Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Ekim 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yakın veya uzak fark etmez


KUZEY Kore'nin ilk atom bombası denemesini yapması (ikinci bir deneme hazırlığı içinde de olması) dünyayı ayağa kaldırdı. Özellikle Güney Kore ve Japonya gibi yakın komşular, Çin ve Rusya gibi bölgesel güçler telaş içindeler... Süper güç ABD aktif olarak devrede... Birleşmiş Milletler bu kez hızla harekete geçti ve Güvenlik Konseyi'nin veto hakkına sahip beş daimi üyesi de Kuzey Kore'ye karşı abluka dahil, birtakım yaptırımlar üzerinde mutabık kaldı... Kim Jong-il yönetimi ise BM'nin bu kararını bir "savaş ilanı" olarak nitelendirdi ve buna "gereken karşılığı" vereceğini öne sürdü...
Bu gelişmeler Türkiye'den uzak bir bölgede meydana geldiği için, kendi yoğun gündemimiz arasında dikkatimizi pek çekmeyebilir. Ama "ufalan" (veya küreselleşen) dünyamızda coğrafi mesafe, uzaklık-yakınlık, artık o kadar önemli değil. Yerkürenin ta öbür ucunda olup bitenler çoğu zaman hepimizi etkiliyor.

Bizi nasıl etkiler?
Peki, Kuzey Kore'nin "nükleer ülke" durumuna gelmesi ve bunun uluslararası tepkilere yol açması, bizi nasıl etkiler? En az üç bakımdan... Birincisi, bu olay dünyadaki siyasal dengeleri etkilemeye, yeni ittifaklara veya cepheleşmelere yol açmaya namzet. İkincisi, K. Kore "deneyimi" İran başta olmak üzere, başka ülkeleri de nükleer silah sahibi olmak konusunda cesaretlendirir. Üçüncüsü, özellikle olayların bir krize dönüşmesi halinde bunun ekonomik sonuçları dalga dalga her tarafa yayılabilir.
Kuzey Kore'nin nükleer macerası, ilk etapta geniş bir uluslararası mutabakata yol açtı. Güvenlik Konseyi'ndeki konsensüs bunun bir örneği. İlke olarak Çin ve Rusya da K. Kore'ye karşı bazı caydırıcı önlemler -ve yaptırımlar- uygulanmasına razı oldular.
Ancak Pyongyang'a karşı uygulanacak zecri önlemlerin sınırı üzerinde gene de bazı görüş ayrılıkları çıkabilir. Örneğin Çin şimdilik ABD ve diğer ülkelerle aynı safta görünmekle beraber, K. Kore'nin bir nevi "hamisi" olarak yaptırımlarda fazla ileri gidilmemesinden yana. Bazı gözlemciler, Çin'in kendi çıkarlarını göz önünde tutarak, farklı bir yaklaşım içinde olacağını, sonuçta da Beijing ile Washington arasında ciddi anlaşmazlıkların çıkabileceğini tahmin ediyorlar. Bu da tabii bölgede olduğu kadar, dünyada yeni gerginliklerin çıkması demektir...

Ne yapabiliriz?
K. Kore'nin nükleer denemesi karşısında olumlu tek sesin Tahran'dan gelmesi sürpriz değil. İran kendisini Pyongyang ile aynı safta görüyor. Hatta Kim Jong-il'in dünyaya meydan okuması, Ahmedinecad'ı daha da cesaretlendiriyor.
Aslında İran'ın olası yaptırımlar karşısındaki durumu, K. Kore'ninkinden daha iyi. K. Kore fakir, açlık çeken, mahrumiyet içinde yaşayan bir ülke. İran öyle değil. Üstelik petrol zengini. Kaldı ki, şimdiye kadar genelde abluka veya boykotların -ekonomileri iyi de olsa, kötü de olsa- ülkeleri kendi yollarından alıkoymadığını gösteriyor. Hele bu ülkelerin başında diktatörler bulunuyorsa...
Kabul etmeli ki, uluslararası topluluğun atom bombasına sahip olma yolundaki ülkeleri bundan vazgeçirme yeteneği ve imkânları oldukça sınırlıdır. Kuvvete başvurmak, bu ülkelerin nükleer silaha sahip olmaları kadar tehlikelidir. Geriye diplomatik yoldan "ikna ve uzlaşma" seçeneği kalıyor. Ama bu pek de yürümüyor. Ne İran, ne de K. Kore karşısında...
Dolayısıyla tehlike devam ediyor, hatta büyüyor. Bunun yakın veya uzak bir bölgede olması da pek fark etmiyor.

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kürt meselesi, CHP ve DYP
DİYARBAKIR Belediye Başkanı Osman Baydemir, e...
Çetin ALTAN
Matrak bir mızrak, resmi bir çuvala bir türlü sığmıyor
Matrak bir mızrağı, resmi bir çuvala sığdırma...
Melih AŞIK
Kaf Dağı'nın ardı
PKK'nın ateşkes ilan etmesinden sonra ABD bir...
Fikret BİLA
Mehmet Ağar önerisini somutlaştırmalı
Türkiye'nin dağlarında çiçekler açması, silah...
Hasan CEMAL
Balta ile sistem!
Yüz milyon dolar harcarız, İstanbul'a olimpiy...
Güneri CIVAOĞLU
Göğüs takıntısı
Milli Eğitim Bakanlığı, ilköğretim 7. sınıf V...
Abbas GÜÇLÜ
Aklı ya denizde ya da havada
Pegasus Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı, i...
Hurşit GÜNEŞ
2006 bütçe performansı -2-
2006 bütçesindeki gelir performansı iki bakım...
Sami KOHEN
Yakın veya uzak fark etmez
KUZEY Kore'nin ilk atom bombası denemesini ya...
Metin MÜNİR
Heves var da program yok!..
Hükümetin Türkiye'yi uzay programı olan ülkel...
Faik ÖZTRAK
Tehlikeli bütçe
2007 yılı bütçesi Türkiye Büyük Millet Meclis...
Hasan PULUR
Yumruk sanayii...
İKİNCİ Cihan Savaşı'nda günlük gelişmeleri bi...
Derya SAZAK
İngiliz Paşa
Sir Richard Dannatt, İngiltere Genelkurmay Ba...
Meral TAMER
"Kadın sanatçı, Türkiye'de ABD'ye göre daha şanslı"
Venedik Bienali'nden 56 eserin İstanbul'a gel...
Ece TEMELKURAN
Merasimsiz
Apar topar doğduğumuz gibi apar topar ölüyoru...
Güngör URAS
Fitre ve zekât zamanı geldi
Ekonomi denilen şey iştir, aştır. Üretim olac...
M. Ali BİRAND
Ağar korkup kaçmadı...
Mehmet Ağar, çok ilginç bir değişim gösteriyo...

© 2006 Milliyet