|
 |
|
|
Hep aynı Fenerbahçe
Tam bir yıl önce Fenerbahçe yöneticisi Hakan Bilal Kutlualp'in işi Divan Kurulu'nda bitirildiğinde "Divan'da Müstehcen Durum" başlıklı bir yazı yazmıştım.
Kutlualp'le ilgili kısmı "dava konusu" olduğu için çıkardım. Ancak son bölümde Fenerbahçeli yöneticilere bir mesajım vardı ki, tarih yine tekerrür etti ve alıntı yaptım.
Aynı yazıyı niye yazayım?
* * *
"Artık bu bir "içtihat" olacaktır.
Fenerbahçe Kulübü Başkanı ve yönetimden rol çalmaya kalkan insanlar, kapının önüne koyulmakla kalmayacaklar, halka açık bir şekilde ağır hakaretlere uğrayacaktır. İleride Kutlualp'ten daha yürekli biri çıkarsa onu bilemem. Onun cezası ayrıca kararlaştırılacaktır yüce makam tarafından.
Paçası sıkan denesin bakalım.
Uzun uzun düşündüm... Acaba bir mesai arkadaşım bu kadar onuruyla oynanarak kovulsa hâlâ Fenerbahçe yönetiminde kalır mıydım?
Ne zaman sıra bana gelebilir diye bekler miydim?
Ne karşılığı?
Ekran ve şöhret... Muhit ve popülarite.
Hadi canım sen de!
Bende bu hamlık varken kim alırdı zaten pişkin yönetime?
* * *
Maalesef böyle...
Fenerbahçe 21. yüzyıla stat, tesisler, yıldızlar, para, mal gibi büyük kazanımlarla girdi.
Ama iki şeyi yitirdi ki, geri dönüşü hayal gibi.
Birincisi, Fenerbahçe başarısız olunca, Fenerbahçeliler kadar üzülen Fenerbahçeli olmayan kitleler...
İkincisi ise yöneticilik hatta başkanlık için yetişmesi gereken nesiller.
Potansiyel yöneticilerin bir kısmı kenarda durup "onur ve paye" muhasebesi yapıyor şimdi... Sabık yöneticiler ise ya kaçarcasına gitti. Ya da kovuldu.
Kalanlar ise "başkana kayıtsız şartsız itaat" ile eğitildi.
Onlardan "geleceğin başkanı" çıkması şüpheli.
'Linç'i unutturamazlar
Doğrusu, Ayhan Akbin'e menajeri olduğu Ankaragücü tesislerinde reva görülen "linç girişimini" yazarken hayli tedirgindim.
Son anda yetiştirdiğim için Ayhan'dan başkasıyla görüşememiştim.
Gazeteci jargonuyla "çek etmedim".
Kim bilir, uğradığı travma nedeniyle belki de objektif değildi, taraftarlar ona tekme yumruk girerken Ankaragücü Teknik Direktörü Hikmet Karaman antrenmanı devam ettirmemişti, sezon başında ona menajerlik teklif eden Başkan Cemal Aydın kılını falan kıpırdatmış olabilirdi, emniyet saldırganları içeri atmıştı belki, Ayhan sabaha karşı boşu boşuna kaçmıştı Ankara'dan...
Kim bilir.
Her türlü itiraza açık ve hazırdım.
Sadece birkaç mail aldım Ankaragücü taraftarlarından.
"Ayhan'ın Galatasaraylı olması bile saldırıyı haklı kılmaya yeter" diyorlardı.
O kadar zalim olabiliyorlardı.
Asıl konuşması gereken kulüpten, Karaman'dan "tık" çıkmadı.
Daima ileri
Yanlış anlaşılmasın. Ben cevabı şahsıma istemiyorum. Burası kamuya açık bir köşe. Yüz binlere başkentteki linç girişimini ayrıntılarıyla anlatmışız. Süper Lig'in süper rezaleti ile çıtanın nerelere kadar indiğini yazmışız.
