|
 |
|
|
Bir çift göz neylesin?
Evet, hakemler her maçta en az birkaç tane yanlış ofsayt kararı veriyor ve evet göz denen bu kusursuz organın bir çiftinin ofsaytı her seferinde doğru tespit etmesi tıbben mümkün değil. Platini'nin dediği gibi, artık futbolu yönetmeye daha fazla çift göz gerek
Platini'ye çok itimat ettiğimden değil esasında bu giriş, onun konuşmalarını Henry'nin onaylaması hoşuma giden... Platini iki yardımcının futbola yetmediğini söylüyor ve eğer futbol bir bilim olsaydı unvanı ordinaryüs olacak Henry de, ve hatta tıp bilimi de Platini ile aynı görüşte.
İlk defa 1866'da ortaya atılan ve 1925 yılında son şeklini alan ofsayt kuralı, futbolun kuşkusuz en zor işlerinden biri. Yanlış bayraklar, her zaman hakem hatası olarak değerlendirilmekle beraber, doğru karar, gözün fizyolojisi açısından ne kadar muhtemel, bu tartışılır...
Ofsayt tespiti için hakemin görme alanında, aynı anda, en az beş hareket eden cisim (hücum yapan takımdan iki kişi, defans yapan takımın son iki oyuncusu ve top) olmalıdır. Bu basit bilgi bile, gözün kapasitesi göz önüne alındığında birçok kararın tartışmalı olmasını açıklayabilir.
Göz, cisimlere odaklanır ve görme alanı içinde kalmasını sağlar. Bunu, sakkadik, sabit takip, denge ve bağlama hareketleri ile akomodasyon yeteneği sayesinde başarır. Ofsayt kararı için, göz, aynı anda hareket eden en az beş cismi ve bunların birbirine göre pozisyonunu saptamak zorunda. Öncelikle eğer, bu cisimler görme alanında değilse, ofsayt kararı zaten verilemez.
Hakemler, cisimlerin yerlerini tespit için, başlarını kaldırdığı zaman gözlerinin sakkadik hareketleri (her iki gözün beraber yaptığı, hızlı, kısa hareketler olup, bir cismin yer değiştirmesi esnasında ve yazı okurken meydana gelen hareketler) başlar. Göz hareketlerinin ve akomodasyon (cismin retinada odaklanması için lens te olan değişimler) yeteneğinin toplamı, tüm cisimlerin tespiti için gereken zamanı gösterir. Dolayısıyla ofsayt kararında ön planda olan sakkadik hareket için gereken süre cismin uzaklığına bağlı olarak ortalama 200 milisaniye (ms)'dir. Akomodasyon için ise bu süre ortalama 360 ms olup, uzaktan yakına fikse oluyorsa 640 ms, yakından uzağa fikse oluyorsa 560 ms'dir. Hakeme göre altı metreden daha uzak bir kişi için, gözün yapacağı akomodasyon süresi daha fazladır. Bu da hata riskini artırır. Hakem için en iyi durum, topun ve tüm oyuncuların görme alanında olduğu anda verilen karardır. Bu durumda gözün akomodasyon yeteneğine bağlı kaybedeceği zaman olmayacaktır.
Futbolun 22 kişiyle oynandığı düşünüldüğünde bütün oyunculara odaklanmak için daha fazla zamana ihtiyaç vardır ve bu da hata riskini artırır. Futbolun çok hareketli bir spor olması ve futbolcuların birbirine göre durumları da bu kararı etkilediğine göre, insan gözünün bu noktada yetersiz kaldığını söylemek yanlış olmaz. Milisaniyelerin kıymetli olduğu bu ofsayt kuralı için, -hakem hatası olmaktan çok- bu kusursuz gözün bile yeterli tecrübeye sahip olmadığı kabul edilirse, futbolun geleceği daha sağlıklı olacak gibi.
Araştırmayı yapan İstanbul Tıp Fakültesi'nden kıymetli okur dostumuz Dr.Gönenç Kocabay, futbola bilgisayar desteği ya da atletizmde olduğu gibi fotofiniş düzeneği kurulmasını öneriyor. Fransız futbol adamı Platini ise, hakem sayısının artırılması tarafında. Karar ne olursa olsun, su katılmamış gerçek, bir aciz organizmanın ofsaytı kusursuz tespit etmesinin imkansız olduğu...
Kaynak: Maruenda FB. BMJ. 2004; 329: 1470-2, Dr. Gönenç Kocabay
Halı saha dediğimiz
Beşerden çift kale futbol, Futsal, Calcetto, Calcio a 5, sokak futbolu, Laola Futbol, 5-on-5, halı saha maçı veya mini futbol... Adı ve kuralları ülkeden ülkeye farklılık gösteren bu oyun kısa sürede tüm dünyada popüler hale geldi ve 11'er kişiden oluşan takımlarla oynanan klasik futbolun bile önüne geçmeye başladı.
Çimento, muşamba, parke gibi her türlü zeminde, iç ve dış mekanlarda oynanan bu oyun, özel birtakım becerilere sahip olmayı gerektiriyor. Top kontrolü, topla temas, hız, esneklik ve hareketlilik bunlardan sadece bazıları.
Oyuncu başına düşen toplam alan normal futboldakinden dört kat daha az. Bunun aksine, oyunun hızı ve her bir oyuncunun topla temas sayısı dört kat daha fazla. Beş kişilik bir takım kurmak için çok büyük bir organizasyon gerekmiyor. Ayrıca bu oyun, katılımcılarının çok daha az vaktini alıyor. İster profesyonel anlamda isterse eğlence olsun diye oynayın, bu tam anlamıyla halkın oyunu! Bu oyunda, eğer profesyonel olursanız zemindeki farklılıklar, kurallar, saha ölçüleri, sahadaki hız ve kontrol ihtiyacı nedeniyle özel giysiler, ayakkabılar ve aksesuarlar kullanmak mümkün. Böylece sahada özgürlüğünü ilan edebilir ve kendini daha iyi ifade edebilirsin.
***
Bizim halı sahada yaptığımız o sıradan maçları, Nike dünya çapında saygın bir spor haline getiriyor. 5'e 5 oyunu ideal olarak kabul etmişler, ve UEFA'nın düzenlediği bir Avrupa Şampiyonası bile var.
Saha normal futbol alanının 4'te biri olduğu için kusursuz bir atlet olmanıza gerek yok. 45 yaşında bile muazzam futsal oyuncuları var. Fenerbahçe teknik direktörü Zico, Fransız futbol efsanesi Cantona bunların arasında. Türkiye'den de eski futbolcular Ümit Davala ve Metin Tekin'in futsal milli takımında olmaya niyetli oldukları söyleniyor. Ben bile düşünüyorum bazen o "Rolinho" denen küçük topu gördükçe...
Geçtiğimiz hafta İtalya Futsal Milli Takımı teknik direktörü Alessandro Nuccorini'yle görüşme şansı buldum ve -Nuccorini'nin yalancısıyım- Türkiye'de 800 bin futsal oyuncusu olduğunu söylüyor! 3 Ekim'de TFF ARPEG koordinatörü Gündüz Tekin Onay'ın düzenlediği basın toplantısıyla Türkiye Futsal Milli Takımı'nın kurulduğu ve Avrupa Şampiyonası'na da katılacağı açıklandı. Milli takımın hocası da Ömer Kaner. O bildiğimiz halı saha oyununun milli takımı kuruluyor. Kaçırmayın...
umeleke@milliyet.com.tr
|
|
|

|