Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Ekim 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kafada uyum


Türkiye'nin AB yol haritasında yükselen bariyer "kadına şiddet" uygulamaları... Avrupalı kadınlar, Türk erkeklerinin şiddet geleneğine, namus cinayetlerine karşı tavır almış bulunmakta. Örneğin, "Avrupa'nın sınırları nerede biter?" konusundaki tartışmanın yerini daha geniş açılı tartışmalar aldı.
"Siyaset ve sivil toplumdaki paydaşlar, entegrasyon, İslam ve Avrupa değerleri karşılaştırması, Türk kadınlarının durumu" öne geçti.
...................................
European Stability Initiative (ESI), 2004 yılından bu yana AB ülkelerinin, genişleme ve özellikle Türkiye üyeliği için politikalarını, halkların eğilimlerini araştırmakta. Açık Toplum Enstitüsü'nün desteğiyle bir rapor hazırlanıyor. Raporlardan ilki Hollanda üzerineydi.
Yeni raporda ise Almanya üzerine ışık tutuluyor. Almanya'da da "kadınların Türkiye algılamaları" ve "Türk kadınlarının durumu" gerek kamuoyunun oluşmasında, gerek kamuoyu baskıları sonucu oluşan politikalarda önemli etken.
"Örtünmek" tartışmaları yoğun.
Ama...
Özellikle, "töre cinayetleri, kadına şiddet, kadının statüsü, kadının özgürlükleri."
Yani...
Kadını geri plana iten zihniyet, Türkiye'nin imajını kirletiyor.
Önümüzdeki süreçte giderek büyüyen bir sorun haline gelebilir.
.......................................
Almanya'dan bulguları şöyle özetlemek mümkün:
Türkiye'nin AB üyeliği konusunda resmi Alman politikasında değişiklik yok. Bunda iktidarın küçük ortağı Sosyal Demokrat Parti'nin, Türkiye'nin üyeliğini desteklemesi temel nedenlerden biri. Şansölye Merker de, iktidara gelmeden önce Türkiye için öngördüğü "imtiyazlı ortak" formülünü yırtıp tarihin çöp sepetine atmış değil ama devletler hukukunun "ahde vefa" ilkesi gereği, politika değişikliği yapmadı.
Bununla beraber kamuoyunda Türkiye'nin tam üyeliğine kuşkular ve karşıt görüşler ağır basıyor.
Bu oran yüzde 69 dolaylarında.
Türkiye Almanya'da kamuoyu oluşturmak için ne yapıyor?
.....................................
Alman yönetimi bu konuda çok daha bilinçli.
Almanya gündeminde şöyle tartışmalar var:
-"Çok etnisiteli ve farklı dinlerin olduğu bir toplumun düzenli işlerliği nasıl sağlanabilir?"
-"Evrensel insan hakları yeniden nasıl tanımlanmalı ve Alman yasaları ile ülkedeki kültürel farklılıkları savunan oluşumlar arasındaki çelişkiler nelerdir?"
Bu bağlamda Berlin'de İslam Konferansı kuruldu. Sürecin öncüsü İçişleri Bakanı Wolfgang Schauble.
Amaç:
"Almanya'da çoğunlukta olan nüfus ile İslam topluluğu arasındaki iç ilişkileri irdeleme ve sürecin sonunda Almanya'daki Müslümanları temsil eden resmi bir temsilcilik kurmak... İslama, Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi dinlerle eşit bir statü kazandırmak."
Almanya'daki 3,5 milyonu bulan Müslüman nüfusun yüzde 80'inin Türk olduğu dikkate alınırsa, Türkiye'nin AB üyeliği için kamuoyu oluşturmak yolunda ciddi adımdır.
Şansölye Merker ise bir entegrasyon zirvesi oluşturdu. Bu da Almanya'da "çok dinli, çok etnisiteli olmak gerçeğiyle yüzleşme iradesinde tarihi bir gün" diye nitelendi.
Ve bütün bunlar Türkiye'nin lehinde sayılabilecek gelişmeler.
Öte yandan Almanya'daki Türk toplumu üzerine projektör ışıkları düşürüldükçe ortaya çıkan bazı görüntüler karşı yargıları da yükseltmekte. Özellikle İslam ve Türk toplumunda kadının statüsü, kadına şiddet, töre ve namus cinayetleri ürperti veriyor. Kültürel çatışmalara çarpıcı bir örnek olarak görülüyor.
Yani "eksik etek, kadın başına karar almaya kalkışmak, dayak, alt statü ve çok eş" ile AB'li olunmaz.
"Uyum yasaları" kadar "uyumlu kafa" da gerek.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Fransız cumhuriyet ideolojisi
FRANSIZ iş dünyasının en üst kuruluşu Medef'i...
Çetin ALTAN
Duygusal ve beyinsel bir mengene
Önceki gün saat 11.30 suları... TV ekranların...
Melih AŞIK
Tanyeli kıvırmadı
Haber Bugün gazetesinden... Başlığı "Zulüm ve...
Fikret BİLA
Sağlık Bakanı Akdağ: Özel sistem kurulacak
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a rahatsızlığı ...
Hasan CEMAL
Hiç aklıma gelmezdi!
Siyasette çok şey aklıma gelirdi de, Baykal'ı...
Güneri CIVAOĞLU
Kafada uyum
Türkiye'nin AB yol haritasında yükselen bariy...
Can Dündar
Fransa'ya tepki mi? Ne tepkisi?
Dün Avustralya radyosundan aradılar:
Hurşit GÜNEŞ
2006 bütçe performansı -1-
Bir bütçenin belki de en önemli ve esnek tara...
Doğan HEPER
İnkâr, ret ve Orhan Pamuk
ÇOĞUMUZ Fransa'nın kabul ettiği gibi, "soykır...
Semih İDİZ
AB'den, Kıbrıs'ta 'bedel ödetme' tehdidi var
AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın Kıbrıs konusu...
Sami KOHEN
Askerin konuşma hakkı...
İNGİLTERE bugünlerde generallerin hükümetin p...
Metin MÜNİR
'En beğendiği' kuruma sattı, şimdi tatile çıkıyor
Erol Sabancı, 20 yıldır aile toplantılarında ...
Hasan PULUR
Selahattin İçli de gitti...
EĞER Türk musikisini, "alaturka"yı severseniz...
Derya SAZAK
Başbakan'ın sağlığı
2002 seçimlerini hızlandıran süreçte Başbakan...
Meral TAMER
Cenazenizde hangi müzik çalınsın istersiniz?
Venedik Bienali, 110 yıllık tarihinde İtalya ...
Yaman TÖRÜNER
Merkez Bankası reformu nasıl olmalı?
Pazartesi günkü yazımda, bu konudaki ipuçları...
Güngör URAS
2007 bütçe taslağına göre ekonomi ne büyür, ne küçülür
Son zamanlarda bir "frene basma, ekonomiyi so...
Serpil YILMAZ
Toprağın hakkını savunanlar geliyor
Yerli ve yabancı sermayenin yeni yatırım terc...
M. Ali BİRAND
Başbakan'ın verilmiş sadakası varmış
TV haberlerinde ve gazetelerden Başbakan'ın b...

© 2006 Milliyet