|
 |
|
|
Sefertası fast food'a karşı
Metin Kaplan tasarladığı modern sefertası Nevale'yle uluslararası bir tasarım yarışmasında finale kaldı. Kaplan "Ev yapımı yiyeceklerin fast food'a karşı durabileceğini düşündüm. Hem sağlık hem lezzet açısından. Ev yemeklerini işte de okulda da yiyebilmemiz için ise en iyi çözüm sefertasıydı" diyor
ASLI ÇAKIR
Özellikle iş ve okul hayatında önümüze konulan ya da en yakında bulabileceğimiz yiyeceklerin kölesi olmuş durumdayız. Hem sağlıklı hem lezzetli yemek bulmak neredeyse mümkün değil. Evden yemek taşımak istesek ancak soğuk sandviç gibi yiyeceklerle yetinmemiz gerekiyor. Oysa Türk halkı yıllar önce buna bir çözüm bulmuştu. İşe giden babalar birkaç katlı sefertaslarında evlerinde ne varsa aynını işyerinde de yiyebiliyordu. Tabii sıcak yemeklerde bir ısıtma sorunu oluyordu ama...
Kendisi de fast food yemekten dertli olan İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü dördüncü sınıf öğrencisi Metin Kaplan sefertası meselesini "tekrar ele aldı". Çok daha modern görünümlü, her katı ayrı sıcaklığa ve zamana ayarlanabilen bir sefertası tasarladı. İsmini de Nevale koydu. Bu ürünüyle de Electrolux'ün dört yıldır tüm dünyadaki üniversite son sınıf öğrencileri arasında düzenlediği Electrolux Uluslararası Tasarım Yarışması'nda dokuz öğrencinin arasına girerek finale kaldı.
28 Kasım'da final için Barselona'ya gidecek olan Kaplan 21 yaşında. Günde üç-dört saat uyuyor. Geceleri çalışmayı seviyor. Küçüklüğünden beri arabalar, uçaklar, robotlar çiziyor. Robotlara bayılıyor, "Transformers" çizgi filminden bahsedildiğinde hâlâ nefesi kesiliyor.
Birçok ülkenin katıldığı bir yarışmada kendi değerlerini kullanmak, sefertası çok iyi bir fikir. Sizin aklınıza nereden geldi?
Geçen yılki derecelere baktım, Uzakdoğu'dan katılanlar Çin mutfağına eğilmişler. Onların çubukla yemek yeme kültürüne ithafen ürünler yapmışlar. Daha yöresel tasarımlara açık olduklarını fark ettim. Zaten yarışmanın açıklamasında da "Etnik mutfağın geliştiğini de dikkate alın" diyorlardı. Yarışmanın konusu da "Sağlıklı Beslenme Alışkanlıkları".
"Çocukluk günlerimden hayal meyal hatırlıyorum"
Bizden başka bir şeyle katılabilirdiniz. Davlumbaz olurdu, taşınabilir fırın yapardınız.
Yine bize verdikleri açıklamada insanların mutfaklarına, ev yemeklerine daha fazla zaman harcadıklarını da dikkate almamız gerektiği söyleniyordu. Ayrıca kendim fast food olayından acayip zarar görmüş durumdayım. Bu soruna da çözümün -kendi hayatımda da- evden yemek getirme olabileceğini düşündüm. Ev yapımı yiyeceklerin fast food'a karşı durabileceğini düşündüm. Hem sağlık hem lezzet açısından. Bunun için de sefertası iyi bir çözüm.
Siz hiç sefertası görmüş müydünüz?
Babam devlet memuru. İşyerinde sefertasları vardı. Hayal meyal hatırlıyorum.
Çalışanların yemek ihtiyaçlarını gidermeleri için en eski yollardan biri sefertası. Ama şimdi o tenekelerle işe gitmek garip olabilir.
Ben de önce bildiğimiz sefertasının eksiklerini ortaya çıkarmaya çalıştım. En önemlisi sizin bahsettiğiniz durum. "Out of style" (modası geçmiş) bir şey sefertası. O yüzden önce modernize edilmesi gerekiyordu.
