Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 22 Ekim 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Satılık disütopya!


"Ben Firarda! Acun Firarda!"
Memleket diline tercümesinin "Yusuf Unsuru" olmasını şiddetle tavsiye ettiğim "Fear Factor" adlı programın sunucusu Acun Ilıcalı'nın bence yukarıda yazdığım gibi bir giriş cümlesine ihtiyacı var. Çünkü televizyon dünyasının afacanı Acun Bey'in sunduğu program son derece korkunç.
İnsanlara korkunç, dehşet, tiksinti verici şeyler yaptırılan, sonunda da sebat edene para verilen programda fare eksik olmuyor bir kere. Yılan, hamamböceği, Acun Bey'in "örümcek dünyasına yıllarını vermiş tarantula" olarak takdim ettiği mahlukat vesaire programın gediklileri. Yükseklere çıkıp atlama, uçma, düşme, zorunlu hareketler içerisinde. Son bölümde cam bir kabın içine fare, hamamböceği, yılan hep birlikte atılıyor, yarışmacı kafayı bu kaba sokuyor, sonra da dönen bir sandalyede hayvanatla hercümerç oluyor.
Merak ediyorum: Acaba Acun Firarda Bey tam da bu senaryonun George Orwell'in 1984 adlı kitabında bir işkence yöntemi olarak tarif edildiğini, faşist bir yönetim tarafından insanların korkularıyla yüzleştirilerek işkenceye maruz bırakıldığını biliyor mu?
"Yusuf Faktörü"nde faşist disütopyaların tanesi 50 bin YTL'den satılıyor sayın Firarda!

Hayat defteri:
Hayat defteri: Victor Hugo'nun "Notre Dame'ın Kamburu" adlı kitabından sinemaya uyarlanan filmini gösterdiler geçenlerde. Bir ilerici aydının yoksulların mahallesine düştüğü ve halk tarafından asılmasına karar verilen sahnede "yoksulların kralı", kaderine isyan eden, yoksulları savunmasına rağmen neden cezalandırıldığını soran aydına şöyle diyordu:
"Ezilmeden ezilenlerin krallığına girdin!"
"Halkımız bize ihanet etti" diye bunalımlara giren aydın tipolojisine selamlarımla!

Mutsuzluk ajanları
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) yaptığı araştırmanın sonuçları internette dolaşıyor. Araştırmaya göre Türkiye'de bir ayda ortalama 6 bin çift boşanıyormuş.
Yüksek matematiği kullanıp bu sayıyı ikiyle çarparsak sonuç 12 bin mutsuz insan ediyor. Düşünsenize bu insanlar sürekli sokaklarda dolaşıp "İlişki dediğin yalan arkadaş" diye konuşuyor.
Toplamda en az 72 bin çift (ki bu 144 bin insan eder) bir yıl boyunca memleketin sevgiye, saygıya, karşılıklı muhabbete, hatta giderek hayata olan inancını zehirliyor olabilir diye düşünürsek ve bu verilere boşanamayan mutsuzları eklersek... Bu insanların bindiğimiz taksinin asabı bozuk şoförü, işyerindeki insanlar, arkadaşlarımız, kafayı aidat toplamaya takmış komşular vesaire olduğunu düşünürsek... Bu kadar mutsuz insanla çevriliysek zaten kafa dengesini korumak için nefesimizi tutar gibi neşemizi de içimize atmak zorunda kalıyoruzdur.
Fena oluyoruzdur muhakkak.

Geyik TV!
Ekranda muhabbet salgını. Üçü beşi bir araya toplanıp muhabbet ediyorlar. Her kanalda kadınlı erkekli muhabbet grupları oluşturulmuş, küme çalışması gibi konuş baba konuşuyorlar. Konuştukları konular yine televizyondan alıntı.
Televizyonda izledikleri şeylerden çıkıp yine televizyonda söz ediyorlar televizyon karakterleri. Televizyon kendi kendini konuşuyor bir bakıma. Memleketimiz de oturup kendi muhabbet edeceğine, geyiğe bile takat bulamayarak herhalde bu muhabbetleri izliyor.
Acaba biliyorlar mı? Muhabbet sözcüğü Arapça sevgi sözcüğünün kökünden türetilmiştir. Muhabbet ise "karşılıklı sevgi" anlamına gelir. Ve tüm bu anlattıklarımda sevilen tek bir karakter vardır: Televizyon.

Gidiyorum. Yine: Bu köşe bir hafta kapalıdır. Uzaklara gidip hikâye toplama zamanı. Dönüşte kimilerini öfkelendirecek, kimilerini sevindirecek sürprizler olacak diye umuyoruz. Haftaya görüşmek üzere.

ecetem@hotmail.com








Çetin ALTAN
Bayramlar olsun kutlu, insanlar olsun mutlu...
Önce Marmara çevresini sallayan, merkezi Many...
Melih AŞIK
Tanrı'ya yakarış
Siyasetçilerin, oturum konuşmacılarının hatta...
Fikret BİLA
Barışçı çözüm
"Silahların susması, terörün bitmesi, sorunun...
Hasan CEMAL
Ayıbını yüzüne çarpmak!
Sözcüklerin özgürce uçuştuğu... Sözcüklerden ...
Güneri CIVAOĞLU
Tarihin oyunu
Lübnan, "Türkleri, Ermenilere soykırım yapmak...
Can Dündar
Cumhurbaşkanları giderek yoksullaşıyor
İnsanın kendi maaşını belirlemesi güzel bir ...
Abbas GÜÇLÜ
YÖK'te neler oluyor?
YÖK'te önceki gün çok önemli bir toplantı var...
Metin MÜNİR
Silahlara veda
İlkokul üçü Yeni Cami'de bitirdikten sonra dö...
Hasan PULUR
Hiciv ve bayram...
BUGÜN arife, yarın bayram...
Derya SAZAK
Vietnam'a dönüş
'Tarihin Sonu' kitabının yazarı ABD'deki neo-...
Meral TAMER
Aynı yatağı paylaşmak, uzlaşma gerektiriyor
Son dönemde bazı kesimler ısrarla Ramazan Bay...
Ece TEMELKURAN
Satılık disütopya!
"Ben Firarda! Acun Firarda!"
Osman ULAGAY
Nobel bizim neyimize?
Geçen Pazar bu köşede yer alan "Orhan Pamuk N...
Güngör URAS
Bayram alışverişi cansız ve neşesiz
Önceki gün, bayram alışverişini izlemek için ...
Serpil YILMAZ
'Bizden önce Erdemir'de tarikatlar savaşı vardı'
Oyak Genel Müdürü Coşkun Ulusoy'un, 19-20 Eki...

© 2006 Milliyet