Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Ekim 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bu devrim kaçınılmaz

Vestel Manisaspor'un performansı, kimileri için göz kamaştırıcı, bazıları için endişe verici.
"Trabzonspor'dan sonra bir Anadolu takımının daha şampiyonluk ipini göğüslemesi kimi kaygılandırır? Bu Türk futbolu için övünç vesilesidir" diyenler çoktur elbette.
Ama kazın ayağı farklı.
Geçmişte Gaziantepspor ve Gençlerbirliği örnekleri yaşadık.
Son düzlükte önlerinin nasıl kesildiğini, nasıl tökezletildiklerini bilenlerdenim!
Yarım yüzyıllık lig tarihinde İstanbul tekelini kıran tek takımın Trabzonspor olması, Anadolu'dan bir başka şampiyonun çıkmaması rastlantı mıdır?
Bence değil..

Yayın gelirlerinin cazibesi
Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de de kulüplerin en önemli gelir kalemi naklen yayınlardır.
Pastada aslan payına sahip dört kulübün, kendileri dışında bir takımın şampiyon olmasını istememesi ekonomik kaygılara dayanır.
Yıllık 160 milyon YTL'nin üzerinde bir yayın gelirinin paylaşımında "dört büyükler" ve "öteki 14 kulüp" ayrımı vardır.
Onlar, Anadolu kulüplerinin gelir düzeyinin yükselmesine, daha iddialı kadrolar kurmasına, dolasıyla ciddi bir yarışmacıya dönüşmesine tahammül edemez.
Hesap basit.
Eğer bir Anadolu takımı şampiyon olursa 13 milyon YTL'ye yakın gelir elde eder.
Bir sonraki yıl dört büyük kulüp için ayrılan yaklaşık 15 milyon YTL'lik "şampiyonlar payına" ortak olur, 3 milyon YTL'lik sürekli ve garanti bir akara kavuşur.
Bu, mütevazı bir kulüp için çok önemli bir rakamdır.
Ve, yeni paylaşım düzeni bazılarının işine gelmez.
Menajerlerin oyuncağı olan büyükler, servet sayılacak paraları yanlış transfer politikalarıyla çimlere gömerken, Anadolu kulüplerinin üç-beş kuruşluk maç hasılatı ve satacağı birkaç futbolcudan elde edeceği kazanç üzerine kurulu düzeni, şampiyonluk ikramiyesiyle ciddi bir rekabet gücüne dönüşür.
İşte bu yüzden onlar, çorbaya fazladan bir kaşık sallanmasına hoş bakmaz.
Bilinen yöntemlerle ortak sayısının artmasının önüne geçilir;
Sezon ortasında rakip takım oyuncularının kafası cazip transfer teklifiyle karıştırılır.
Başarılı bir grafik çizen teknik direktörünün ismi sürekli gündemde tutulur, konsantrasyonu bozulur.
Olmadı rakibin rakipleri, maddi manevi motive edilir!
Tüm bunlar o takımı rotasından çıkaramaz ise;
Bu kez şampiyonluğa koşan Anadolu takımlarının aleyhine yapılan (Bu hep rastlantıdır, yanlış anlaşılmasın!) hakem hataları üstüste denk gelir.
"Herkesin federasyonuyuz" diye ortaya çıkan futbol yöneticileri ise olup bitene seyirci kalır!

Manisaspor'un misyonu
V.Manisaspor'un vazgeçemeyeceği bir misyonu var.
Yolu uzun, engeli fazla.
Kulüp başkanı Haluk Çubukçu'nun temkinli açıklamaları olası tehlikelerin farkındalığındandır.
Ancak camia bu maratonda inişlerin de yaşanabileceğini kabullenir, saha dışı oyunlara karşı önlemini alır, hedefe inançla kilitlenirse...
Anadolu'yu kısıtlayan duvarlar yıkılır.
Yarın hiç bir güç o dikenli telleri tekrar yerine koyma cesaretini gösteremez.
Vestel Manisaspor'un açacağı yoldan Gençlerbirliği, Bursaspor, Kayserispor veya Gaziantepspor'un ilerlediğini düşünün...
Kalitesi düşen, kulüpler arasındaki ekonomik uçurum açıldıkça rekabet ortamı ortadan kalkan, uluslararası arenada giderek sesi kısılan Türk futbolunun kurtuluş reçetesi "büyükler" hegomonyasının yıkılmasıdır.
Onlar bu gerçekle yüzleştiklerinde belki sağlıklı bir kulüp yapısı için kolları sıvar, hatalarından ve komplekslerinden sıyrılmayı deneyebilirler.
Canları acısa, feryatları yandaş politikacıların kulaklarını tırmalasa da bu zorunlu bir devrimdir.
Peki, gerçekleşir mi böyle bir değişim derseniz?
Çok emek gerektirir ama, "Evet" derim.

Koca kafalı Arda!

Arda Turan Türk futbolunun yeni kuşak yıldız adaylarından.
19 yaşında milli takım ve Galatasaray'ın vazgeçilmezleri arasına girdi.
Arda'nın futbol dünyasında bilinmeyen, ilginç bir yönü daha var...
Benzersiz taklit yeteneği.
Futbol Federasyonu Dış İlişkiler Sorumlusu Sami Çölgeçen bu yeteneği ilk keşfedenlerden biri.
Bakın Çölgeçen nasıl anlatıyor milli takım kamplarında arkadaşlarını gülmekten kırıp geçiren Arda'nın gizli kalan bu yönünü;
"İki yıl önce 16 yaş milli takımıyla birlikte Malta'dan dönüyoruz. Uçağımızın gecikmeli kalkacağı anons edildi. Çocuklardan biri Arda'ya 'Hadi yap birşeyler de eğlenelim' dedi. Bir Fatih Terim taklidi yaptı, inanamazsınız. Yerlere yattık gülmekten. Esprileri inanılmaz. Taklit edeceği insanı yarım saat izlesin yeter. Film çevirecek, talk show yapacak bir rol yeteneği var. Bana amca diye hitap eder, bozuluyorum. Geçenlerde 'Senin sırrını çözdüm, ters ayakla çalım atıp rakibi sersemletiyorsun' dedim. Güldü, 'Çözememişsin Sami amca" deyip kafasını gösterdi. "Bu koca kafa var ya koca kafa. Bunun içi akıl dolu. İşte işin sırrı burada' dedi."
Müthiş bir teknik, olağanüstü bir sol ayak.
Onu yıldız adayı yapan da gelişmeye açık futbol sezgisi, zekası...
Umarım Arda onu pek çoğundan farklı kılan bu özelliklerini doğru kullanır.
Koca kafasının doğrultusunda gider ve kısa sürede asilliğe terfi eder.

cersen@milliyet.com.tr




SPOR
Vestel'de ilk arıza: 2-3
Runje aklandı!
Aslan'ın kalesi düştü
Zico'nun inadı inat!
Trabzon nakavt: 3-0
İngilizler'in kahramanları!
Fener fırtınası: 85-66
Olaylı maçta Kartal güldü: 75-72
Hido-Memo yine coştu
Schumi'nin veda turu
Bu devrim kaçınılmaz
Sayın Mehmet Ali Şahin'den cevap
Ortası yıktı
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Cemal ERSEN
Bu devrim kaçınılmaz
Vestel Manisaspor'un performansı, kimileri iç...
Yavuz KOCAÖMER
Sayın Mehmet Ali Şahin'den cevap
7 Ekim 2006 tarihinde, bu sütunlarda ikinci d...
Halil ÖZER
Ortası yıktı
Manisa Vestel iyi takım. Ancak iyi takımlar m...


© 2006 Milliyet