Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 24 Ekim 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Türk futbolunun değeri

Manisa'nın 10 bin kişilik Stadı dışında 2 maç üst üste tamamen dolan stat yok. Naklen yayın değeri düşen tek lig bizimki. Giren onca paraya rağmen durum bu.
Peki bu giren para nereden nasıl ve hangi mantıkla giriyor.
Misal Fenerbahçe'nin sadece Kezman'a verdiği para Fenerium'un bir yıllık cirosundan fazla.
Avrupa'nın first class liglerinden sonra en büyük oyuncu alıcısı biziz. Peki ya satış durumu ne?
Türkiye Okocha'dan bu yana Toshack ya da Terim bağlantılı olmayan yüksek bonservis getiren oyuncu ihracatı yapamıyor. Ondan önce zaten yapamıyordu. Yani yüksek cari açık burada da var.

Belediyeye bağlılar
10 yıl önce başlayan kulüplerin şirketleşmesi dalgası nasıl bir sonla bitti? Takımların yüzde 80'i bizzat belediyeler tarafından kamulaştırılmış durumda. Dernekten şirkete geçmeye çalışırken yerel yönetimlere teslim olundu. Belediye parayı kestiği anda kulüpler tepetaklak olacak. Geri kalanları ise ya devletten arazi koparıp alışveriş merkezi yapma derdindeler, ya da seçim yatırımı olarak şampiyonluk hediye edileceğine inanıyorlar.
Peki Türkiye Ligi'ni yöneten hakemler en son ne zaman bir Şampiyonlar Ligi maçı yönetti? 6-7 yıl oldu mu?

Galatasaray gerçeği
Geçelim, Şampiyonlar Ligi'nin gediklisi, dünyada en çok tanınan Türk takımı Galatasaray'ın Stadı UEFA tarafından kabul edilmiyor. Ve asıl acısı son 10 yılda kasasına en çok para giren bu batıya açılan pencere harika yönetimler sayesinde batma noktasında. UEFA ekonomik kriterleri tam uygulansa küme düşürülmesi gerekir.
Durum buyken geçtiğimiz yıl en çok ne konuşuldu: Hakemlerin bir takımı şampiyon yapmak için örgütlendiği, İsviçre'yi yenmek için kurulan Conrad Otel örgütü vs.
Geçelim.
Ve asıl önemlisi tam bir futbol ekolünü Galatasaray ve devamında milli takımla yakalamışken arkamıza bile bakmadan terk edip yine bizi dipte tutan o arkaik oyuna hep birlikte döndük.
Ağlayıp sızlayacak değiliz.
Çözüm bulmalıyız. Bunu bulacak olan federasyon başka işlerle uğraşıyor. Kulüp yönetimlerindekiler hoca götürüp getirmek ve kendi profesyonel işlerinin yolunu açmak derdinde. Biz de basın olarak onlara uyuyoruz.
Kişisel hedeflerimizle ortak hedeflerimizi bir türlü örtüştürtemedik.
Halbuki çözüm nettir. Sadece bir tek şeyi yapmak gerekiyor. Kulüp bütçelerinin denetlenmesi. Belediye ya da devletin direkt ve karşılıksız katkısının yasaklanması.
Böylece;
1- Oyuncu ücretleri düşecek ve Türkiye değerinin üzerine çıkan oyuncular otomatikman yurtdışına gidecek. Üst liglerde oynayacak.
2- Paranın kayıtdışı kullanılması durdurulduğu için kara para, mafya işin içinden çıkacak.
3- Parayı kullanarak kendisine fayda sağlayan yöneticiler için futbol çekiciliğini kaybedecek.
4- Eş dost akraba işleri bitecek.
5- Doğru bütçe profesyonellerle yapılacağı için doğru yönetimler gelecek.

Karamsarlık yok
Bu ülke genç futbolu çıkış olarak gören fakir insanların ülkesi. Bir ülkede futbolun gelişmesi için bundan daha uygun şartlar olamaz. Yeter ki ekonomisi doğru yönetilsin.
Yani Türk futbolu gerçek değerini bulsun. Önce düşecektir ama sonra doğal olarak dünyanın en büyük futbol ülkelerinden biri olmamız işten bile değil.

