|
 |
|
|
İstanbul'daki İtalya
İstanbul İtalyanları dillerini kaybediyor. Yeni nesil Türkçe konuşur oldu. İstanbul İtalyanlarının uzun tarihi yolculuğu bir Türk Katolik cemaatiyle devam ediyor
Fax: (0312) 427 20 64
İstanbul'da bugün sayıları ancak 1500-2 binle ifade edilebilen fakat 20'nci yüzyıl başında nüfusu 35 bine ulaşan bir İtalyan topluluğu vardı. Daha Bizans İmparatorluğu zamanında İtalya'nın muhtelif yerlerinden gelen kolonizatörler Pera yani Galata'ya yerleşmişti.
Giderek Cenova ve Venedik gibi İtalyan denizci cumhuriyetlerin güç kazanmasıyla İtalyanlar Karadeniz kıyılarına, Akdeniz adalarına ve Mora'ya yerleşerek kendi merkezlerini oluşturdular. Osmanlı fetihleri İtalya'yı geriletti; hem Akdeniz'de hem de anavatanında...
Bir türlü iktisadi istikrara kavuşamayan İtalya 19'uncu yüzyılda bu eski doğulu sakinlerinin üzerine önemli ölçüde bir nüfus daha sevk etti. Osmanlı İmparatorluğu'nun verimli topraklarına ve 19'uncu yüzyılda büyüyen şehirlerine ön planda inşaat usta ve işçileri, mimarlar, meyvecilik ve bağcılıktan anlayanlar geldi.
Kuzey İtalya'nın sanayileşen dünyasının bankacı ve sanayici burjuvaları ve eski mağrur aristokrasisi yanında Güney İtalya çöken bir feodal aristokrasi ve fakirleşen, dışarı göçen köylülerin ülkesiydi. Roma'nın güneyi ve Sicilya, kuzeyle bir tezat teşkil ediyordu.
İtalyanların yeni vatanı
İstanbul mimardan kalfaya, basit taşçıya, liman işçisine kadar her sınıf ve her bölgeden İtalyanın yeni vatanı oldu. Nüfusu artan ve toplumsal yaşamı değişen şehirde; İtalyan bankacı, hekim, şirket memuru, tabip, rahip, öğretmen, usta, amele, lokantacı, şekerlemeci, hizmetçi ama işsiz de vardı.
İstanbul, İznik ve Selanik gibi limanları dolduran İtalyanların kendi bölgelerine has şiveleri, Türkçe ve Rumca gibi yerli dillerden adeta özgün bir İtalyanca yarattı. Edmondo d'Amicis "Bu İtalyancayı anlamak zor" diyor.
Asıl tezat bugünkü Pera Palas ve Amerikan sefaretinin bulunduğu cadde üzerindeki burjuva konakları, o zamanın Cihangir'inde yükselen orta sınıf konutları ve Tarlabaşı'ndan Dolapdere'ye uzanan işçi mahalleleri arasındaydı.
İtalyan toplumu, kısa zamanda kendi hayatını yaratan burjuvazi ve orta sınıf gibi, işçilerin de örgütlenmeye ve kendi kulüplerini yaratmaya başladığını gösterdi. Modern İtalya'yı kuran Guiseppe Garibaldi 1835'te İstanbul'daydı. Henüz tanınmamış genç bir gemiciydi. Bu şehirde üç yıl yaşadı ve Societa Operaia İtaliana adlı İtalyan işçi cemiyetini kurdu.
Etnik işçi grupları
Bu hafta 18 Ekim'de şehrimizdeki İtalyan Kültür Merkezi Casa d'Italia'da ünlü devrimcinin torunu Anita Garibaldi dedesiyle ve İstanbul'la ilgili aileden naklen ilginç anılar anlattı. İstanbul İtalyanlarının içinden d'Aranco ve Mangheri gibi sanatçılar, Alman sefareti dragomanı Baron Testo ve Britanya sefareti dragomanı Pisani gibi ünlü diplomatlar yanında, topluluğun hayatını sürdürmesini sağlayan öncü halk adamları da çıkmıştır. Konferansın tertipçisi kültür merkezi yöneticilerinden Roberta Ferrazza'nın önemle vurguladığı nokta da buydu.
Türkiye'de sosyalist partiler ve Türkiye'nin işçi tarihini yazanlar hiçbir zaman bu konulara değinmediler. Oysa işçi hareketi tarihi için Selanik, Beyrut ve İstanbul'daki bu gibi etnik işçi gruplarının da bilinmesi gerekir. Garibaldi Pera'da İtalyan burjuvazisini kızdırmış olmalı ama işçi kulübüne öbür sınıflar zamanla da devam etmeye başladı.
İtalyanların bir kısmının hayatı renkliydi ama bir kısmı Giovanni Scognamillo'nun hatıratında bahsettiği Katerina'sı gibi İtalya'nın bir köyünden gelip hizmetçilik yaptığı evin sokağından ötesini tanımayanlardı. Bir kısmı da işsiz sürünen takımındandı. 1857 Kasım'ında merhametli Padişah Abdülmecid Han bir irade yayınladı; birçok işsiz ve fukara İtalyan ailesine ABD'ye göç etmeleri için navlun parası bağışlıyordu.
Erimenin nedenleri
30 binin üstünde İtalyana ne oldu? Erimeleri için muhtelif sebepler var; kimi durumu düzelince memleketine döndü, kimi başka ülkelere göç etti. Osmanlı hukukunda bir kural vardır: Yabancı kadın alınabilir fakat Osmanlı kadınların yabancı tebaadan adamlara varması memnudur. Bu nedenle damat bulamayan İtalyan kadınları yerli Rumlarla evlendiler.
Mussolini yeni Türk cumhuriyetinin hoş karşıladığı bir diktatör değildi. 1925'te İtalyan okullarının birçoğu kapatıldı; buna rağmen 30 kadar İtalyan okulu halen vardı. 1943'te Galata'daki San Pietro ve Paulo kilisesinin cemaatini sayısının üç bine düşmesinden şikayet ediliyordu. 1983'te ise kilisenin rahibi 15 yıldır yeni doğan bir çocuğu vaftiz edemediği için bize dert yandı.
İstanbul İtalyanları dillerini kaybediyor. Yeni nesil Türkçe konuşur oldu. Boşalan kiliseler Güneydoğu'dan gelen Süryanilere veriliyor ve onlar da Türkçe konuşuyor. Şurası bir gerçek, İstanbul'da Vatikan'ın temsilcisi olan Monsenyör Maroviç de Türkçe konuşuyor.
Anlayacağınız şehrimiz Roma-Katolik cemaati Türkçe ibadet ediyor. İstanbul İtalyanlarının uzun tarihi yolculuğu bir Türk Katolik cemaatiyle devam ediyor. Bu gerçeği sadece biz Türklerin ve yöneticilerimizin değil, herkesin kabul etmesi gerekir.
|
|
|

|