|
 |
|
|
Stada gitmek için yeni bir sebep
Galatasaray seyircisi Arda Turan'a tek maçta vuruldu. İkinci maçın ardından YouTube'da en çok Arda'nın videosu seyredildi. Belki de yeni bir Hagi'nin doğuşunu dünya gözüyle izliyoruz
MEHMET DEMİRKOL
Rakibi karşısına alıyor. Ceza sahası sol çizgisiyle aut çizgisinin kesiştiği yere iniyor. Rakip tedirgin bir bekleyiş içinde. O dar alanda soluna çekiyor topu. Sonra sağ ayağının altıyla tekrar sağına. Rakiple oynamak istiyor gibi aslında. Golün, kalenin asıl hedef olmadığı tozlu toprak sahalardaki, sokak aralarındaki asıl zaferin peşinde gibi: Rakibi perişan etmek. Kurbanını ezip geçmek.
Bu arada kurbanına yardıma gelenler var. Ama kimse ona hemen basıp dağıtmayı göze alamıyor. Ayağına yapışmış topu almaya çalışmak gol kadar utandırıcı bir çalım yemek anlamına geliyor zira. Çünkü golü takım yiyor, çalımı bir kişi.
Sanki tam o sırada kale aklına geliyor Arda Turan'ın. Kafasını bir an için kaldırıyor. Orta değil, asist yapıyor. Bakıyor, görüyor ve hedefine gönderiyor. Top onun istediği, tribündekilerin aklındaki, golün olacağı yere gidiyor.
Ali Sami Yen'in gerçek futbol tutkunları için havalara zıplayıp kutlanacak olan gol değil, Hagi'den sonra ilk kez başka türlü bir top cambazını, aşık olduğu formanın içinde sanatını icra ederken seyredebilmek. "Yoksa dünya gözüyle bir Hagi'nin doğuşunu mu izliyoruz?" Bir futbol aşığı için bu heyecandan daha kutlu ne olabilir ki!
Onunla önce Galatasaray altyapısında sonra da milli takımda birlikte çalışan Abdullah Avcı, "Galatasaray seyircisinin ona vurulması için iki maç yeter" demişti. Arda'nın "Mourinho" diye hitap ettiği Avcı "Bir maç yetti" diyor. Mlada Boleslav maçında her şey değişti, Kayseri maçında ise artık 1 numara oydu. Goller, asistler... YouTube'un en çok izlenenler sıralamasına girdi.
İlk maçta beş dakikada beş gol
Arda 8 yaşından bu yana lisanslı. Bayrampaşa'da doğmuş, orada büyümüş, sürekli futbol oynamış. Aile onun futbolcu olacağını biliyor, bunu istiyor. Zaten anne elinden tutup 12 yaşında Galatasaray seçmelerine götürüyor. Birçoğumuzun ÖSYM hikayesinde olduğu gibi, geç kalıyorlar.
Ancak anne ısrarlı. Seçmelerden sorumlu hoca Ahmet Genç belki pek de sporcuya benzemeyen fiziğine bakıp diretiyor önce, sonra ısrarlara dayanamayıp tamam diyor. Beş dakikada beş gol atıyor Arda. "Tamam, çık" diyorlar. Arda da anne de endişeli. Meğer çoktan seçilmiş.
Seçiliyor ama Arda'ya bu yetmiyor. Aşık olduğu Galatasaray'ın altyapısında olması, oradaki antrenmanlar... Kafi değil. O hâlâ bir sokak futbolcusunun heyecanına sahip. Manisa'ya transfer olana kadar sokakta oynamaya devam ediyor. O büyük futbolcu olmak, zengin olmak, İngiltere'de oynamak, babasına Etiler'de evle BMW almak istiyor, tamam. Ama hâlâ futbolu çok seviyor.
İşi de futbol hobisi de futbol
Futbol sadece araç değil onun için, öncelikle amaç. Düşündüğü futbol, hobisi futbol, işi futbol, keyfi futbol.