Schumacher'i yaşamak

Üniversitede aldığım derslerden aklımda kalanların başında şu var: "Dünya tarihinde adı geçen bilim adamlarının yüzde 95'i hâlâ hayatta." Bu bilgi insanoğlunun günümüzde nasıl zirve yaptığını anlatıyordu. Tabii ne pahasına ama böyle işte.
Sporda da durum farklı değil. Bizim jenerasyon Zidane'ı, Maradona'yı, Jordan'ı, Tiger Woods'u, Comenechi'yi, Naim'i, Senna'yı Carl Lewis'i vs. gördü. Benim için Jordan'la birlikte en büyüğü Pazar günü veda etti. Schumi kuralların katılaşmasıyla sıradanlaşan F1 pistlerinde çılgınca bir maceracılık, tutku ve sanatçılık sergiliyordu. O gittiği için bu spora olan ilgim azalacak, biliyorum. O Senna'nın yerini doldurmakla kalmayıp belki geçmişti. Şimdi ona bir veliaht gelsin diye bekleyebilecek miyim bilmiyorum. Alonso mu? Hiç sanmıyorum.
Ve bildiğim bir şey daha var. Schumi'yi benim gibi sevenler değil asıl ondan nefret edenler daha çok arayacaklar. Büyük bir sporcuydu yolu açık olsun.

Bir lisan bir insan!

Sivasspor kalecisi Micheal Petkoviç gayet güzel, anlaşılabilir Türkçesiyle maç sonu röportajı veriyor. Öğrenmiş. Yaklaşık 5 senedir Türkiye'de ve artık normal olarak dilimizi konuşuyor. 2 hafta öncesine dönüyoruz. Frankfurttayız. Moldova maçı. Rüştü Petko'yla aynı dönem aynı takıma gelen arkadaşına bağırıyor: "Marco, What I say" Seyirci gürültü yok. Apaçık duyuluyor. Türk Milli Takımı'nda 2 oyuncu birbirleriyle bir başka dilde konuşuyor.
Van Gaal Barça'yı çalıştırır ve takımda 7 Hollandalı oynarken Katalan basını antrenmanlarda bu grubun aralarında kendi dillerinde konuştuklarını iddia etmişti. 8 Hollandalı aralarında kendi dillerinde konuştukları gerekçesiyle eleştiriliyordu. Van Gaal 4 aylık İspanyolcasıyla çıkıp bunun doğru olmadığını, böyle bir şeyin olamayacağını söyledi basın toplantısında.
Ama Türk Milli Takımı'nda İngilizce konuşuluyor. Bu Rüştü'nün suçu değil. Marco'nun da değil. Trabzon'da Türkçe konuşurken Fenerbahçe'ye geldiğinde Portekizceye dönmesi Fenerbahçe'nin sorunu. Hagi'nin 7 yıl kaldığı Türkiye'de bir kez Türkçe konuşmaması, Daum'un hemen hemen aynı sürede 2 kez dilimizde konuşmaması da. Gerets, Tigana aynı.
Dünyada sadece bu şehirde var bu hak. 6 dil bilen Lucescu 4 sene kaldığı bu şehirden dili öğrenemeyip gidebiliyor.
Orhan Pamuk'la dilimiz Nobel kazandı diye övünmek güzel. Ben de övündüm. Ama Pamuk'u çıkaran şehir, onun şehri kendi diline sahip çıkmıyorsa bir değil bin Nobel ne işe yarar ki!

mdemirkol@milliyet.com.tr




SPOR
'Türkiye uğurumuz'
Tigana farkı!
Bir de sizleri görelim!
Turkcell'le bağlan hayata!
Teselli arayışı
'Fener, Seyrantepe'de oynayabilir'
Potanın Beckham'ı
V. Manisa'da Johana sahada
1 puan doyurmuyor
Bayram zehir oldu
Kaf - Kaf geliyor
F1 seni unutur mu?
Belediye'ye son dakika sürprizi: 0-1
Haber turu...
Türk futbolunun değeri
Yazıklar olsun bize!
Bir çift göz neylesin?
Penaltı haftası
3045'lik sorular!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Mehmet DEMİRKOL
Türk futbolunun değeri
Manisa'nın 10 bin kişilik Stadı dışında 2 maç...
Ercan GÜVEN
Yazıklar olsun bize!
Türkiye'nin "Süper" Ligi'nde... Türkiye'nin B...
Uğur MELEKE
Bir çift göz neylesin?
Platini'ye çok itimat ettiğimden değil esasın...
Metin TOKAT
Penaltı haftası
Haftanın belki de en çok faul verilen müsabak...
Nilay YILMAZ
3045'lik sorular!
Yeni moda şimdi bu. Futbol programlarına olan...


© 2006 Milliyet