gecenin en hüzün verici tarafıydı.
Galatasaray'ın önünde 3 maç ve 9 puan var. Bunları kazanmak için saha içi ve dışı inanca ihtiyacı var. Görünen o ki, şu anda iki taraf da umutsuzluk denizinde yüzüyor.

mdenizli@milliyet.com.tr




SPOR
Aslan'a ev hapsi: 1-2
Gözüne kestirdi!
Zico'nun freni patladı
'Transferi ben yaparım'
Sporun vergisi yükseliyor
En büyük Kartal: 79-72
Chelsea avladı: 1-0
Ağır fatura
Futbolumuz yükselişte
Haber turu...
Umutsuzluk denizi...
Devleti sağan ve tas uzatan
Gerets'le buraya kadar
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Mustafa DENİZLİ
Umutsuzluk denizi...
Aslında iyi şeyler yazmak istiyorsun, ama bun...
Ercan GÜVEN
Devleti sağan ve tas uzatan
Bir tek sorum var değerli kulüp yöneticilerin...
Metin TOKAT
Gerets'le buraya kadar
Galatasaray'ın, Şampiyonlar Ligi'ndeki iddias...


© 2006 Milliyet