|
İlle de ekonomi
İŞSİZLİK rakamları açıklandı: Temmuz 2006 itibariyle, geçen bir yılda, çalışma yaşında 836 bin kişi tarlasını, bağını, bahçesini, köyünü bırakarak şehirlere gelmiş!
Halen Türkiye'de nüfusun yüzde 32'si tarım kesiminde, köylerde yaşıyor. Cumhuriyet kurulduğunda bu oran yüzde 80'di! Şimdi Avrupa Birliği tarımsal nüfusun yüzde 12'ye indirilmesini istiyor. On-on beş yıl içinde tarım kesimini bu kadar küçültmemiz gerekiyor.
AB istediği için mi? Hayır, köylülükten çıkmada çok geciktiğimiz için!
Köylüyü köyünde tutarak kalkınamaz mıyız? Köy Enstitüleri'nin de amacı buydu. Köylü ihtiyacını karşılayacak kadar marangozluk, demircilik, bahçecilik falan öğrenecekti.
Şimdi köylerden şehirlere öyle bir akım var ki, şehirler bunu kaldıramıyor.
Bunlara nasıl iş bulacağız? Ne eğitimleri, ne becerileri müsait.
Köylerden gelip eğitim ve beceri bakımından sanayi ve hizmet sektöründe iş bulması imkânsız geniş bir 'lümpen' kesim oluşuyor Türkiye'de!
Kapkaççılık ve hırsızlık suçlarında artışın temelinde bu sosyolojik sorun var.
Köyden kente
Muasır medeniyetin özü "köyden kente"; tarladan fabrika ve büroya geçmektir. Köylüyü köyünde tutarak kalkınma olmaz, "muasır medeniyet" hedefi hamaset olarak kalır. Zaten tarihte geri kalmamızın sebebi biz köylerde otururken Avrupa'nın şehirlere göçerek sanayi medeniyetini kurması değil miydi?
Türkiye'de şehirleşme 1950'lere kadar gecikti. Ulaşım, iletişim ve eğitim yaygınlaştıkça hızlandı. Bugün artık tarlalar boşalıyor, koşar adım şehirlere geliyorlar. Tarihimizde ilk defa köylülükten, tabiat şartlarına bağlı 'pasif' bir hayat tarzından, eğitim ve beceriye bağlı 'dinamik' bir hayat tarzına geçiyoruz.
Tarihimizdeki en büyük ekonomik ve sosyal dönüşüm süreci...
Buna göre toplumsal değerler hiyerarşisi değişiyor. Artık "büyüklerimiz"e göre değil, kendi kanaatlerimizle düşünmeye yöneliyoruz, 'birey' oluyoruz.
Bakın din, devlet, kadın, siyaset, ahlak anlayışlarımız kaotik bir değişim sürecinden geçiyor. Değişik fikirler, farklı hayat tarzları oluşuyor, kimlikler su yüzeyine çıkıyor.
Anahtar, ekonomi
Çalışma yaşındaki 836 bin kişi bir yılda köylerden şehirlere geldi, iş arıyor dedik. Politik istikrar ve ekonomik gelişme sayesinde, aynı dönemde sanayi ve hizmet kesiminde çalışanların sayısı 866 bin artmış.
Halen iş aradığı halde iş bulamayan 2 milyon 251 bin vatandaşımız var!
Köyden gelen eğitimsiz ve beceriksiz nüfusu istihdam edebilecek inşaat sektörünün payı yüzde 17.5.
Aşağı inmesi, kapkaççılığa yeni adaylar demektir!
Türkiye tarımsal nüfusunu azaltıp büyük, verimli çiftlikler ekonomisine geçmeli... Ulaştırma, eğitim, sağlık, çevre altyapısını modernleştirmeli.
Girişimci orta sınıf ülke genelinde büyümeli, sanayi ve hizmet sektöründe ülke genelinde yaygın özel yaptırımlar gerçekleşmeli... Bu şekilde ülkenin çeşitli yöreleri birbirine işle, istihdamla, ticaret ve pazarlamayla daha bir bağlanmış, insanlar harmanlanmış olur.
Türkiye'nin yüz elli yıllık hayati davası budur!
Ama bunun için siyasi istikrar lazım. Daha çok dış yatırım lazım. İdeolojik kalıplardan kurtulup 'iş zihniyeti'ni geliştirmek lazım.
"Muasır medeniyet"in yolu, bu ekonomik ve sosyal dönüşüm sürecidir.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|