Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Ekim 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Fransız cumhuriyet ideolojisi


FRANSIZ iş dünyasının en üst kuruluşu Medef'in Başkanı Laurence Parisot; alımlı, bilgili geniş ufuklu bir kadın. Financial Times'ın magazin ekine yaptığı açıklamada çok ilginç şeyler söylüyor:
"Ben Fransız tarihini severim ama Fransız devrimini çok fazla sevmem. Devrim aşırı bir şiddet eylemiydi, bunun hâlâ sıkıntılarını çekiyoruz. Her birimizi bir kampta yer almaya mecbur etti!"
Gerçekten, Fransız tarihi uzlaşmaların, çatışmaların, darbelerin, rejim savaşlarının, ideolojik çarpışmaların tarihidir.
"Devrimin yarattığı sonuç, ileriye gitmesi için, ancak mücadelelerle, çatışmalarla, sokak protestolarıyla hatta başkaldırılarla ikna edilebilen bir millettir. Bunun son örneğini Paris varoşlarında gördük..."
İki yüzyıl süreyle, bu muazzam sosyal enerji israfı yüzünden Fransa Batı Avrupa'da sanayileşmesi "gecikmiş" ülkelerden biriydi.

Devletçi ideoloji
Bayan Parisot Anglosaksonların devrimci değil, evrimci nitelikteki liberal-demokratik gelişme tecrübesini övüyor. Bu mesele akademik literatürde de köklü ve hâlâ devam eden bir tartışmadır.
Bayan Parisot'nun şu sözleri bizim açımızdan da son derece önemli:
"Biz Fransa'da kamu yararının tek koruyucusunun devlet olduğuna inanmak zorundayız! Bizi bunaltan bir devletten sıkıntı çekiyoruz..."
Somuta indirelim: Devletçilik mi, piyasa ekonomisi mi?
Bayan Parisot bu sorunu felsefi düzeyde "cumhuriyetçilik" ve "demokrasi" arasındaki farkla örneklendiriyor:
"Cumhuriyet fikri o kadar önemli oldu ki, demokrasi üzerinde yeterince düşünemiyoruz."
Bu baskın ideolojik düşünce kalıbı yüzünden reformlar kolay yapılamıyor! Darbeler, rejim kavgaları, sokak gösterileri, ideolojik çatışmalar... İki yüzyıllık Fransız tarihinin özeti!
Fransız beyninin büyük isimlerinden Raymond Aron da 1950'lerdeki yazılarında Fransızların "en teknik konuları bile ideoloji kavgalarıyla içinden çıkılmaz hale getirmelerini" eleştirir. Aron, siyasi görüşlerin hatta rasyonalizmin ve laikliğin bile Fransızlar tarafından "seküler din" gibi algılandığını, o yüzden uzlaşmayı ve teknik dille tartışmayı yeterince başaramadıklarını anlatır.

Kamu yararı?
Buraya kadar Türkiye'den hiç bahsetmedim. Konu Fransa, konuşanlar iki Fransız. Ama bazı benzerliklerimiz ister istemez dikkat çekiyor.
Bizde de "kamu yararının tek koruyucusunun devlet olduğu" şeklindeki devletçi ideolojiyi Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarında bol bol bulabiliriz. Anayasalarımız da bu ideolojiyle yapıldı; ekonomiden eğitime, dernekten üniversiteye kadar!
İyi de, hantal ve bürokratik kamu işletmesi mi, yoksa katma değer yaratan özel işletme mi kamu yararınadır?!
Çağımızda gelişmenin motoru ekonomide piyasa, sosyal hayatta sivil özgürlüklerdir.
Devlet ve cumhuriyet gibi vazgeçilemez kavramları, bu iki motoru önemsizleştirecek şekilde ele alırsanız, toplumsal gelişme yavaşlıyor.
Eğitimde ezbercilik, iş hayatında devlet kapısı, düşüncede kalıpçılık...
Değişim konusunda Türkiye Fransa'dan daha şanslı... Biz o kadar rehavet halinde değiliz çünkü.

t.akyol@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Fransız cumhuriyet ideolojisi
FRANSIZ iş dünyasının en üst kuruluşu Medef'i...
Çetin ALTAN
Duygusal ve beyinsel bir mengene
Önceki gün saat 11.30 suları... TV ekranların...
Melih AŞIK
Tanyeli kıvırmadı
Haber Bugün gazetesinden... Başlığı "Zulüm ve...
Fikret BİLA
Sağlık Bakanı Akdağ: Özel sistem kurulacak
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a rahatsızlığı ...
Hasan CEMAL
Hiç aklıma gelmezdi!
Siyasette çok şey aklıma gelirdi de, Baykal'ı...
Güneri CIVAOĞLU
Kafada uyum
Türkiye'nin AB yol haritasında yükselen bariy...
Can Dündar
Fransa'ya tepki mi? Ne tepkisi?
Dün Avustralya radyosundan aradılar:
Hurşit GÜNEŞ
2006 bütçe performansı -1-
Bir bütçenin belki de en önemli ve esnek tara...
Doğan HEPER
İnkâr, ret ve Orhan Pamuk
ÇOĞUMUZ Fransa'nın kabul ettiği gibi, "soykır...
Semih İDİZ
AB'den, Kıbrıs'ta 'bedel ödetme' tehdidi var
AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın Kıbrıs konusu...
Sami KOHEN
Askerin konuşma hakkı...
İNGİLTERE bugünlerde generallerin hükümetin p...
Metin MÜNİR
'En beğendiği' kuruma sattı, şimdi tatile çıkıyor
Erol Sabancı, 20 yıldır aile toplantılarında ...
Hasan PULUR
Selahattin İçli de gitti...
EĞER Türk musikisini, "alaturka"yı severseniz...
Derya SAZAK
Başbakan'ın sağlığı
2002 seçimlerini hızlandıran süreçte Başbakan...
Meral TAMER
Cenazenizde hangi müzik çalınsın istersiniz?
Venedik Bienali, 110 yıllık tarihinde İtalya ...
Yaman TÖRÜNER
Merkez Bankası reformu nasıl olmalı?
Pazartesi günkü yazımda, bu konudaki ipuçları...
Güngör URAS
2007 bütçe taslağına göre ekonomi ne büyür, ne küçülür
Son zamanlarda bir "frene basma, ekonomiyi so...
Serpil YILMAZ
Toprağın hakkını savunanlar geliyor
Yerli ve yabancı sermayenin yeni yatırım terc...
M. Ali BİRAND
Başbakan'ın verilmiş sadakası varmış
TV haberlerinde ve gazetelerden Başbakan'ın b...

© 2006 Milliyet