|
 |
|
|
Kent içi metruk alanlar
Gökkuşağı / Reşat Kutucular
Türkiye'nin bugünkü silüeti eskiyi ve doğayı koruma kültürünün bir eseridir diyebilir misiniz? Tam tersine bugünkü görüntü plansız, programsız ve hoyrat bir yapılaşmanın resmidir. Buna rağmen hala daha korumacı eğilimlerin gelişmenin önünü tıkadığından söz edilir. "Hangi gelişmeyi ne tıkaması yahu?" demek gelir insanın içinden. İzmir'in biraz da kendine özgü sivil toplum refleksi, meslek odaları tavrı da "o kafa" diye nitelenip gelişmeyi engelleyici unsur olarak suçlanmıştır zaman zaman. El insaf!
* * *
Hani kafanızı kaldırıp kuzey tarafındaki dağlara bir bakın. Bornova'nın sırtlarında yürüyün. Balçova'dan Narlıdere'deye geçin bir minibüsle. Uzundere'ye bir göz atın. Herhangi bir engelleme hissedebiliyor musunuz? Gürül gürül inşaat, üstelik çoğu nitelikli yapılar, altyapı ve yol problemleri olabilir ama vizyon sahibi arkadaşların "gelişme" sayabileceği türden yapılanma bu.
Aslında dümdüz gideceksin. "Gelişmek" için bütün kente oniki kat imar verecek, araya da alışveriş merkezleri serpiştireceksin. Sen sağ, ben selamet! O kadar kolay mı? O zaman da direkt geçiş isteyeceklerdir Bostanlı'dan İnciraltı'na. Kent, imar ve bayındırlık konusunda histeriktir!
* * *
Tabii Kordon'dan yolu geçiremediler. O kötü oldu. Orada tıkandı kaldı bu kent işte! O yol geçse uçacaktı vallahi! Konak Pier açıldı, çalışıyor ama. Yasal sorunları olsa da.
İnciraltı konut imarına açılamadı bir de. Kuşatıldı ama düşürülemedi henüz. Akciğer falan deyip engelleyenler var hala. Otel yapıldı, açıldı ve işliyor ama.
Dünya Ticaret Merkezi inşaatı durdu bu arada. Kentin göbeğinde büyük bir çukur. Duruşma üzerine duruşma. Fuar'a otopark projesi yürüyor ama.
Havagazı Fabrikası, Şark Sanayi ve Sümerbank arsaları da öylece kaldı, metruk halde. Önünden her geçişte insanın içini cız ettiren, hatta ileriye dönük hayaller kurduran alanlar bunlar.
* * *
Kentlinin boş alanlara çullanması karşısında sert defans yapmaya çalışan meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının da artık bir yeni açılım yapması gerekiyor bu aşamada.
Hiçbir şey yapılmasın demek korumacı kültürü de sorgulanır hale getiriyor. Kamu yararı yaklaşımıyla çelişiyor. Akılcı olan bu boş alanların nitelikli ve kente değer katacak şekilde yeniden kazanılması.
Mevcut halleriyle kentliye bir yararı olmayan boş alanların hukuki olarak uygun olanları bir şekilde kentlinin kullanımına açılsa fena mı olur? Tabii burada "Nasıl?" sorusu karşımıza çıkıyor ki, cevabı çok kolay değil.
* * *
İşini bilen girişimcilerin uyanıklıklarından çok çekti bu ülke. O yüzden bu alanlarla ilgili projelerin koruma kültürüne saygı gösteren, sürdürülebilir yapıda olması gerek.
Güvenilir, şeffaf ve denetlenebilir bir yaklaşım çerçevesinde, çevresel düzenlemeyle birlikte ele alınmalı kentin bugüne kadar dayanabilmiş bu saklı değerleri.
İzmir bu konuda ortak aklı yakalayıp iyi örnekler çıkartabilir. Bu arada, bu yazıda adı geçen veya bu konunun tarafı olan kuruluşlarla, şahıslarla dolaylı dolaysız bir ilgimin olmadığını, bu düşüncelerin tamamen kişisel düşüncelerim olduğunu beyan ederim.
Okuyucuda herhangi bir şüpheye yer vermemek için... İyi bayramlar.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|