Ayrıca bildiğimiz sefertası gıdaları sıcak veremiyordu bize. Sefertası denince içinde sulu, sıvı yiyecekler de taşınabilmesi önemliydi. Ve bu tür bazı yiyecekleri de sıcak yemek gerekiyordu. Bunu çözmek için teknolojiden yararlanacak bu sefertası. Her katını, kabını ayrı ayarlayabileceksiniz. Yani "İkinci kat şu saatte, şu sıcaklıkta olsun" diye değer girebileceksiniz. Mesela üst kattaki yemeği saat 12.00'de 40 derece sıcaklıkta yemek istiyorsanız o yarım saat önceden ısıtmaya başlayacak, saat 12.00'de istediğiniz sıcaklıkta yemeğinizi yiyebileceksiniz. Ya da tam tersi soğutmaya başlayacak.
Kaç kat olabiliyor bu yeni sefertası?
İstediğiniz kadar kat ekleyebiliyorsunuz. Tek ya da üç-dört kat olabilir.
Bir sefertasında öğlen için ayrı, akşam için ayrı yemek
Isıtmayı nasıl yapıyor? Fişle mi, pille mi?
Ürünün tabanı pil. O pili şarj etmeniz yeterli.
Her kat da ayrı ısıya ve zamana ayarlanabiliyor, nasıl?
Üzerinde küçük bir dokunmatik ekran olacak. O ekranda her kat için değerler girebileceksiniz. Her katın ayrı ekranı olacak. Sadece istediğiniz zamanı ve sıcaklığı gireceksiniz. Bir de saklama koşulunu. İçindeki havayı boşaltacak mı boşaltmayacak mı? Sıcaklıklar gibi her kabın zamanı da birbirinden bağımsız olacak. Çünkü bir yemeği öğlen bir yemeği akşam yiyebilirsiniz.
Ve bu ayarlar için teknoloji canavarı olmamız gerekmiyor...
Hayır. Ürünün mümkün olduğu kadar basit olması için çalıştım. Az tuş kullandım. Ürün açmak için de iki tarafta birer düğme var, ikisine birden bastığınızda açılıyor. Yani birine yanlışlıkla basıldığında açılmasın, yemekler dökülmesin diye. Bu zaten bildik bir güvenlik kuralıdır. İki düğmeye birden kazara basamazsınız.
Nevale'yi açıp da yemeği masamıza çıkardığımız zamanki koku sorunu ne olacak?
İşte havasını boşaltma fonksiyonu hem saklama yani bakteri üremesini engelleme konusunda hem de koku sorunu için bir çözüm.
Çatal bıçak da taşımamız lazım.
Her potun üzerinde bir kapak var. Her kapağın üzerinde de düzlemsel çatal, bıçak olacak.
Yıkama durumu ne? Bulaşık makinesine de girebilecek, değil mi?
Tabii, sıcaklıkla arası iyi nasıl olsa.
Yeşil renk ağırlıkta. Neden?
Yeşil renk insana önce sebzeyi, sağlıklı beslenmeyi çağrıştıyor çünkü.
Bu sadece çalışan insanlar için değil, piknikler, seyahatler için de faydalı bir ürün.
Hedef kitlem temelde ofis çalışanları. Ama öğrenciler için de düşündüm bunu. Beslenme çantası da olabilir. Araziye giden bir haritacı da bunu kullanabilir. Fişten bağımsız, pilli yapılmasının en büyük nedeni de bu.
"Nevale çok bizden bir ürün, ismi de Türkçe olmalıydı"
Nevale ismi nereden aklınıza geldi?
Sefertası olamazdı çünkü o zaten yapılmış bir şey. Bu onun ikinci versiyonu. Nevale yolluk, yolda yenen yiyecek anlamına geliyor. Çağımızda her şeyi İngilizce adlandırıyorlar. Bu çok bizden bir ürün. 40 yılda bir bir şey yapıyoruz, onu da İngilizce yapmayalım, Türkçe olsun diye düşündüm. Nasıl bize yabancı isimli bir ürün daha önemli, gizemli geliyor, bu gizemin de bir albenisi oluyor. Bu sefer aynı gizemi, albeniyi yabancılar yaşasın istedim. Veya Türk de Nevale'yi gördüğünde "Vay be Türkçe bir şey dünya çapında isim yapmış" desin istiyorum.
|
|
|

|