|
 |
|
|
Geleneksel kadının sosyalleşmesi
İKİ konu: Mudanya müftüsünün kadınla erkeğin tokalaşmasını sakıncalı bulan vaazı ve İstanbul'un iç göçle oluşmuş ilçesi Bağcılar'da "kadın parkı" yapılması...
Her iki konunun da dini ve sosyolojik yönleri var. Önce dini yönleri.
Hayreddin Karaman gibi saygın din âlimlerinden oluşan bir kurulun yazdığı ve Diyanet Vakfı'nın yayımladığı "İlmihal" kitabı, "Kadın ve erkeğin tokalaşmasını yasaklayan bir ayet olmadığı gibi, Hz. Peygamber'in bu yönde bir sözü de yoktur..." diyor!
Peygamberimizin yaşadığı toplumda kadınla erkeğin tokalaşması âdeti yokmuş. Bunu belirten rivayetlere bakarak, geçmişte bazı din bilginleri kadınla erkeğin tokalaşmasının günah olduğunu yazmışlar, yani eski bir geleneği din kuralı zannetmişler.
"İlmihal", bu rivayetlere bakarak kadınla erkeğin tokalaşmasının günah olduğu sonucuna varılamayacağını, tokalaşmanın gelenek ve kültürle ilgili bir mesele olduğunu anlatıyor. (Cilt 2, sf. 477 - 478)
Günah bile olmadığı halde, hele bir de "Nikâh düşer" gibi ölçüsüz ve fevkalade ağır yaptırımlar koşarak, bugünkü toplumda müminler için hayatı yaşanamaz hale getirmenin mânâsı yok! Başbakan ve eşi herkesle tokalaşıyorlar, elbette tokalaşacaklar; nikâhları mı düşüyor?!
Peygamber zamanında
Kadın parkına gelince... Evvela, Hz. Peygamber zamanında böyle sırf kadınlara veya sırf erkeklere ayrılmış sosyal alanlar var mıydı?
Konuyu hadis profesörü Hayri Kırbaşoğlu'na sordum, cevabı şöyle:
"Peygamber Efendimiz zamanında, sosyal hayatta kadınlar ve erkekler için tahsis edilmiş ayrı mekânlar yoktu. Kadın ve erkek sosyal hayatta ayrıma tabi değildi. Buna abdest almak, mescide gitmek, pazar yeri ve eğlenceler dahildir; ayrım yoktu."
Kırbaşoğlu devam ediyor:
"Peygamberimiz zamanında özgürlük esas, kısıtlamalar istisna idi. Zamanla tersi oldu, özgürlük istisna, kısıtlamalar esas hale geldi. Zamanımızda da böyle maalesef."
Demek ki, kadınlara özel park yapmak dini bir gereklilik değil.
Kadın parkı?
Sosyolojik tarafına gelince... Kadın parkı yapmak 'kapalı' kadını büsbütün toplumdan soyutlayarak kaç-göçü mü güçlendirir? Yoksa 'kapalı' kadının sosyalleşmesi için açılan bir pencere işlevini mi görür?
Bu sorunun cevabını önyargılarımızla veremeyiz. Bilimin temeli "gözlem ve deney"dir. Şanlıurfa ve Konya'da açılan kadın parklarının etkisinin ne yönde olduğuna dair elimizde bilimsel araştırmalar yok.
Hiçbir somut ve ampirik veriye dayanmadan ben hissiyat olarak 'kadın parkı' kavramına çok sıcak bakmıyorum.
Ama Belediye Başkanı Feyzullah Kıyıklık, şehirleşmenin insanların umuma açık yerleri kullanmasıyla gerçekleşeceğini hatırlatarak, kendi semtinde kadınların çekingen davrandığını, parklara pek gitmediğini, kadın parkıyla kadınların voleybol, basketbol oynamasını, çocuklarını gezdirmesini amaçladıklarını söylüyor ki, bunlar tarafsız sosyologlarca araştırılmaya değer gerekçelerdir.
Bakalım, meseleyi ideoloji kavgasına dönüştürmeden, sosyolojik araştırma verileriyle sonuçlandırmayı başarabilecek miyiz?!
Herhalde Türkiye'de kadının sosyalleşmesi yeterli düzeyde değildir, bunu hızlandırmak için yaratıcı, özgürlükçü, teşvik edici yeni yollar, metotlar geliştirmeliyiz.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|
|

|