
|
|
|
 |
|
|
UFUK GÜLDEMİR
'Patron olmak zorunda kaldım'
Habertürk Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Güldemir, "Karakterimin özellikleriyle gazeteciliği örtüştürebileceğim tek yer kaçınılmaz olarak patronluktu" diye konuştu
Habertürk Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Güldemir, önceki akşam Melih Meriç yönetimindeki Basın Kulübü'nde gazetecilerin sorularını yanıtlarken, kişilik özelliklerini de kapsayan koşulların kendisine "medya patronu olmaktan başka çare bırakmadığını" söyledi.
Basın Kulübü'ne Habertürk Ankara Temsilcisi Taki Doğan, DSP Genel Sekreteri Ahmet Tan, gazeteci-yazar Leyla Umar, Habertürk Genel Yayın Müdür Yardımcısı Murat Ongun, Vatan gazetesi yazarı ve televizyoncu Reha Muhtar, Star TV Genel Yayın Yönetmeni Erdoğan Aktaş katıldı. Güldemir'in açıklamalarının bir bölümü özetle şöyle:
BEN "MY WAY" DİYORUM
Benim en büyük idealim genel yayın müdürü olmaktı. Patron olmak gibi bir idealim yoktu ama patron olmak zorunda kaldım. Gazeteci olarak hür gazetecilikle ilgili başarılar mesleki hayatiyet için yeterli değil. Benim eski patronlarıma sorsanız, "Ufuk Güldemir'in gazeteciliği hakkında ne düşünüyorsunuz?" deseniz, hepsi parlak şeyler söylerler. Peki, niye olmadı? Ayrı bazı nedenler söylerler. İşte o ayrı şeylere ben "My way" diyorum, onlar benim yolum. Ayrı şeyler nedir? Kiminin "huysuz" diyebileceği, benim ise "direnç" diyebileceğim şeyler. Dolayısıyla bunlarla gazeteci Ufuk Güldemir'i bir araya getirebileceğim tek yer patronluktu.
TEK ÇARE PATRON OLMAKTI
Yani ben dedim ki, hem gazeteci olup hem de gazetecilikle ayakta kalınabilecek, gazetecilik dışı karakterlerin sorun yaratmayacağı tek alan kendi medyamın sahibi olmak. Ben zaman zaman dik başlı olduğumu, inatçı olduğumu kabul ediyorum. Ama bunlar "ben"dim, karakterimin bir parçasıydı. Bunlar patronların hoşuna gitmeyebilir. Bu nedenle patronlara asla kızmıyorum. Bu karakterimin özellikleriyle gazeteciliği örtüştürebileceğim tek yer kaçınılmaz olarak patronluktu. Patron olmaktan başka çarem yoktu. Benim için tek çare patronluktu.
HABERTÜRK BİR ÖZGÜRLÜK ADASI
Habertürk'ün bugünkü şartlarda ayrı bir özgürlük adası olduğunu düşünüyorum. Bir ölçüyü dikkate alıyorum; gazetecilik dışında başka bir işimiz yok. Sadece gazetecilikle uğraşmak insana teknik özgürlük veriyor, bu daha rahat hareket etmeyi, daha bağımsız hareket etmeyi sağlıyor. Habertürk'ü daha özgür, hükümetten daha bağımsız, hükümetle habersel ilişkiler dışında işi olmayan bir medya grubu olarak görüyorum. Habertürk'ten son 6 - 7 aydır çok memnunum. Habertürk'ün bir eşik çıktığını düşünüyorum. Habertürk'teki yöneticilerimle gurur duyuyorum. Geldiği noktanın göğsümü kabarttığını düşünüyorum. Habertürk kazancıyla, ödediği vergilerle örnek bir konuma geldi. Habertürk'ü satma arayışı içinde değilim, ama talip olanlarla da görüşürüm, ne önerdiklerine bakarım. Nitekim bir yabancı şirketle görüşüyoruz.
HAYVAN ÖLDÜRMEYE KARŞIYSAN...
Ben bu avcılıkla ilgili eleştirilerin avcılıkla ilgili olmadığını düşünüyorum aslında. Bunlar gazetecilikle ilgili diye düşünüyorum, o yüzden önemsemiyorum. O kişilerin asıl söylemek istediklerinin gazetecilikle ilgili beğenilmeyen bir tarafım olduğunu düşünüyorum. Yani avcılığa karşıysan o zaman avcılıkla ilgili konuşmamız gerekiyor. Eğer avlamaktan kasıt hayvan öldürmeye karşıysan o zaman o ayakkabılarını çıkarıp bana vermen gerekiyor, çünkü o ayakkabılar ağaçta çıkmıyor. O ayakkabılar hayvan derisi. Biraz önce yediğin tavuk hayvan. Yani şunu söylemem gerekiyor; öldürmek ile avcılık arasında çok büyük bir fark var.
NEDEN BEYAZ TÜRKLER DEDİM?
"Beyaz Türkler" Özal'ın cumhurbaşkanlığı dönemindeki tepkilere koyduğum bir tanımdı. Bugün televizyonlarda AB grubu dediğimiz kitle aslında beyaz Türkiye'yi oluşturuyor. Beyaz Türkiye, Özal'ın Köşk'te olmasını içine sindiremiyordu, onları anlatmak için kullandım.
'BENİM ESAS AŞKIM CUMHURİYET'
Hasan Cemal "Ben de Cumhuriyet'im" kitabını yazdığı zaman İlhan Selçuk'la Hasan Cemal arasında sıkışacağım gibi bir kaygım olmadı. Benim esas aşkım Cumhuriyet. Üç beş yıl sonra Hasan Ağabey'in Cumhuriyet'le iyi ilişkileri olacağına inanıyorum. Ben nasıl İlhan Ağabey'den randevu alıp gittiysem, Hasan Ağabey'in de bir gün gidip İlhan Ağabey'den randevu alacağını düşünüyorum. Sonuçta bir tane Cumhuriyet var. Hepimizin yapması gereken Cumhuriyet'e destek vermek, bu gazete bizim baba ocağımız. Belli zamanda belli savrulmalar olabilir. Önemli değil bu savrulmalar, onarılır, tekrar Cumhuriyet'e destek verilir. Ben Hasan Cemal'in de bu duygularda olduğunu düşünüyorum. En büyük ağabeyler Cumhuriyet'te olduğuna göre daha küçük ağabeylerin onlara gitmesi gerekir.
|
|
|

|
|