|
 |
|
|
'Piyasaya uyan' tarımsal birliklerin yıldızı parlıyor
Tarım reformu, tarım satış kooperatifleri birliklerinin 'şirketleşmesini' öngörüyor. Bazı birlikler, düştükleri darboğazı aşmakta zorlanırken 'şirket' felsefesine uygun strateji geliştirenlerin ayakta kaldığı görülüyor
Banu Şen - İzmir
Özerkleşme yasasının yürürlüğe girmesiyle zor günler yaşayan tarım satış kooperatifleri birliklerinin durumunu fındık piyasasında yaşanan gerilimler ve Fiskobirlik'teki tartışmalar daha da hareketlendirdi. Gözler diğer tüm tarım satış kooperatiflerine çevrildi. 31 Ağustos 2006 tarihli Kayısıbirlik Genel Müdürlüğü görevini bırakan Serhan Bayhan'ın şu sözleri durumu çok iyi anlatıyordu:
"Tarımın bu önemli kurumların tesirsizleştirildiği, geri plana itildiği bir ortama, çok uğraşmamıza rağmen aciz düşmemize dayanamadım. Bu kurumları belki bitirdikten sonra ülke adına hep birlikte çok arayacağız..."
'Pazara' çalışıyorlar
Taskobirlik, Kayısıbirlik ve Fiskobirlik, birlikler arasında en zor durumda olanlar. Özerkleşmenin ardından özel stratejiler geliştiren birliklerse piyasa koşullarına ayak uydurmayı başarıyor. Bunlara örnek Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birlikleri, Marmarabirlik ve Gülbirlik gösterilebilir.
Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birlikleri markalaşma ve pazar etkinliği yolunu seçti, Marmarabirlik üretim odaklı stratejiler yürüttü. Gülbirlik ise özerkleşme yasasının yürürlüğe girmesiyle ilk andan itibaren yeniden yapılandırma sürecinin dışına çıkarak satış pazarlama ağırlıklı faaliyetlere yöneldi.
Birlikler yaşadıkları tüm olumsuzluklara rağmen ayakta kalma savaşı veriyor. Yaşadıkları sıkıntıları ve tarımın geleceği hakkındaki sıkıntılarını sık sık dile getiriyorlar.
'Kooperatifçilikten kopmayalım'
Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, "Tarım politikalarını ulusal çıkarlarımız doğrultusunda kurmalı ve bunları namusumuz gibi korumalıyız" dedi. Çetin, IMF kaynaklı tarım politikalarının çok iyi revize edilmesi gerektiğini söyledi. Çetin, şöyle devam etti:
"Tarım satış kooperatifleri birlikleri, Tarım Reformu Uygulama Projesi (ARIP) ile anonim şirket modeline dönüştürmeye çalışılırken, birlikler yapıları ve tabi oldukları yasa ve ana sözleşmeleri gereği özel sektörle rekabet edemez duruma geldi. Ekonomi bilimi anonim şirketler ile kooperatifçiliği kalın çizgilerle birbirinden ayırmıştır. Anonim şirketler paraya para kazandırır. Kooperatifçilik sosyal bir olgudur."
Zeytinyağından örnek veren Çetin, şunları söyledi:
"Rakibimiz Komili ayda 700 ton stokla çalışıyor. Biz bir dönem 40 bin ton ürün aldık. Batı'da bu noktada devletin stok yardımları başlar. Ülkemizde de kooperatifçiliğin evrensel normlarda yapılması en büyük arzumuz."
Gülbirlik kendi markasını yarattı
Satış pazarlama ağırlıklı faaliyetlere yönelen Gülbirlik'in Başkanı Bolat Tamer kredi kullanmayan tek birlik olduklarını söyleyerek şöyle konuştu:
"İşlevimiz olan gülyağı ve katı gülyağını yurtdışına satarak devam etmiş olsaydık, şu an en sıkıntılı biz olurduk. Dünyada Channel'den Christian Dior'a kadar bilinen ne kadar tüm parfüm ve deodorant ürünlerinin hammaddesini biz satıyoruz. Yüzde 60'ı Isparta'dan yüzde 40'ı Bulgaristan'dan temin ediliyor."
Kozmetikte kendi markalarını yarattıklarını anlatan Tamer, "Rosense markasıyla Türkiye'nin 40 büyük ilinde bayilik sistemiyle mağazalaştık. 1000 satış noktamız oluştu. Gülbirlik'in ana cirosunu yakalamış durumdayız. Yurtdışına 3.5 milyon YTL'lik gülyağı satış rakamımız var ama kozmetikteki satışımız da 3.5 milyon YTL'yi aşmış durumda" dedi.
|
|
|

|