"Çalım atmayı çok seviyorum, hele adamı geçip arkama almak var ya. Onun keyfi başka" demişti Sanem Altan'a verdiği röportajda. Abdullah Avcı ise "Tanıdığım en akıllı insanlardan biri Arda" diyor. Bu akıl, keyfi ve işi harmanlayıp başka bir futbolcu oluşturuyor belli ki. Çünkü bizde çalımcıdan iyi futbolcu az çıkar, çıkarsa da kısa yaşar.
Futbolu artık futbolcuların değil, güçlü sporcuların oynadığı yeni devirden eski efsaneler hep şikayet etti. Biz de bu durumdan etkilendik. Gökhan Zan'a, Can Arat'a, İbrahim Toraman'a, Servet'e, Alpay'a, Hakan'a bakın. Türkiye'de 100 binde bir görebileceğiniz fizikte bir dolu oyuncu yeşil sahalarda arzı endam ediyor.
Ama işte burada yine futbolcu ruhu farkı yaratıyor. Arda'nın durumu belki de bundan. Rıdvan gibi, Littbarski gibi, Haessler gibi, ne gam Ribery gibi... Arda sporcu olarak seçilip futbola yönlendirilmiş bir genç değil. O topa vurulmuş, futbolcu olmayı kafaya koymuş ve sporcu olmuş.
Bacakları vücuduna göre kısa
Onu ilk gördüğümde şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Hatta iki yıl evvel Galatasaray'ın uçağında abileriyle de bu konuyu tartıştık. Bacakları vücuduna göre kısa. Ya da gövdesi, kafası uzun. Abdullah Avcı da fiziksel dezavantajları olduğunu kabul ediyor. Ama bazen dezavantaj olarak gözüken özellikleriniz size en büyük avantajı getiriyor. Arda'nın durumu bu.
Elimizde şu ana kadar ne var? Büyük bir yetenek, futbolu bir oyun olarak seviyor, çok akıllı. Ve en önemlisi, çok çalışkan. 16 yaşında sakatlanıyor. Bağlarında esneme var, neyse ki kopmuyor. Milli takım kadrosundan çıkarılmış. O yaşta çok güven sarsıcı, bir dolu oyuncunun kariyerini alt üst eden bir bela. Ama yılmıyor. Bütün bir yaz boyunca Metin Oktay Tesisleri'nden çıkmadan çalışıyor. Güçleniyor. Yeniden ve daha güçlü dönüyor. En önemli özelliği böylece ortaya çıkıyor: Bu yetenekteki Türk oyuncularda az rastlanır bir adanmışlık.
"Galatasaray'da olmayacak"
Artık olmayacak dediği anlar da geliyor elbette. Mesela "Galatasaray'da yapamayacağım"...
Bir teknik adam A takımda ortalama 25 oyuncudan sorumludur. Alt takımlarda bu kadroya bir yıl içinde girmeye aday 50'ye yakın oyuncu bulunur. Transfer listelerini de katın, 70-80 oyuncu adaydır her an. Ve yedi-sekiz oyuncu da ilk 11'den kesilmesi güç futbolculardır.
Adaylardan çok yetenekli olanlar, "Mutlaka oynamalıyım" diyenler, "Mutlaka oynamalı" denenler... Bir dolu futbolcu. Yeteneklerin ne olursa olsun sivrilmek kolay değil. Ve her şeyi yaptığını düşündüğün anda PAF takıma gönderiliyorsun. Yaşın 18 olmuş. Artık dönüm noktasındasın. Bir taraftan ailene -ekonomik anlamda- sınıf atlatmak gibi bir misyonun var. 8 yaşından bu yana bunun için desteklenmişsin. Her gün olmamış, olamamış yeteneklerle karşılaşıyorsun, hikayelerini duyuyorsun. Çok azap verici, çok hırpalayıcı bir yaşam bu.
