Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Ekim 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İzmir bunu hak etmiyor

Yaşam Güzeldir / Banu Şen

Siyah beyaz duygulardı onlar... Rengarenk bir dünya değildi çünkü yaşanan. Her şey o dönemin filmleri gibi siyah beyazdı. Ya da; ya siyah ya beyaz... Arada başka renkler olmadı hiçbir zaman. Ya kötüydü ya da iyiydi çünkü her yaşanan. Umut lazımdı. Ama ne umut verecek kimse, ne de umut edilecek bir şey olmadı. Filmlerde, filmlerin müziklerinde bir de 45'liklerde arardı o zamanlar insanlar umudu. "Çocuktun sen" derler belki. Evet çocuktum ben ve en çok umuda ihtiyacı olanlar da bizlerdik zaten. Çocukluğunu 70'lerde yaşayanlar. Şarkıları unutmadım. Hatırlıyorum. En çok onun sesini hatırlıyorum...
"Ağlama arkadaş ağlama aşk için
Kısacık hayatta bu yaşlar niçin
Ağlama arkadaş ağlama aşk için
Bu günler geri gelmez gider gençliğin
Boşver boşver arkadaş başka bulursun
Bütün kalbin sevinçle neşeyle dolsun
En kötü günlerimiz hep böyle olsun
Mutluluklar bizimle elem yok olsun" diyen sesini. Umut veren, boşver diyen sesini.
İlhan İrem ışığa inandı. Siyah beyaz bir dünyada, sesiyle renkleri taşıdı. Uzun bir süredir yok gibi görünse de aslında 200 bin olduğu söylenen, onu sürekli izleyen hayran kitlesiyle hep vardı.
Yaz sonunda "Ayrılıkların da sonu var" afişleriyle birlikte hayranları da konserlerinde buluşacak olmanın sevincini yaşadı. İlk konser İstanbul'daydı. Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu. Binlerce hayranı yağmura rağmen onu bekliyordu. Konserden bir saat önce yağmur dindi. İstanbul'daki ilk buluşma muhteşemdi. Sıra 7 Ekim'deki İzmir konserindeydi. İstanbul'daki yağmurlu, serin havada ciğerlerini üşüten İlhan İrem hastalanınca konser ertelendi. Bu arada Ankara'daki konser 3 bin kişilik Anatolia Salonu'nda gerçekleşti.

Konser ikinci kez iptal
Sıra yine geldi ertelenen 17 Ekim İzmir konserine... O gün; uzunca bir süredir yazdan kopamayan İzmir, serin yağmurlu ve fırtınalı bir havaya teslim oldu. Organizasyon şirketi yetkilileri son ana kadar konseri iptal etmediler. Çünkü otelinde bekleyen İlhan İrem de son ana kadar tıpkı İstanbul'daki gibi yağmurun, fırtınanın dineceğini umut ediyordu. Olmadı... Yağmur dinmedi... Önceki gece konser bir kez daha iptal edildi. İlhan İrem konseri ya baharda yapılacak ya da yapılmayacak...
Bu trajik konser hikayesinin sebebi her ne kadar yağmurlu hava gibi görünse de gözümüzü artık başka yöne çevirmeliyiz. Hep yakındığımız şu meşhur salon sorununa... İzmir'de 2 bin 500, 3 bin kişilik bir konserin düzenleneceği salon olsaydı, belki organizasyon şirketleri konserleri hava muhalefeti nedeniyle iptal etmek zorunda kalmayacaktı.

Kapalı mekan yok
Senfoni kimi zaman konserlerini Atlas Pavyonu ve Halkapınar Spor Salonu'na alıyor ama gel gör ki buralardaki akustik, orkestralı solistli konserler için hiç elverişli değil. Akustik sorunu olmayan Makine Mühendisleri Odası Salonu ise 800 kişilik. Bazen hayal gibi geliyor İzmir'in geleceği ile ilgili yapılan planlar. Türkiye'nin batıya açılan penceresi denen bir kentte hala kapalı bir konser, kongre, gösteri mekanı yoksa ne yapmalıyız? Umut etmekten vazgeçmemeli, beklemeli miyiz? Ama bazen sadece umut etmek de yetmiyor. Ya siyah ya da beyaz olan renklerden bir kenti artık kurtarmak gerekiyor. İzmir'in kaderi bu olmamalı. İzmir bunu hak etmiyor.

bsen@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
Yağmur yağınca elektrik kesiliyor
İzmir bunu hak etmiyor
Şu pankart meselesi





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Banu Şen
Deniz Sipahi

© 2006 Milliyet