Bir Allah'ın kulu da "yanlış" veya "pardon" demez mi?
Bu kadar mı duyarsızız!
Olayın kahramanları, karakter oyuncuları, figüranları var. Suçlular, saldırganlar, kulağının üstüne yatanlar, duymazdan gelenler. Ve gündeme girmeyecek kadar basit bulanlar.
Ne inkar ediyorlar, ne de özür diliyorlar.
Taraftar menajeri dövüyor. Hoca antrenmana devam ediyor. Menajer Bağdat'tan kaçar gibi başkentten kaçıyor... Kulüpten, federasyondan, medyadan ses çıkmıyor.
Belli ki suçluların telaşındalar... Üstü örtülsün istiyorlar.
Lakin Ters Köşe'nin de bir tarzı var.
Daima ileri.
Bir 'bomba' da benden!
Ersun Yanal'a Galatasaray'dan da teklif geldiğini okuyunca, kıskançlıktan çıldırdım.
Çeyrek asırlık gazeteciyim, böyle bir haber yaratamadım.
Derhal telafi etme kararı aldım.
İşte bomba:
"Başbakan Erdoğan, gelecek seçimler için Ersun Yanal'a milletvekilliği önerdi ve Spor Bakanlığı sözü verdi"!
Yemediniz mi?
Herkese inanıyorsunuz ama.
Hatta zamanında Fatih Terim'in cumhurbaşkanlığı adaylığına bile "neden olmasın" demiştiniz.
Bize gelince mi uyanık kesildiniz.
Vestel Manisaspor ligin zirvesinde kaldıkça böyle haberlere alışsanız iyi olur. Hele bu hafta Fenerbahçe'yi yenerse falan... Aman aman...
Verin gitsin!
Spordan Sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Mehmet Ali Şahin, Fenerbahçe ve Galatasaray'ın Seyrantepe konusunda karşı karşıya gelmelerini anlayamadığını söylemiş ve "İmkan olduğunda, talep ortaya çıktığında her kulübümüze elimizden geldiği kadar yardımcı oluyoruz" demiş.
Evet... Tam da bu yüzden birbirlerine giriyorlar sayın bakanım!..
İmkanlar dahilinde yardımcı olduğunuz için "talep" yaratıyorlar.
İmkan bulmanızı bekliyorlar.
Birine beleş stat. Birine 85 milyon dolar...
Veya elinizden geldiği kadar.
Diğerleri sıradalar.
* * *
Karşı çıkana "düşman", "hain" diyorlar ama mesela ben devletin anayasal görevi öğretim hakkımı kullanmayıp çocuğumu özel okula gönderiyor ve üzerine KDV veriyorum, güzide kulüplerimiz kamu arsalarına tel çekiyor.
Ben vergimi maaşı almadan ödüyorum, onlar vergi borçlarını sildiriyor.
Dalgaya taş koyan "hain" oluyor.
Hak, hukuk, adalet olmayınca "yağma" çıkıyor ortaya.
* * *
Ortada "prensip" yoksa bakan ne yapsın?
Yağma her yerde değil mi?
Saydırmayın şimdi... Şehirleşme, kadrolaşma, ihale, SSK, vs...
Futbolun başı kel mi?
Peki, kamu haklarını savunmayı şiar edinmiş ve mecliste yemin etmiş politikacı, nasıl göz yumar buna?
Birincisi, oy nedeniyle...
İkincisi, halk desteği ile...
Gülmeyin; kamu, kendi malının yağmalanmasına tepkisiz kalıyorsa, hatta futbol kulüplerinde olduğu gibi seviniyorsa, politikacıya ne.
Dededen kalma arazi ile babadan kalma parayı istemiyorlar ya.
Verin gitsin.
Emekli kuyruğunda inleyen amca, pazar artıklarından tencere kaynatan teyze, işsiz üniversite mezunu, ümitsiz köylü, bilinçsiz işçi, dirençsiz memur, tevekkel esnaf, ithalat esiri sanayici, bunalımdaki öğrenci bayram etsin.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|