Ersun Yanal onu çağırdı
Milyon dolarlık bir sözleşme sadece iki maç uzaktayken, hocan "Kiralayabilirsiniz" diyebilir. Sen yıkılabilirsin ve yıkılan sadece umudun değil, 10 yıllık çabana rağmen tüm kariyer planların olabilir. Verilecek hesap büyüktür. Bu yorucu bir 10 yıldır ve ülkede sporcular okullarını aynı ağırlıkta götüremedikleri için bir B planın da yoktur. Başka hangi işte bu kadar sırat köprüsü gibidir ki yol!
İşte tam burada Vestel Manisaspor'a çağrılıyor Arda. "Gel. Para çok değil ama büyüyeceksin." Ersun Yanal böyle diyor. Arda ise para istiyor, ailesi için. Yeni bir ev, yeni bir yaşam hediye etmek istiyor anne babasına.
2,5 yıllığına kiralıyor Galatasaray onu. Ve hemen ilk maçta golle başlıyor. 18 yaşında 88 kez milli olmuş bir oyuncu yeniden uçurumun yanından dönüyor. Herkes ama en çok Galatasaraylılar onu konuşuyor. Manisa onu bırakmak istemiyor. Ama o aşkına dönmeli. Adnan Polat'ın ısrarı, Abdullah hocanın yoğun tavsiyesi ile dönüyor. Galatasaray'ın hocası Gerets'in hâlâ aklında değil.
Bu oyun sizi her yere götürür
Avantajları da vardı tabii. Onun PAF takımından A takıma çıkarmayı kafaya koymuş Fatih Terim milli takımın başındaydı, bir önceki milli takım hocası Yanal da onu Manisa'ya istiyordu. Bu yeteneğin ödülüydü.
Ve çok değil, üç ay sonra o artık Avrupa basınından en çok övgü alan Galatasaraylı oyuncu olmasının yanında milli takımın ilk 11'inde. Emre'yle yan yana ya da karşılıklı oynayacağı lige gitmenin planlarını yapıyor. Galatasaray, Manisa, İstanbul Belediye ya da Manchester United. Arda kadar yetenekli bile olsanız futbol sizi her yere götürebilir. En yukarıya ya da düzenin dışına.
Kısır oyunun parlak umudu
Futbol kısır, ürettiklerini üst seviyede kullanmakta zorlanan sıkıcı bir oyuna dönüştüğünden bu yana ortaya çıkmış en parlak umut Arda.
Her yönüyle. Yetenek, akıl, şaşırtan bir performans. Şimdilik mutlu bir ara sonla herkesi sevindiren bir hikaye bu. İnsan, futbolu da çok seviyorsa bu hikayelerle yeniden sarılıyor ilk ve en büyük aşkına. Stada gitmek için, bir bilet almak için sebep buluyor yeniden.
Ama Arda'nın bu kadar zor ortaya çıkması da başka şeyler anlatıyor. Aydın, Mehmet Güven, Cafercan vs. Peki onlar ne olacak!
Yetenekli bir taklitçi
Yetenekleri de sadece futbolla sınırlı değil. Son Moldova maçından sonra tüm basın maçtan çok onun yaptığı Sergen taklidini konuşuyordu. O kadar büyük taklitçi var Türkiye'de. Hiç Sergen taklidi gördünüz mü? Sergen taklidi nasıl yapılır ki? O yapıyor. Sadece bununla sınırlı değil. Fatih Terim'in de en iyi taklitçilerinden biri. "6-0'lık tarihi maçtan sonra Fatih Terim" temalı bir küçük gösterisi de var.
İtalyan kanallarında futbolcuların yer aldığı reklam filmlerinde en dikkat çekici isim Del Piero'dur. Arda da Turkcell reklamındaki müthiş doğallığıyla Del Piero'yu aşan bir performans sergiliyor. Geleceğin Eric Cantona'sı, Vinnie Jones'u (Guy Ritchie'nin vazgeçemediği sert adam, İngiltere Ligi'nin en sert savunmacılarından biriydi, bilirsiniz. Benim bildiğim kırdığı üç ayak var) olabilecek bir oyunculuk kabiliyetine de sahip Arda.
|
|
|

|