
|
|
|
 |
|
|
Irak batağından nasıl çıkarız?
Muhaliflerinin ve halkın çoğunluğunun yanı sıra yakın çevresinin de 'Irak'ta strateji değişikliği' yapmaya zorladığı Başkan Bush, Beyaz Saray'da 'savaş zirvesi' topladı
Yasemin Çongar
Irak'ta şiddetin dindirilememesi, ABD'yi savaş stratejisinde köklü değişikliklerin eşiğine getirdi.
Başkan George W. Bush ve Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in "Irak'taki hadefin değişmediği ve görev tamamlanmadan bu ülkeden geri çekilinmeyeceği" yönündeki ısrarlı açıklamalarına karşın, hem Demokrat hem Cumhuriyetçi çevrelerde savaşa verilen destek, son haftalarda ciddi erozyona uğradı.
7 Kasım'daki Kongre seçimleri yaklaşırken siyasi kan kaybı her geçen gün artan Cumhuriyetçi Parti'nin ileri gelenlerinin yanı sıra ABD ordusunun kurmay kadroları arasında da, "Bu böyle gitmez" diyerek Irak politikasının değişmesini isteyenler var.
Ekimde büyük zayiat
Ekim ayında Irak'ta ölen ABD askerlerinin sayısının 80'e yaklaşması, Bağdat'ta güvenliği sağlamaya yönelik son operasyonun başarısız olduğunun bizzat ABD'li komutanlarca itiraf edilmesi ve ülkenin güneydoğusundaki Amara kentinin, cuma günü, Bağdat'a bağlı güçlerle çatışan Şii milislerin bir süre denetimine geçmesi, Washington'ı, Irak stratejisinin yeniden masaya yatırmaya zorluyor.
'Strateji değil, taktik'
Önceki gün, Merkezi Kuvvetler Komutanı (Centcom) Orgeneral John Abizaid'le Beyaz Saray'da görüşen Başkan Bush, dün de Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Peter Pace'le bir "Irak Zirvesi" yaptı. Zirveye, Abizaid ve Rumsfeld'in yanı sıra, ABD'nin Irak'taki komutanı Orgeneral George Casey de telekonferans yoluyla katıldı.
Beyaz Saray Sözcüsü Tony Snow, bu toplantılarda amaçlananın, Irak'ta "strateji değişikliğinden ziyade, gerekli taktik ayarlamaları yapmak" olduğunu söyledi. Bush ise, "Irak'taki hedefimiz açık ve değişmedi. Kendisini yönetebilen, savunabilen ve aşırılık yanlılarına karşı müttefikimiz olacak bir ülke yaratmak" dedi.
Dikta mı, bölünme mi?
Ancak "Irak'ta yola devam" açıklamaları, Washington'daki gergin siyasi ortamda artık karşılık bulmuyor. Bir kesim, 7 Kasım seçimleri sonrasında, ABD'nin Irak'tan aşamalı olarak çekilmesini, en azından askerlerini bölgedeki başka yerlere kaydırarak Irak'taki fiili varlığını azaltmasını istiyor.
Eski Dışişleri Bakanı James Baker ile eski Kongre üyesi Lee Hamilton'ın başkanlığındaki Irak Çalışma Grubu'nun, seçimler sonrasında resmen açıklanması beklenen raporunda da, "geri çekilme" dahil şu anki politikalara ters bir dizi önerinin yer alması bekleniyor.
Washington'da çeşitli çevrelerin dile getirdiği seçenekler, Irak'ın başına Saddam benzeri yeni bir diktatör getirilmesinden, ülkenin Şii, Sünni ve Kürt olmak üzere üç bölgeye ayrılmasına kadar uzanıyor.
Komşular toplantısı
ABD'nin Irak'tan aşamalı olarak geri çekilmesi ve bugünkünden daha gevşek bir federal düzene geçilmesi olasılığı, Irak'ın komşularının da sürece dahil edilmesini sağlayacak bir "uluslararası konferans" fikrini yeniden canlandırdı. Beyaz Saray ise Türkiye, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Bahreyn ve Mısır gibi "ABD'ye dost" ülkelerin yanı sıra İran ve Suriye'nin de katılması öngörülen böyle bir toplantıya şu an için sıcak bakmıyor.
'Bağdat, Hanoi'nin Arapçası'
ABD kamuoyu ve kanaat önderlerinin Irak Savaşı'na verdiği destek azaldıkça Vietnam Savaşı benzetmeleri de yaygınlaşıyor. "Bağdat, Hanoi'nin Arapçasıdır" sözü son günlerde Washington'da herkesin ağzında. Irak'taki El Kaide, Baas yanlısı direnişçiler ve işgal karşıtı milis gruplarının eylemleri ile 1968'de Viet-Kong ve Kuzey Vietnam ordularının başlattığı "Tet saldırıları" arasında paralellik kuranlar ise, "Tet taarruzunun" askeri açıdan başarısız olsa bile, ABD halkının Vietnam Savaşı'na bakışını değiştirerek, dönemin başkanı Lyndon Johnson'ın siyasi sonunu getirdiğini hatırlatıyor ve Bush'un da, "Irak'ta benzer bir yenilgiye doğru ilerlediğini" savunuyorlar.
|
|
|

|
|