Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Ekim 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
3 Yeni Kuruşluk bir yazı...

Benim Gözlüğümden / Nihat Demirkol

Bayram yazılarının, mutlaka eski bayramları anlatması gerekmediğini varsayarsak, bu sefer eski kuruş hesabıyla aldığımız harçlıklardan bahsetmeyeceğim. Ama "eski kuruşun ahlâkı"yla yenisinin erozyona uğramış halini karşılaştırmak gerektiğini, bir okuyucu mektubundan alıntılar yaparak hatırlatmak istiyorum bugün:
"...Eskilerden gelme 'yuvarlak hesap' alışveriş alışkanlığımızın bu kuruş uygulamasından sonra pek de lehimize işlemediğini fark ettim.
Zira bu küçük kuruşlar, fiyatların sonlarında oldukça karışık ve fantastik küsurat olarak yerlerini aldılar. Bu noktaya kadar pek bir sorun olmasa da, kasaya geldiğinizde biraz 'ara bozucu' olabiliyorlar.
Bunun nedeni, kasada çalışanların alacakları kuruşun hesabını pek güzel yapıp, vermeleri gerekenlere pek de dikkat etmemeleri, yahut vereceklerini gözden kaçırmaları. Bu ihtimali birincisine nazaran daha zayıf görüyorum çünkü 'gözden kaçırmak' her fırsatta hatırlatılmasına rağmen tekrarlanan eylem değildir; ara sıra gerçekleşir.
Diğer bir ilginç şey de bunu dillendirdiğinizde, yani paranızın üstünü istediğinizde maruz kaldığınız şaşkın bakışlar ve uzaylı muamelesi. Bir kabahat işleyip işlemediğimi düşünmeye başladığım sıralarda, karşı taraftan bir de oflama sesi yükseliyor. Ne kadar huysuz bir müşteri olduğumu anlatmaya yönelik olduğunu zannettiğim bu geri-bildirimin ardından kasa açılıyor, az önce verilmeye 'üşenilmiş' (çünkü orada mevcutlar) iki kuruşu veriyor; az önce 3 kuruş için 1 yeni liramı bozup, 2 kuruş eksik vermekte bir sakınca görmeyen, talebim üzerine kasada kuruş olmadığını söyleyen, ısrarım ve yan kasadan alıp alamayacağını sormam üstüne de çaresiz önündeki kasaya yönelen ve az önce olmadığını öne sürdüğü kuruşları bana pişkinlikle uzatabilen kasiyer arkadaşım...
Üstelik kuruşlardaki özensizlik ve üşengeçliğini surat asarken sergilemeden.
Sıkça yaşadığım benzer senaryoların bu sonuncusu, beni ister istemez bir yetkili ile görüşmeye yöneltti. Şaka yollu şikâyetimi merak ile dinleyen mağaza müdürü şimdiye kadar karşılaştığım muhataplarımın en yapıcısıydı. Tabii ki, az önceki sohbete kulak misafiri olduğunu anladığım ve güler yüzümü hiçbir zaman sakınmadığım kasiyer arkadaşım bir sonraki alışverişimde kuruşları azımsanmayacak bir öfke ile avcuma atmasaydı, daha da mutlu ayrılabilirdim süpermarketten..."
* * *
Sevgili okuyucum, bayramlarla kolaylıkla birleştirebileceğimiz bir "eksik"ten daha bahis açmış:
"Neticede, istisnai durumlar dışında kuruşlarınızı alsanız bile bir şeyler eksik kalıyor. Madem güler yüzün bedeli daha yüksek, o zaman ben de 3 kuruşun hesabını yapmaya ve sormaya devam edeceğim..." diye ekliyor.
Buluştuğumuz nokta, bayramın anlam ve heyecanından çok uzak: Geçen her bayramla birlikte, güler yüzün bedeli de artıyor ne yazık ki! Şimdi kuru sıkı bir boşvermişlikle "3 kuruşluk bayramların tebessümsüz alışverişi" demek de mümkün, "eski kuruşların daha ağır çekmesinin sebebi, içindeki gülümsemeydi" demek de. Hele, "kuruşlar geri geldi ama, terbiyesi galiba atılan sıfırlarla beraber uçtu gitti" diye bağlamaya kalkarsak yazının sonunu, yine "nerede o eski bayramlar?" kapısına çıkacak. Ben yazmamış olayım, sizler de okumamış olun öyleyse. Teşekkürler Simten Hanım, iyi bayramlar efendim...


ege@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
3 Yeni Kuruşluk bir yazı...
İthal kömüre neden bu kadar zam oldu?
Sebeplerle yüzleşemedi





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Nihat Demirkol
Özgür Kaynar
Fatih Tanfer

© 2006 Milliyet