|
Fransız cumhuriyet ideolojisi
FRANSIZ iş dünyasının en üst kuruluşu Medef'in Başkanı Laurence Parisot; alımlı, bilgili geniş ufuklu bir kadın. Financial Times'ın magazin ekine yaptığı açıklamada çok ilginç şeyler söylüyor:
"Ben Fransız tarihini severim ama Fransız devrimini çok fazla sevmem. Devrim aşırı bir şiddet eylemiydi, bunun hâlâ sıkıntılarını çekiyoruz. Her birimizi bir kampta yer almaya mecbur etti!"
Gerçekten, Fransız tarihi uzlaşmaların, çatışmaların, darbelerin, rejim savaşlarının, ideolojik çarpışmaların tarihidir.
"Devrimin yarattığı sonuç, ileriye gitmesi için, ancak mücadelelerle, çatışmalarla, sokak protestolarıyla hatta başkaldırılarla ikna edilebilen bir millettir. Bunun son örneğini Paris varoşlarında gördük..."
İki yüzyıl süreyle, bu muazzam sosyal enerji israfı yüzünden Fransa Batı Avrupa'da sanayileşmesi "gecikmiş" ülkelerden biriydi.
Devletçi ideoloji
Bayan Parisot Anglosaksonların devrimci değil, evrimci nitelikteki liberal-demokratik gelişme tecrübesini övüyor. Bu mesele akademik literatürde de köklü ve hâlâ devam eden bir tartışmadır.
Bayan Parisot'nun şu sözleri bizim açımızdan da son derece önemli:
"Biz Fransa'da kamu yararının tek koruyucusunun devlet olduğuna inanmak zorundayız! Bizi bunaltan bir devletten sıkıntı çekiyoruz..."
Somuta indirelim: Devletçilik mi, piyasa ekonomisi mi?
Bayan Parisot bu sorunu felsefi düzeyde "cumhuriyetçilik" ve "demokrasi" arasındaki farkla örneklendiriyor:
"Cumhuriyet fikri o kadar önemli oldu ki, demokrasi üzerinde yeterince düşünemiyoruz."
Bu baskın ideolojik düşünce kalıbı yüzünden reformlar kolay yapılamıyor! Darbeler, rejim kavgaları, sokak gösterileri, ideolojik çatışmalar... İki yüzyıllık Fransız tarihinin özeti!
Fransız beyninin büyük isimlerinden Raymond Aron da 1950'lerdeki yazılarında Fransızların "en teknik konuları bile ideoloji kavgalarıyla içinden çıkılmaz hale getirmelerini" eleştirir. Aron, siyasi görüşlerin hatta rasyonalizmin ve laikliğin bile Fransızlar tarafından "seküler din" gibi algılandığını, o yüzden uzlaşmayı ve teknik dille tartışmayı yeterince başaramadıklarını anlatır.
Kamu yararı?
Buraya kadar Türkiye'den hiç bahsetmedim. Konu Fransa, konuşanlar iki Fransız. Ama bazı benzerliklerimiz ister istemez dikkat çekiyor.
Bizde de "kamu yararının tek koruyucusunun devlet olduğu" şeklindeki devletçi ideolojiyi Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarında bol bol bulabiliriz. Anayasalarımız da bu ideolojiyle yapıldı; ekonomiden eğitime, dernekten üniversiteye kadar!
İyi de, hantal ve bürokratik kamu işletmesi mi, yoksa katma değer yaratan özel işletme mi kamu yararınadır?!
Çağımızda gelişmenin motoru ekonomide piyasa, sosyal hayatta sivil özgürlüklerdir.
Devlet ve cumhuriyet gibi vazgeçilemez kavramları, bu iki motoru önemsizleştirecek şekilde ele alırsanız, toplumsal gelişme yavaşlıyor.
Eğitimde ezbercilik, iş hayatında devlet kapısı, düşüncede kalıpçılık...
Değişim konusunda Türkiye Fransa'dan daha şanslı... Biz o kadar rehavet halinde değiliz çünkü.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|