|
 |
|
|
Bize mastikayı çalacaklar
Üç saatlik müzikli oyun "Bana Mastikayı Çalsana" allı pullu, Roman havalı, danslı, eğlenceli, bir yandan hüzünlü bir Çingene mahallesinde yaşananları anlatıyor
ASLI ÇAKIR
Rengarenk, allı, pullu, zilli kıyafetler... Abartılı makyajlar. Darbukalı, klarnetli bol Roman havası ve yanında bol bol göbek dansı... Hikaye cümbüşlü bir Çingene mahallesinde geçiyor. Bir yandan eğlenirken bir yandan büyük hüzünler yaşıyorlar. Bu hayat küçük bir çocuğun gözlerinden aktarılıyor. "Bana Mastikayı Çalsana" isimli oyun İzmir'in İkiçeşmelik mahallesindeki Çingenelerin hayatını, "acısıyla tatlısıyla" anlatıyor.
Nilbanu Engindeniz'in eserinden tiyatroya uyarlanan oyunun yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu. İsko'nun yani Yıldırım Fikret Urağ'ın Sumru'ya yani Şebnem Köstem'e duyduğu aşkın öne çıktığı oyunda Şebnem Sönmez, Günay Karacaoğlu, Hale Akımlı, Bülent Polat gibi isimler yer alıyor. Sekiz kişilik bir orkestranın eşlik ettiği oyunun müzikleri ise İsmail Tunçbilek, Hüşnü Şenlendirici, Orhan Şanlıel ve Çiğdem Erken'e ait.
Oyunculardan Şebnem Köstem "Ne olur tutsun" diyor oyun için, "tutmak zorunda. Ortada çok büyük prodüksiyon, çok büyük bir emek var. İnsan duygusu var." Gerçekten de oyuncuların performansından, enerjisinden çok etkileneceksiniz. Zaman zaman müzik yüzünden yerinizde duramayacak ve üç saatin nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.
Yıldırım Fikret Urağ ile Şebnem Köstem oyunu anlatıyor...
Neredeyse her oyuncunun müzikal, hiç olmazsa müzikli oyun hayali vardır, değil mi?
Şebnem Köstem: Evet fakat müzikalin diğer prodüksiyonlara göre bir zorluğu vardır, daha çok 24 saatlere ihtiyacınız olur. Daha meşakkatli bir yoldur bu. O yüzden oyuncuların pek çoğunun sohbetlerde "Çook istiyorum" demelerine de çok inanmamak lazım. Çünkü teklifler gittiğinde "Yaa, aslında benim bu kadar da zamanım olamaz" dediklerini duyarsınız sıklıkla. Müzikal yapmak yürek koymanız gereken bir yolculuk.
Yıldırım Fikret Urağ: Bir yandan da gerçekten çok pahalı bir iş bu. Prodüksiyon şirketimiz Aysa'nın bu işe kalkışma cesaretini göstermiş olmasını vurgulamakta fayda var.
Oyunculuk dışında çok iyi ses ve iyi dans etmeyi de gerektiren bir oyun bu. Hazırlıklar nasıl geçti? Dört aydır hazırlanıyorsunuz.
Şebnem K.: Ben tiyatro bölümünden önce şan eğitimi almıştım zaten. Aslında Şehir Tiyatroları'nın kadrolu oyuncusuyum, bu projede de konuk oyuncu olarak yer alıyorum. Uzun bir prova süreciydi. Bütün bir yazı gömdük. Bedeni hazırlamak, sesleri açmak, bu formda şarkı söylemeyi öğrenmek... Zorlanan olmadı çünkü oyuncular bu kriterler doğrultusunda seçildi.
"Provalarda yoga bile yaptık. Dört ayda sekiz kilo verdim"
Yıldırım F.U.: Şarkı kısmında ben de çok zorlanmadım ama danslar konusunda koreografımız Cihan Yöntem'in adını anmamız lazım. Beni bile dans ettirdi.
Siz gayet de iyi "attırıyorsunuz" ama.
Yıldırım F.U.: Aslında dans ederim ama bu tip dansa çok yabancıydım. Dört ay boyunca her gün dansa zaman ayırdık. İlk bir saat ısınmayla geçiyordu. Yer yer yogadan bile yararlandığımız oldu. Ben yedi-sekiz kilo verdim.
Üç saat sürüyor oyun. İnsan "sıkılmasın izleyici" diye düşünüyor ama müzikleri, danslarıyla zamanın nasıl geçtiği anlaşılmıyor.
Şebnem K.: Sıkılmasınlar. Artık insanlar 1,5-2 saat boyunca dizi seyredebiliyorlar. Burada kanlı canlı insanları görüyorlar ve çok ciddi bir emek var. Üç saat hiçbir şey değil hayatta.
Üç saat boyunca dans, zıplama, şarkı. Hep enerjiksiniz. Provada bile.
Şebnem K.: Bütün bunlar bir idman meselesi. Oyuncunun enstrümanı bedenidir. Zaten hepimiz bedenimizi sağlam tutmak ve hep çalıştırmak zorundayız.
Yıldırım F.U.: Aslında sorduğunuz soru bir yandan tiyatronun neden er meydanı olduğunu da gösteriyor. Oyunculuk işte bu yüzden bir meslek. Oyunculuk bu yüzden -ne yazık ki şu anda öyle olsa da- herkes tarafından yapılabilir bir iş değil.
Çok ağır makyajlar var. Ne kadar sürüyor makyaj?
Yıldırım F.U.: 1,5-2 saat sürüyor. Oyun cuma, cumartesi ve pazar günleri Caddebostan Kültür Merkezi'nde sergilenecek. Biletler için: (0212) 478 06 00, www.ticketturk.com
"Çiçekçi ablalarımdan çok şey öğrendim"
Oyuna hazırlanırken Çingeneler üzerine de araştırma yaptınız mı?
Şebnem K.: Bağdat Caddesi'nde çok sevdiğim çiçekçi ablalarım var. Oturup kahve içiyorum, sohbet ediyorum onlarla. Onlara da bu oyundan önce sorduğum sorular oldu. En büyük şansımız ise bizimle çalan orkestradır. Onlar bu kültürü çok iyi biliyorlar. Birkaç kitap okumaya da çalıştım.
Yıldırım F.U.: Genellikle Romanlar hakkında olumsuz bir yargı vardır. Daha çok karanlık işlere girerler gibi düşünülür diye özetleyeyim. Gördüm ki her ülkede başta müzik olmak üzere çok farklı meslek gruplarında çok sivrilmişler. Aslında çok çalışkan insanlar. Dişleriyle, tırnaklarıyla hayata tutunuyorlar.
|
|
|

|