Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Ekim 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Budapeşte sonbaharı


BUNDAN 50 yıl önce Budapeşte'de binlerce genç parlamento binasının önünde toplanıyor ve Sovyet ordusunun Macaristan'dan çekilmesini istiyordu. Stalin'in heykelini yıkan göstericiler, reformcu olarak tanınan eski başbakan İmre Nagy'yi yeniden göreve çağırıyordu...
Sovyet yayılmacılığının ve Soğuk Savaş'ın bu en kritik döneminde, Budapeşte'deki halk ayaklanması, bir devrim niteliğini taşıyordu...
Nitekim Moskova'da Politbüro üyeleri, başta bir şaşkınlık geçirdi. Ama Sovyet lideri Nikita Kruşçev sonunda (31 Ekim'de) son sözü söyledi: Bu ayaklanma Kızıl Ordu tarafından var gücüyle bastırılacaktı...
O günden itibaren 200 bin kişilik bir kuvvet, 2600 tankın desteğinde Budapeşte'ye yürüdü. Direnişçiler (vatansever Macar askerlerinin de yardımıyla) kahramanca dövüştüler. Ancak 10 gün sonra Kızıl Ordu direnişi kırdı. Sovyetler ülkeye hâkim oldu, yakaladıkları yüzlerce direnişçiyi -ve İmre Nagy gibi liderleri- idam ettiler, binlercesini Sibirya'ya sürdüler. Devrim, 2 bin kişinin ölmesine, 13 bin kişinin yaralanmasına yol açtı. Ayrıca 200 bin Macar da ülkeden kaçtı...

"Büyükler"in kazığı
Macar ayaklanması, yakın tarihin en trajik sayfalarından birini oluşturuyor. Kanlı bilançonun yanı sıra, yabancı işgaline ve istenmeyen bir rejime karşı direnişin başarısızlığa uğraması büyük bir talihsizlikti. Bir bakıma, Macar halkı İkinci Dünya Savaşı'nın galip büyük devletleri arasında Yalta'da varılan anlaşmanın bedelini ödüyordu. Macaristan (diğer bazı Doğu Avrupa ülkeleri gibi), Stalin'in insafına bırakılmıştı. Nazi işgalinden kurtulan Macarlar bu kez Sovyet hâkimiyeti altına girmişti.
Macar ayaklanmasının diğer büyük talihsizliği, tam o sırada (31 Ekim 1956) İngiltere ve Fransa'nın Süveyş Kanalı'nı millileştiren Mısır lideri Abdülnasır'a savaş ilan etmesiydi. Süveyş Savaşı Batı'yı bölecek, ABD kendi müttefiklerine karşı çıkacaktı... İşte Batı bu savaşla ve kendi derdiyle meşgul iken, Kruşçev Macaristan'ın "işini bitirme" fırsatını kullanabiliyordu...
Tarihçiler, o zaman ABD'nin veya NATO'nun Moskova'yı durdurma cesaretini gösterip göstermeyeceği konusunda hemfikir değil. Belki de Eisenhower yönetimi bu uğurda Sovyetler'le bir savaşı göze almazdı. Ama büyük olasılıkla ABD'nin sert bir uyarısı ve kararlılığı karşısında Kruşçev de Kızıl Ordu'yu Macaristan'a sürme cesaretini göstermezdi...

Bu kez amaç ne?
Macaristan'da önceki gün, Budapeşte ayaklanmasının başlangıcını (23 Ekim) anmak için, bir tören düzenlendi. Bunun hazırlıkları haftalar öncesinden başladı, pek çok yabancı lider de törene davet edildi.
Ne var ki, bu etkinlik, başka amaçlı gösterilerle gölgelendi. Bu kez parlamento binasının çevresinde toplanan göstericiler, Başbakan Ferenc Gyurcasny'yi ve hükümetini hedef aldılar. Tıpkı birkaç hafta önce olduğu gibi...
Elli yıl arayla meydana gelen iki olay arasında kuşkusuz bir paralellik yok. Macaristan bugün özgür, demokratik bir ülke. Yabancı işgalinde de değil. Son gösteriler Başbakan Gyurcasny'nin "yalan konuştuğu"nu itiraf etmesi üzerine başladı ve bugünkü yönetime karşı bir muhalefet hareketine dönüştü. Ama muhaliflerin sokaklara dökülmesi ve şiddete başvurması, bu hareketin rengini değiştiriyor. Bu olay Macar toplumunun ne kadar kutuplaştığını, acı bir yıldönümünde dahi, birlik ve beraberliğini koruyamadığını gösteriyor...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Töre cinayetleri ve Kürtler
AMERİKAN haber ajansı AP, töre cinayetlerinin...
Çetin ALTAN
'Güncel'in dışına çıkma özlemi
Bir bayramın daha işte yine son günü... Tatil...
Fikret BİLA
'Sağ da CHP'ye yöneliyor'
CHP lideri Deniz Baykal'la Rodos'a giderken s...
Güneri CIVAOĞLU
Kökler
DYP Genel Başkanı Ağar'ın söylemleri, siyaset...
Abbas GÜÇLÜ
Eğitime yön verenler barıştı mı?
Türk eğitim sisteminin en önemli sorunlarında...
Hurşit GÜNEŞ
Pamuk'a verilen ödül Türk halkını sevindirmedi
18 Ekim'de "Orhan Pamuk aşağılayarak mı Nobel...
Nail GÜRELİ
Güler misiniz, ağlar mısınız?
Mizah yüklü bir bayram geçiriyoruz. Güldürücü...
Sami KOHEN
Budapeşte sonbaharı
BUNDAN 50 yıl önce Budapeşte'de binlerce genç...
Meral TAMER
Nobel Barış Ödülü parasıyla en yoksula süt
Mikrokredinin mucidi Bangladeşli ekonomi prof...
Osman ULAGAY
AB - Türkiye ufkunda fırtınalı sonbahar
Milliyet'in dünkü manşeti şöyleydi: "AB'ye de...
Güngör URAS
Pulur, "Kanun başka, hukuk başka" diyor
Dünya'nın en büyük gazino ve otel işletmecisi...

© 2006 Milliyet